Sarıyer Böreği...
Yanındayım…
Seni görmek, yüzüne bakmak, “ölsem de olur” dediğim andan sonra,
“hadi biraz daha bak gözlerime”
“ya da sen dur ben bakayım baktıklarıma”
“Az daha, biraz daha, lütfen”
"Okur ölmeden önce bin hayat yaşar. — George R. R. Martin"
"Okur ölmeden önce bin hayat yaşar. — George R. R. Martin"
Yanındayım…
Seni görmek, yüzüne bakmak, “ölsem de olur” dediğim andan sonra,
“hadi biraz daha bak gözlerime”
“ya da sen dur ben bakayım baktıklarıma”
“Az daha, biraz daha, lütfen”
Garabet duygusunun sarmallığında ; Kırık Düşlerin ısrarcı umuduna yenik... Yürek " yok " tan anlamıyor...
En güzeli de, her gece başımı yastığa koyduğumda senin beni hala hissettiğini düşünebilmemdi. Artık bunu yapamayacak kadar büyük bir geç kalınmışlıktayız. Ben bir boşlukta süzülerek senin gülüşünü hayal ediyorum. Bir başkasıysa o gülüşü yaşıyor...
Kalpten kalbe giden yolların uzaklığının üstesinden gelemiyoruz bazen. Uzakları yanı başımızda kılabilsek özür dilemek için gelen çiçekler vazoda kuruduktan sonra acıtmayacaktır artık canı.
Gidişin… Yaktı beni! Susuz kaldım, katıksız… En çok beni ben yapan, senden ayrı kaldım. Yokluğun dedim, gelir-geçer dedim. Ben her ne dediysem içimi yaktı bu gidişin.
Sıradaki şarkılar senden bana geliyor, şiir kitabından rastgele seçilecek mısraları sen okuyorsun bana ve ne zaman mutlu olsam gerçeği hatırlatıyorsun…
İki elimin arasına sığabilecek büyüklükte bir dünyam var.
İnsan okyanusunun ortasında,
Dört tarafının canlıların çevirdiği,
Bir ada gibi,
Bu düşündürücü metin, insan ruhunun evrensel sorusunu ele alıyor: Neden sevmek acı verir? Yazar, aşk acısının kökenini insanın varoluşsal yapısında ve kalbin yöneliminde arıyor. İnsan fıtratında sevme ihtiyacı doğal bir özellik olarak tanımlanırken, bu sevginin nereye yönlendirildiği mutluluğumuzun anahtarı olarak gösteriliyor. Metin, ruhani bir perspektiften aşk ve acı
Aradan 27 sene geçti ve o halen aynı şehirde ve ben halen arada kaldırıma oturur ağlarım. Ama artık yalnız ağlıyorum ismette yok. Hem de bu defa o kadar saklıyorum ki benim bile haberim olmuyor.
Karanlıklarıma gülümseyen güneşim,
Acılarımda sığındığım nefesim,
Gülümsediğimde gamzelerimsin...
Yıldızların altında gezmek için geceleri beklemiyorum artık,
Hüzünlü kirpiklerinin ardında, en ışıltılı yıldızlara benzer senin gözlerin…
Onlar hiçbir zaman sönmez gökyüzünün topraklarında…
Yazmayacağım, sana pembe kalemimle siyah yazılar.
Yazmayacağım, sana yakışmayan hiçbir şeyi.
Aşk iki kişinin hem başrollerini paylaştığı, hem de figüranı olduğu bir oyundur...Başrolde olduğunu zannederken insan, yan rollerden birinin kahramanı olduğunu fark ediverir keskin bir sızıyla. Terk eden rolünü çok iyi oynayan bir oyuncunun karşısında, elbette terk edilen olacaktır senaryonun acımasız tuzağında...
Sonra; sonrası olacak elbet. Zaman geçecek… denize koşacaksın, huzura, kalbin gibi seyredeceksin gün batımı kayıklarını. Gümüş zevraklar gibi olacak ruhun.
Her dalında çiçekler açan bir bahar olamadım ömrünün son deminde affet… Lakin yüreğin yüreğime değdiğinde duyamadığın sessiz çığlıklarım karışırdı geceye, hiç bilmedin. Nefesin saçlarıma değdiğinde rüzgarlı bir Eylül gününde buldum kendimi. Gözlerimi çaldı yağmurlar, ufka bakan kirpiklerimden özlemler akıttım sana doğru. Sevdalı bir mektup olup savruldum, ümitsiz bir