Bre Çocuk Sana Ne Yargıtaydan?
Genç Bakış'ta gençleri izliyorum. Gözlerimin önünden bir film geçiyor. Yirmi küsür yaşında gençler Cengiz TOPEL'leri, kürt meselesini, türbanı konuşuyor.
"Yazmak, aslında ölümü oyalamaktır, ta ki o da sıkılıp gitmeye karar verene kadar." – Franz Kafka"
"Yazmak, aslında ölümü oyalamaktır, ta ki o da sıkılıp gitmeye karar verene kadar." – Franz Kafka"
Genç Bakış'ta gençleri izliyorum. Gözlerimin önünden bir film geçiyor. Yirmi küsür yaşında gençler Cengiz TOPEL'leri, kürt meselesini, türbanı konuşuyor.
Bu sözlerim, TRT programlarında son birbuçuk yılda gördüğüm esaslı program değişiklikleri üzerinedir. Konuyu daha genişletebiliriz.
Biz "idealler" ile büyüdük,büyütüldük..
"Dava" dediğimiz manevi emziklerimiz vardı..
Kimi zaman "Yeniden Büyük Türkiye" ,
Kimi zaman "Milliyetçi Türkiye" ,
Kimi zamanlar da "Bağımsız Türkiye" diye attığımız sloganlar..
Bir topluluk nasıl katmanlı bir (uygar) topluma dönüşür? Katmanlı yani sınıflara ayrılmış; toplumu oluşturan insanlar arasında farklılaşma ve ayrım (kategorizasyon) olmuş. Bunu sağlayan nedir? Katmanlı bir toplum, eşitlikçi bir toplum mudur?
Organik doğanın en temel yasalarından biri eğitimdir..Organik doğayı oluşturan her canlı türü, yaşamını ve türünü sürdürebilmek için, doğal organik yasaların bilgisiyle sınırlıdır..
Ülkemiz dünyanın incilerindendir.
Dört mevsimiyle ferah iklimi, her türlü nebatatı ile doğal bir sera ve çeşitli hayvanatı ile sınırları geniş bir hayvanat bahçesi, denizi, sahili, dağı, taşı, vadisi, ovası, boğazı, kanyonu, yeşili, mavisi ile 784 bin km karelik estetik bir tablo hüviyetindedir.
Bu metin, Osmanlı'nın yıkılışıyla oluşan büyük tarihsel boşluğun günümüze yansımalarını ele alıyor. Avrupa'nın akıl bunalımı ve Doğu'nun yaraları arasında sıkışan insanlığın durumunu sorguluyor. Yazı, tüm acılara rağmen insana ve umuda inanmanın gerekliliğini vurguluyor. Her krizin aslında yeni bir başlangıç olabileceğini hatırlatarak, varoluşsal bir çıkış yolu sunuyor.
“Oğlan anası kapı arkası, kız anası minder kabası”.
Atasözleri, toplumların yaşam biçimlerinden doğarlar ve ağızdan ağza dolaşarak sahip oldukları üç – dört sözcükle bir çok yaşanmış öykü anlatırlar. Değil mi?
Bu metin, modern insanın gerçeklik algısındaki çarpıklığı eleştiriyor. Görmek yerine duymaya inanıyoruz, sahte dostlukları gerçek sanıyoruz. Herkes bir maske takıyor ama kimse bunu kabul etmiyor. Yalanlar o kadar süslü ki gerçekleri göremiyoruz. En çok güvendiğimiz kişiler tarafından yaralanıyoruz. Çağımızın en büyük yanılgısı: görünüşe aldanmak ve içi boş ilişkilere
doğal olarak korkuyor kadınlarımız...diğer tarafta hayat var: güzel, kutsal, dokunulmaz saydığı...özlem içinde ama özleminden uzak!..
Her zamanki gibi bir gunun sonuydu. Yoldan gecenlere dilendigim, onlara dualar okumak zorunda kaldigim ve karsiliginda sadece uc - bes kurus aldigim bir gundu.
İnsanlar belli gayeler için dünyaya gönderilmişlerdir. Dünyaya gelişimizi ve var oluşumuzu asla tesadüf olarak göremeyiz. Zaten kâinatta tesadüfe tesadüf etmek mümkün değildir.Her şey belli planlar ve amaçlar çerçevesinde cereyan etmektedir.
Günlerce, aha şimdi açılan kutunun içinden çıngıraklarını çınlatarak bir yılan çıkacak diye boşuboşuna bekledim.
İskender Pala