Suç Duyurusu
Yazarın şikayetçi olduğu her ne kadar en çok kendisi olsa da her bir bireyin eksik kalan yanlarını kaleme aldığı serzenişi, şikayet mektubuna dönüşüyor…
"Benim için bir kitap, bir ayna gibidir; içine bakan herkes, sadece kendi yüzünü görür." - Jorge Luis Borges"
"Benim için bir kitap, bir ayna gibidir; içine bakan herkes, sadece kendi yüzünü görür." - Jorge Luis Borges"
Yazarın şikayetçi olduğu her ne kadar en çok kendisi olsa da her bir bireyin eksik kalan yanlarını kaleme aldığı serzenişi, şikayet mektubuna dönüşüyor…
Sayın vekillerimize de dokunmak için meclis kararı gerekiyor. Dokunulmazlık kalktı mı, artık Allah ne verdiyse, mahkemelerden başlayarak, her türlü normal vatandaşta sayın vekilime dokunabiliyor. Kredi kartlarımız bile dokunmatik aslında, yani dokunmadan geçiyorsunuz kasadan, vekillerimiz olmuş çok mu? Vekillerimizin de artık bu dokunulmazlık zırhından kurtulması lazım...
YZ
Tarih, edebiyat, felsefe, sosyoloji, sanat ve genel kültürle ilgilenmeyen, ilgilenmesi istenmeyen, ancak; bağnaz siyasete bulaştırılan bir gençlik!
Melisa Kesmez
Saftiriklik de bir kimliktir.
Sadece ben olsam, kahreder, kendimden utanırım.
Ama
Etrafınıza bir nazar kılın, göreceksiniz ki nice nice iyi ve saf niyetli milyonlar; enva-i çeşit entrikanın, hilenin, ahlâksızlığın, gaddarlığın, zulmün ve baskının burgacında boğuluyor...
Hayat bu kadar da çelişkiyi barındırmamalı içinde.
İlk kitabı İntihar İlacı (1985)ndan bu yana; içe dönüklüğü, alaycılığı, dağınıklığı ama cebirsel kurgulu şiiriyle kendine has bir üslubu ve dili olan Hüseyin Atlansoyun Yarın Bekleyebilir şiir kitabını okudum ve çok beğendim. Aslında kitap hakkında tek cümlecik özet istense: Atlansoyun kendi ifadesiyle: Yarın bekleyebilir, beklesin! sözüyle tanımlayabilirim.
Kan var, yangın var, kin var bugün. Ve her gün Madımak yanıyor 2 Temmuz 93 yılından bu yana.
Oğlum da geldi dışarı. Kızım yoktu. Ayça nerede? dedim. Odasındaydı dedi. Sallantı artık durmuştu. Yaklaşık 15 saniye kadar sürdü. Hayat normale dönmüştü. Biraz sonra kızım da aşağıdaydı.
Niye inmedin? diye sordum. Masanın altına girdim dedi. Ya kızım, ev yıkılsaydı, masa sağlam kalacak mıydı? dedim. O da
İlk kez 1974 Kasım'da öğrendim 10 Kasım'ı. İlk kez şiiri tanıdım ve şiir okudum o gün. Hayatımda yaşadığım birkaç büyük heyecandan ilkiydi o gün.
Ekonomik değişim beklediniz, olmadı Koalisyon tadında herkesin ortak noktada buluşması şansı oldu, olmadı Parti levhası desen 1938den beri kimseye hayrı yok Demek ki nereye geliyoruz? Bu işler sizin bildiğiniz gibi olmuyor. Olmayacak da
Bugün, pozitif tabiat bilimlerinin sevimli çocuğu olan teknik tüm insan yaşamını kuşatarak, onun ihtiraslarının, zaaflarının tercümanı olmaktadır. Görünüşte getirdiği ferahlık ve huzur aslında zamanla ümitsizliğe ve yoksulluğa dönüşecektir.
Orhan Pamukun Kar Romanı
Orhan Pamuk, Nobel Edebiyatı Ödülü almasından sonra okuduğum bir yazar oldu. Daha önce hiçbir romanını okumamıştım. İlk Önce Benim Adım Kırmızıyı okudum. Sonra Kara Kitap ardından Masumiyet Müzesi ve son olarak da Kar adlı romanını aldım elime
Orhan Pamuk ile
Şebnem İşigüzel