Bindik Bir Alamete,gideyoz Gıyamete. Hemide Oyanyıverekten!
Birinin koşarak durağa gelip,aniden durup,ellerini cebine koymasını normal karşılamıştı insanlar.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Birinin koşarak durağa gelip,aniden durup,ellerini cebine koymasını normal karşılamıştı insanlar.
Gazze'deki çatışmalar ve ateşkes süreci hakkında eleştirel bir yazı. Netanyahu'nun insanlık dışı tutumu, Trump'ın ikiyüzlülüğü ve İsrail'in güvenilmezliği vurgulanırken, Filistinlilerin evlerine dönme umutları ve yaşadıkları belirsizlik çarpıcı bir dille anlatılıyor. Yazar, uluslararası anlaşmaların samimiyetini sorgulayarak Ortadoğu'daki siyasi ikiyüzlülüğü gözler önüne seriyor.
Aşağıdaki yazım, telefon konuşma âdabı konusunda
bir düşünce yazısıdır.
Dilimiz gittikçe zehirleniyor. Tabelalardan tutun, sokakta insanların konuşmalarına kadar Türkçe’yi tanıyamaz olduk. Haber spikerleri bile Türkçe’yi doğru kullanmıyorlar. ..
Bu kentte insanlar birbirini omuzlamıyordu. Akrobatik kıvrılışlar, çok sıkışınca inanılmaz yanlamalarla, çarpışmadan, hatta hiç dokunmadan daracık kaldırımlarda yürüyorlardı.
Rahmetli Babam; “Çok şükür, çocuklarımın boğazından haram lokma geçirmedim.” dediğinde, Osmanlı bir kadın olan rahmetli babaannem bu sözler karşısında gözleri dolarak; “Haram lokmanın günahı ocak söndürür, sakın evlatlarına böyle yük bırakma.” derdi.
Çocuk saflığımızla ne demek istediklerini kestiremesek de, haramın kötü bir şey olduğunu anlardık.
yazı,kasım ayı incir alternatif kültür fanzinin de yayımlanmıştır
Eski bir hikayedir, duymuşsunuzdur belki: Tanrı yeryüzüne toplam bir avuç akıl fırlatmış, yeryüzündeki insan sayısı arttıkça, fert başına düşen akıl katlanarak azalmış.
Sembolik bir hikaye elbette.
Bembeyaz bir sayfa. Gözlerim gecenin karanlığında alabildiğine kırmızı, düşüncelerim sinapslarımdan bağımsız, tutamadığım bulutlar
Yağmuru Cennet, baharı rahmet kokan vatanıma Siirt dağlarında yedi Mehmetciğimiz gözünü kırpmadan canını vermiştir. O gece yağmur yağmamıştı semadan. Yedi Mehmetciğim yıldızları giyinip vatan için siper oldular kör kurşunlara..O gece, üzerlerine yağmurları giyinip yıldızları ördüler al bayrağımıza. Zifiri karanlığı gözlerindeki vatan aşkıyla aydınlatıp al kanlarıyla nice cicekler ektiler
İyi bir şey yapayım derken onarılmaz bir acı açarız,Sevdiğimiz insanın kalbine,Sonra da kendi yaptı kendi buldu deriz...
Allah aşkına nereye gidiyor bu insanlık ,nereye gidiyor iyilik amaçlarımız.İnsanlar artık kötü olmak için mi yarışıyor.
Amacımızı mı şaşırdık,gideceğimiz yolu mu unutuverdik.Ne oldu ? Gidiş nereye ?
deli saçması mıdır ki bu
Çinli talebeler Konfiçyus’a sormuşlar:
“Hocam, ülkenin başına geçseydiniz ilk iş olarak ne yapardınız?” o da cevaben:
“Dili düzeltmekle başlardım” demiştir.
Bakın duvarlara!
yaptıkları rengarenk suluboyaları, karası, erguvanı, alı …evet kırmızı şapkasıyla ormanda kaybolan kız masalını anlatan masalcılarıyla uyumamışlar mıydı?
Orhan Pamuk