Kendi İnsanını Sevmeyen Toplum (KİST)
Binlerce kilometre uzaktaki Türkiye'de eylemleri televizyonlardan canlı yayında izleyen bizlerin de kelimenin tam anlamıyla kanı dondu....
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Binlerce kilometre uzaktaki Türkiye'de eylemleri televizyonlardan canlı yayında izleyen bizlerin de kelimenin tam anlamıyla kanı dondu....
Bilindiği üzere Hz. Meryeme, Allahu Teala bir evlat bağışlamıştır. Bu çocuğun cinsiyeti de erkektir. Tıbben de karşılığı olan bir üreme sistemiyle evlenmeden Hz. Meryemin sahip olduğu bu çocuğa(olaya) karşı hem Hz. Meryemin kendisi hem de çevresindeki insanlar(!) hayretler içerisine girmiştir. Hz. Meryem, vahiyle teskin olurken; etrafındaki insanların(!) da
İnsanı diğer varlıklardan ayıran,onun düşünme ve idrak edebilme kabiliyetidir.Bunun dışında,öteki canlılardan çok fazla bir farkımız yoktur.
Memduh Şevket Esendal
Kendine ait vazifeyi yaptıktan sonra neticesini Allah’tan beklemeye tevekkül,bunu yapana da mütevekkil diyoruz.Mütevekkil insan,sebeplere tevessül ettikten sonra sonucunu Allah’a bırakır.
Ortadogunun gelecegini iceren bu Makale de ciddi kritikler ve.....
Acaba televizyonda yoğun şiddet içeren görüntüleri seyretmek çocuğu şiddeti taklit etmeye, şiddete karşı hoşgörülü olmaya, şiddete karşı duyarsız olmaya, şiddeti genel geçer bir insan ilişkileri yöntemi olarak kabul etmeye iter mi?
Aç gözlü olmayıp hırs göstermemeye,kısmetinden fazlasına göz dikmemeye kanaat diyoruz.Helâl ile yetinip haramı reddedene,az şeyi de olsa kısmetine razı olana “kanaatkâr” ismini veriyoruz.
Bu metin, El-Kebir (Büyük) ve ekber (daha büyük) kavramlarını dilbilimsel ve teolojik açıdan inceliyor. "İsim-i tafdil" olarak bilinen kıyaslama yapılarının Allah'ın mutlak büyüklüğü bağlamında nasıl anlaşılması gerektiğini vurgulayarak, tevhid inancının dilsel boyutunu açıklıyor.
Ünlü yazar Yakup Kadri, "Ankara" adlı romanında, "O milli ateşin hararetinden bu buzdan şehir maketi nasıl çıkmıştı?" diye veryansın eder. Şair dostum küçük İskender, Ankara'yı "En kara" diye tanımlar.
“Demiryolu Hikâyecileri” öyküsünde Atay: Ama gene de ona yazmak, hep onun için yazmak, ona durmadan anlatmak, nerde olduğumu bildirmek istiyorum. Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba? diyerek bizi bize çevirmek ister.
Bu belirsizleşmenin kaynağa dönüş olarak yansıması ise, bioloji alanının belirsizleşmesi olur. Ancak bu belirsizleşmeyi taşıyıcı olan kuantum olgusu veya temel parçacıklar sorunu bioloji olanın da bir parçalanma gerilimini oluşturur.
“Çift rollülük” kısaca öğretmenin sınıfta tekken iki kişi konuşuyormuş gibi yapmasıdır.
İhsan Oktay Anar