"Ganimet"i Görünce Uzlaşıdan Vazgeçmek...
Dün ulus(o)alcı Kemalist,
Milliyetçi muhafazakar,
Sağ liberal,
Dindar muhafazakar,
Kürt milliyetçi..
"Yeterince uyuyamadıysanız, her gün 15 Ocak gibi hissettirir." - Franz Kafka"
"Yeterince uyuyamadıysanız, her gün 15 Ocak gibi hissettirir." - Franz Kafka"
Dün ulus(o)alcı Kemalist,
Milliyetçi muhafazakar,
Sağ liberal,
Dindar muhafazakar,
Kürt milliyetçi..
Sevdiğim bir atalar sözüdür. ''Kan kan ile yıkanmaz derler.'' Şimdiye kadar şiddet neyi çözmüş ki bundan sonrada çözsün. Bilirsiniz bizim Güneydoğu Bölgemizde de yıllar yıllar süren aşiretler arasında kan davası olmuştur. Bir yere gelmiş tıkanmıştır insanlar ve o aşiretler ile aşiretleri yönetenler, bu iş kıyamete kadar sürmez demişler,
YZ
1 Mayıs’a örgütlü bir biçimde katıldıklarına ilk kez tanık olduğum, kocaman pankartlarının ardında, futboldaki sömürüyü algılamış, isyan eden taraftar grupları… Kolejliler ve Vosvosçular… Evet bu örgütlenmeleri, Taksim kutlamalarında, ben ilk kez görüyordum.
Oyuncuların, sinemacıların ve aklınıza gelen her meslek grubunun kortejleri de her zamankinden kalabalıktı…
Ahmet Ümit
Dünyanın tüm servetinin, sadece %1 nüfüsunda bulunduğunu söylüyor radyo. Sadece bunu söyleyip susmuş gibi. Kocaman bir sessizlik, ardından yayılan dalgalar gibi aklıma, durdurulamayan savaşları getiriyor. Tüm bunlar, koca evrende, bir iğne deliği kadar olmayan biz için büyük değildir de nedir ?
Küçücük bir çocukken, kötü havalarda bahçeye çıkamaz, annemle birlikte komşu kadınların toplantılarında zorunlu olarak bulunurdum. Onlar, “Bunlar çocuk nasılsa anlamaz” diye ya da kendi aramızda oyuna daldığımızı düşündüklerinden, yanımızda her konuyu konuşurlardı. “Ah, vah… Nasıl yaptın kız?... Canın yanmadı mı?... Eee sonra ne yaptın?... Canlı mıydı?... Kıpırdadı mı?...
Magazin programları artık çığırından çıktı. İnsanların özel hayatlarını parça pinçik, didik didik ediyorlar. Ediyorlar da ne oluyor? O hayatlara özenen yüzlerce genç kız, star olma bahanesi ile evden kaçıyor, büyük şehirlere doğru yelken açıyor. Binlerce delikanlı işini gücünü bırakıp hayal dünyasına koşuyor. Bunların bir kısmı olağan üstü çabalar
İstanbul'un izbe bir semtiyim. İçimde öldürülecek, iç organları çıkarılacak, birileri var. Korku kol gezmekte tüm bedenimde. Hücrelerimde ve organlarımda tutsaklık ve açlık var. İstanbul'un zindan taşlarıyla örülmüş kaderim. Yedi tepesinde yüreğim bir elma sepeti. İçimdeki duygu elmalarım yuvarlanmakta yokuş aşağı. Kaygılarım, endişelerim sağa sola dağılmakta.
Hayat, ömrümüzde boşlukları doldurmamız için bir bize verilen en güzel bir fırsattır, bu fırsat bir defa elden gitti mi geri dönüşü mümkün değildir. Hayat bilin ki ömürle dosttan bize gelen bir gülümsemedir,
Ey sosyalist sevgilim. Haksızlığa uğrasam, benim için oturma eylemi yapar mısın? Açlık olsam, ekmek kavgam olur musun? Düzen beni dümdüz etmeye kalksa, benim için dağ olur musun? Gesi bağları olsam benim için saz olur musun? Hep tabureler, tahtım olmuştur. Benim için çay ve simit olur musun? Üşüdüğümde parkam,
Ezberinde yedi renk dünya, sesinde yalnız gerçek bir rüya! Sevgiyle dolan, eskiyi unutan, dertsiz, geleceğe bulanan! Bu akşam, rengin, hüznün, keyfe keder anıların ölüm günü olsun!
Söz yazılır kelam olur.
Gönül özler dil lal olur.
Bir sırrı bir başkasına veren kişi, paylaştığı için kendisini rahatlatabilir; ama karşısındaki insana da ağır bir yük yüklediği için büyük bir kötülük etmiş olur. Sırlarını benimle paylaşan insanlardan o yüzden hep kuşku duydum: Dost mu, değil mi? diye.
Yaşar Kemal