Sayılar ve Zehir
insan kendine acır bazen!.toplumun çektiği acının yanında, hiçtir belki de bu!..
"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, kağıda dökülmüş şarap lekesidir." - Charles Bukowski (Kurgusal Alıntı)"
"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, kağıda dökülmüş şarap lekesidir." - Charles Bukowski (Kurgusal Alıntı)"
insan kendine acır bazen!.toplumun çektiği acının yanında, hiçtir belki de bu!..
MEB Sayın Özer'in konuşmalarını eleştiren bir yazıyı yeni yazdım. Yaptığı konuşmaların insani ilişkiler taşımadığı gibi, Sayın Özer'in narsist açıklamalar yaptığından söz etmiştim. İddialarımın tamamından vazgeçiyorum. Sayın Özer, düşünme becerisinden yoksun birinin tavrını sergiliyor.
Rakibi yenmenin yolu:onu iyi tanımaktan ,taktik ve yöntemlerini bilmekten geçer... İktidar olma konusunda gerçekten samimi iseniz,işte size bazı tüyolar: 1-İşe eğitimle başlayın:-Önce,sizin siyasi görüşleriniz doğrultusunda bir dershane açın.-O dershanede ders verecek öğretmenleri yetiştirecek birimler oluşturun,öğretmen adaylarınızı gençlerden seçin.
iyi ki geldin Tosun Memet!..:)
Bu millet de hava atmaya amma meraklı... Face ve Twıttır da bir çoklarımızın, tanıdık tanımadık dolu arkadaşı var. Kimileri ile teşrik-i mesaimiz olsa da zaman zaman, kimileri ile de karşılaşmış lığımız olmadığı gibi sosyal medya da bile merhabalaşmamışız... Bir yakın arkadaşımızın, arkadaşıymış, ekle demişler, iyi çocuktur ya da
Tuluk, yaşamı boyunca şiirde bir arayış içinde olmuş. Yazdıklarıyla yetinmemiş ve hep en iyiyi, en güzeli bulmaya çalışmış. Onun tek derdi, tek amacı şiirde mükemmele ulaşmak ve okuyucuya kusursuz bir şiir sunmak olmuş. O, şiiri, akan bir nehre benzetiyor:
İslam ve rejim çetrefilli ve uzun tartışma gerektiren bir konu.
Konuyu peygamberin ölümüyle başlamak sanırım daha isabetli olacak.
Sizler, yeni Türkiyenin genç çocukları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.
Talip Güvel, Karacaoğlan şiirleri okur ve o tarzda şiirler de yazardı. Tabii o zamanlar tam olarak şiiri bilmediğim için pek anlamazdım. Ölçülü, kafiyeli, sanatlı şiirler yazardı. Babamda da şairlik vardı. O da kendi çapında şiirler döktürürdü. Bazen bu ikili evde otururlar, birbirlerine yazdıkları şiirleri okur ve saatlerce şiir
İnsan fıtratı, yabancılaşmayı, eksilip bütünlüğünü kaybetmeyi ve yozlaşmayı geçen zaman içinde -negatif, pozitif etkileşimlerle- değişebilir. Bu yüzden bir bütünlük şuuru olmadan birinin başka birine hoşgörüsünün olması düşünülemez ama, fakat ve lakin belki hoşgörünme çabası olabilir
Çok hazindir ki, kendisini devlet zanneden ve devletin başına çöreklenen çoğunluğu cahil, sözde politikacı ve devlet adamları, Platon’un adını bile duymamışlardır…