Bizim Evin Halleri…4
Saate göre bugün bayram, pencereden baktığımda ise yarın…
Saat tam 02:44…
Sevmiyorum artık bayramları…
Birer birer eksilenlerden dolayı mı, tam da ayırtında değilim şu an…
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Saate göre bugün bayram, pencereden baktığımda ise yarın…
Saat tam 02:44…
Sevmiyorum artık bayramları…
Birer birer eksilenlerden dolayı mı, tam da ayırtında değilim şu an…
Düşlerimde geçirdiğim zamanı anlatıyorum sana. Yaptığım hataları anlatıyorum bir çırpıda. Aynaya bakarken tanıdım kendimi ve iç yüzümü. Peki aynanın arkasında ki kişiliğim neydi. Ben kimdim. Veyahut içimde ki o sevgi seline ne oldu. Galiba hepsi düşlerimiz ile birlikte uçtu gitti. Şimdi yazdığım zamanları anlatıyorum kendime.
Bisiklet pedalları araba pedallarıyla yer değişir; bisiklet sürerken yüzüne çarpan rüzgâr yok olur. Yağmurda, karda oynanan oyunların yerini sıcak soba başında sohbetler alır, soğuğun içimizi ısıtan tarafı, yağmurun yüreğimizi temizlemesi yok olur. O kadar basit ve o kadar kolay severiz ki ilk zamanlar, sevdalarımızın acıları zamanla önce şüphe,
Çok küçükken 'İnsan Ne İle Yaşar' adlı kitabı okuduğumda, yazar Leo Tolstoy'un bu soruya cevabının "insan sevgi ile yaşar" olmasına anlam verememiştim. İnsan neden sevgi ile yaşardı ki?
"Yolculuk esnasında camdan bakmak, candan bakmak gibidir. O an içinden geçenler gözlerinden dışarı doğru akar gider." Yani yolculuk candır, kıymetini bilene...
“Ulan şimdi gidiyoruz bir kıyamete geride kalanları kim kapacak acep?”
Sesimi duyurmak için bağırmak yerine, küçük harflerle konuşmanın ruhumu rahatlattığı bir dönemdeyim.Geçici bir büyümüşlük halimidir nedir bilemiyorum ama en azından bu sıralar büyüdüğümü hissediyorum.
Picasso'nun sözünden ilhamla, hayatın özünü sorgulayan düşündürücü bir metin. Gerçek hediyelerin illa parlak olmadığını, çoğu zaman acılarımızda gizlendiğini anlatıyor. Yeteneklerimizi keşfetmenin ve paylaşmanın zorluğunu, ancak verdikçe çoğaldığını vurguluyor. Hayatın "Ne verdin?" sorusunda saklı olduğunu ve bazı insanların, taşıdıkları derinlik nedeniyle geç açtığını hatırlatıyor. Sabır ve kendini keşif yolculuğuna
Bir ışık görüyorum lakin ;
Bana hiçbir zaman ulaşamayacak olan.
Bir kapı görüyorum;
Anahtarı sonsuza kadar kaybolmuş olan.
Bir adam görüyorum;
Dinsel açıdan da böyle değil mi? Devamlı Tanrının hoşnutluğunu kazanmak için ömür boyu yaptığımız tüm dinsel uğraşılar, aslında sevap biriktirmek için değil mi? Yani, gelecekte cennette huzur içerisinde yaşamak için yapılmıyor mu tüm bunlar? Aslında cennet ulaşılacak bir yer değil, yaratılacak bir şeydir. O da, dünyada iken cennete
Spor toplumun sosyal ihtiyaçlarından biridir.Ülkemizde spor yapmak,maalesef,bir ihtiyaç olarak görülmemektedir.Türk insanı spor yapmıyor,spor yapanları seyrediyor.
Maden ocaklarında kaybettim renkli tokalarımı. Göçük altında kalan ustalarıma ağladım. Bir çocuktum bende, babalarını bekleyen diğer çocuklar gibi.
Kemanların ve flütlerin ahengine gözümden akan yaşlar vokal yapmalı.Karşınızda “Hüzün Orkestrası” Güneş bulutların kanatlarını usulca pembeye boyamalı arkada.Dağlara doğru yavaşça çekilmeli sonra.
kaybedilen baharların çocuklarıyız biz...pus yüzlü eylüllerin...
Bahçe duvarının kenarına ekilmiş olan sarmaşık tohumlarının yeşermesini ilgiyle takip ediyorum... Sarmaşık, ne güzel bir bitki değil mi? Ekili bulunduğu alana kollarını yayarak büyüyor. Büyüdüğünde duvar görünmez olacak ve soğukluk yerini yeşil bir duvar halısına bırakacak…
evet düzensiz bir hal aldın sen, çabuk toparla kendini cesaretlen mutlu hırsını yakala, yoksa yaradan gözyaşları acı verecek sana.
Şermin Yaşar