Sen Ben Ol, Ben Sen Olayım...
Sen ben ol, ben sen olayım...
Aydınlatalım birbirimizi, sen benim yolum ol, ben senin yolun olayım...
"Bir klasik, söyleyeceklerini söylemeyi hiç bitirmemiş kitaptır. — Italo Calvino"
"Bir klasik, söyleyeceklerini söylemeyi hiç bitirmemiş kitaptır. — Italo Calvino"
Sen ben ol, ben sen olayım...
Aydınlatalım birbirimizi, sen benim yolum ol, ben senin yolun olayım...
Hayat insana o kadar çok kapıyı açıp o kadar fırsat veriyor ki...
Ama önemli olan doğru zamanda doğru yerde doğru kapıyı seçebilmek.. Bu da sadece insan mantığı ile olmuyor, şans faktörü de çok önemli...
Ben mutluluğu buldum,sizlerle paylaşmak istiyorum her duygumu herşeyimi paylaştığım gibi...
Yürek küçüktür fakat tüm gönüllere ulaşır, beyin küçüktür fakat sonsuz ve sınırsız düşünce barındırır, göz sadece bir noktadır bütün dünyayı sığdırabilir
Geri dönüp bakınca biz diye birşeyin olmamış olduğunu görmek ne acı.
Ama hayat devam ediyor. Yaşamak ise yaşıyorum bende. Güneş görmeyen, sulanmayanbir çiçek ne kadar
dayanabilirse o kadar dayanıyorum. Köklerim kurumadı hala...
Bir yerlerde derinlerde hep bir ümidim vardı. Belki saçma ama
Usulca sokuluyorum köhne yerlerine anlık doyumsuzlukların geliyor sıkıca tutuyorum onları eğer yenilirsem bu şizofrenliğimde burada bitecekti.Devam etmeliydi.Evetgördüm o ayrı özgürlüğünü,asiliğini ama uzaklaşmak istemedim oradan yazmalıydım hem ‘de herşeyi.
anlaşıldı mertlik bozuldu.. bozuk insanlık moda oldu. gösteriş mezunu insanlar pay biçti kendilerine pasta diliminden.
Rüzgar aşıktır tene, dokunur; sarılamam
Değer geçer buse almaz yanağımdan
Gizli bir şey bağrıma bastığım
Atsan atılmaz satsan satılmaz yalnızlığım
Ne bileyim işte, eksik bir şey var.
Sen tanıdık yolları arşınlıyorsun şimdi bildik adımlarla...Yabancılık çekmiyorsun yıldızlarına buz asılı akşamlara...Kimbilir kaçıncı kez yastıkta iz bırakan başın yalnızlığa kulaç atıyor uyku okyanuslarında...Hatta o kadar yorgunsun ki, belki de düşlerin
Günlerden bir gün aşkımı bir ada iskelesinde kaybettimve belki aşkıma ihanet etmek için belki de onu unutmak içindir bilmiyorum.Kendimi yeni bir vücut ararken bulmuştum. Buldum mu diye sorarsanız?yazıyı okumanız gerekecek...
İmzamı bıraktım yüreğinin en derin yerinde...
Dokunduğun her tende parmaklarının uçlarında ateşler yanıyor biliyorum. Oysa yumuşacık, tutku vadeden bir aleme kapılmayı bekliyorsun. Olmuyor biliyorum. Olmayacak da sevgili. Çünkü ben imzamı bıraktım teninde…Binlerce parmak dokunsa da tenine, gül tenimin kokusunu silemeyecek. Benim dudaklarım hesapsız açıldı dudaklarına, başka
“ Şu dağlarda kar olsaydım / Bir asi rüzgar olsaydım / Arar bulur muydun beni / Sahipsiz mezar olsaydım “
Sözcüklerimi önüme dökerek sana gelen yolların ortasında yürüyorum yalınayak… Dudağımda; hasret kokan o hüzünlü deli kız türküleri… Rüzgar bıraktığında ellerimi saçlarımın her bir teline dolanıyor güzüm ve ben adını heceliyorum mevsimlere. Özlemli avuçlarımdan döküyor kelimelerim, dinle. Bedelsiz seven ve sevdası uğruna canını kurban etmeyi göze alan umutlu bir
Unutulan tenhalarında bir aşk çıkmazının, boğulan ıslaklığında kendi göz yaşının… kimim ve nerdeyim? Hangi sözünle düştü son kalem de yoksa suskunluğun muydu yaratan bu enkazı? Kimsin ve nerdesin? Ne zaman ağır geldi taşımak bir sevdanın yükünü yoksa varolmayan bir sevda mıydı yaşadığım,yaşattığın?
“Sen bu satırları okuduğunda,
Ben kirpiğimde tomurcuklanan aheste hüzünlerimle
Gamlı bir gazelde bitmiş olacağım.”