Yalnızlığımın Birinci Tekil Şahsı
büyüdükçe öğrenip, küçüklüğümdekinden çok daha farklı olduğunu gördüğüm şeyler....
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
büyüdükçe öğrenip, küçüklüğümdekinden çok daha farklı olduğunu gördüğüm şeyler....
Yeni evlenen bir dostumun ilk çocuğu idi anlatacaklarımın başrol oyuncusu her nekadar kendisi insanları bu kadar düşündürücü bir olaya sevk ettiğinin farkında olmasa da…
Bir takım kalıplarla yaşamımızı sürdürmeye o kadar alışmışız ki karşımızdaki insanlara kendimizi tanıtırken bile insan olduğumuz dışında tüm değer yargılarımızı anlatmayı marifet biliyoruz.
toplum içinde oluşan iki sınıf farkını yansıtan bir yazı. sahip olmak ve olamamak veye sahip olsa bile yaşayamamaktır konusu
"Zihinsel ezbercilik" olarak adlandırılan durum, sadece öğrencilerin ders ezberleme alışkanlığı değil, toplumun her katmanında görülen, başkalarının fikirlerini sorgulamadan benimseme ve yeni düşünce üretememe halidir. Bazen "profesyonellik" veya "geleneksellik" maskesi altında gizlenen bu durum, toplumsal gelişimi engelleyen görünmez bir zincir gibi işlev görür ve tüm alanlarda durgunluğa yol açar.
Çevremizde kurbağanın düştüğü yanılgıya düşen insanlar çoktur. Onlar genelde hayatlarından memnun gibi görünürler ...
"Amerika tüm kötülüklerin anasıdır" diye diye dilimizde tüy bitti, ama hâlâ "Ana gibi yâr olmaz" diyenler var.
Tarihin kayıp günlüklerinden birinden notlar...
George Orwell’ın 1984 isimli romanı üzerinden tarih, adalet, demokrasi ve gerçeklik üstüne.
Dilimize anlamlı ifadeler yüklemek isteyen bizler bunun güzelliğini neden düşünemiyoruz? Kendi hayatımızda güzelliklere güzellik katmak isteyen bizler dilimize de gereken özeni göstermeli ve güzel konuşmanın yollarını aramalıyız.
Ölen polisin çırpınan ailesini, küçücük kızının ‘’Babamı istiyorum’’ diye iç çeke çeke ağlayışını iç burukluğuyla izlerken ‘’Artvin’de böyle bir şey asla yaşanmamıştır, asla da yaşanmaz…’’diye düşündüm.
Bademler köyü her zaman ilklerin köyü olmuştur. Köyü ilk olarak tiyatrosuyla tanıdık. Daha sonra köylerinden çıkan bir Takal Baknı'nı, Mahmut Türkmenoğlu nedeniyle daha yakından tanıdık
Düşünsenize; yediden yetmişyediye, çöpçüsünden memuruna, öğretmenine, doktorundan siyasetçisine, vekiline, öğrencisinden avukatına, işçisine işsizine kadar herkes bu bilince sahip olsaydı Türkiye şimdi çok daha iyi bir durumda olmaz mıydı?
Çocukluğumda deniz hjer şeyi alır götürür. Kırk dalga sonra deniz yine ter temiz olur derlerdi. Bu inançla her şey denize boca ediliyordu
Sevmek ve değer vermek. Yalnızca iyi olduğu için, sevgiyi iyiliği barındırdığı için, çıkarsız, beklentisiz, yürekten ve samimice. Sevmek, İnsanı sevmek. Tüm güzelliklerin insanı sevmekle başlayacağını bilmek. İnsanı, gerçek insanı sevmek.
Adile teyzenin tatlı kahkahasının yerini ne idüğü belirsiz bir ruh hastası kadının hezeyanları alıyordu..
www.emrullahemin.net