Hüzün Demi
Kemanların ve flütlerin ahengine gözümden akan yaşlar vokal yapmalı.Karşınızda “Hüzün Orkestrası” Güneş bulutların kanatlarını usulca pembeye boyamalı arkada.Dağlara doğru yavaşça çekilmeli sonra.
"Her roman, yazarın kendi cehenneminden bir dilimdir, okur ise o dilimi keyifle yiyen bir iblis." - Stephen King"
"Her roman, yazarın kendi cehenneminden bir dilimdir, okur ise o dilimi keyifle yiyen bir iblis." - Stephen King"
Kemanların ve flütlerin ahengine gözümden akan yaşlar vokal yapmalı.Karşınızda “Hüzün Orkestrası” Güneş bulutların kanatlarını usulca pembeye boyamalı arkada.Dağlara doğru yavaşça çekilmeli sonra.
Bir ışık görüyorum lakin ;
Bana hiçbir zaman ulaşamayacak olan.
Bir kapı görüyorum;
Anahtarı sonsuza kadar kaybolmuş olan.
Bir adam görüyorum;
"Yolculuk esnasında camdan bakmak, candan bakmak gibidir. O an içinden geçenler gözlerinden dışarı doğru akar gider." Yani yolculuk candır, kıymetini bilene...
Çok küçükken 'İnsan Ne İle Yaşar' adlı kitabı okuduğumda, yazar Leo Tolstoy'un bu soruya cevabının "insan sevgi ile yaşar" olmasına anlam verememiştim. İnsan neden sevgi ile yaşardı ki?
Bahçe duvarının kenarına ekilmiş olan sarmaşık tohumlarının yeşermesini ilgiyle takip ediyorum... Sarmaşık, ne güzel bir bitki değil mi? Ekili bulunduğu alana kollarını yayarak büyüyor. Büyüdüğünde duvar görünmez olacak ve soğukluk yerini yeşil bir duvar halısına bırakacak…
Pek çok insanın, sadece cilalı kabuğunu gördüğü bir dünyanın çekirdeğinde yaşananların küçücük bir özeti bu yitiriş. Hani pek çok insanın çok özendiği sahte ışıltılı bir dünyanın gerçek yüzü bu işte.
Bayramın ilk günü ve gecesi evimiz çok hareketliydi…
Tayfun bir önceki gecenin yatılı elemanlarından olduğundan, Özgün sabahtan babasıyla bayramlaşmaya geldi ve bir ara ben mutfağı toplarken, mutfak kapısında gitar çalıp şarkı söyledi ki, hep birden eşlik etmememiz mümkün değildi…
Öyküler vardır sanal dünyanda; yaşamak isteyip de korktuğun. Masalsı eleştirel konuklardan saklanan, yasaklanan, sakıncasal..
Oynarsın; Kelebek kanatlarının zarif renkli çırpınışları gibi, beyne konarsın dolaysız anlamlarınla haklanarak. Kazanılan anlamlara dokunur, uçurumdan aşağıya düşerken bile bilinçli bir rolsel manyaklıkla gülersin; göbeğin katılarak oynaşır, gözlerin boncuk ışığı..
evet düzensiz bir hal aldın sen, çabuk toparla kendini cesaretlen mutlu hırsını yakala, yoksa yaradan gözyaşları acı verecek sana.
Dinsel açıdan da böyle değil mi? Devamlı Tanrının hoşnutluğunu kazanmak için ömür boyu yaptığımız tüm dinsel uğraşılar, aslında sevap biriktirmek için değil mi? Yani, gelecekte cennette huzur içerisinde yaşamak için yapılmıyor mu tüm bunlar? Aslında cennet ulaşılacak bir yer değil, yaratılacak bir şeydir. O da, dünyada iken cennete
İsyan bayrağı çekilmeli oysa arada hayata! Nasıl bağımsızlığını ifade ediyorsa bir ülke bayrağını özgürce dalgalandırınca kendi sularında, öyle şahlandırılmalı bir bireye ait yaşam düşüncesi kendi sınırsızlığında!
Seni seviyorum sözü yanlızca sevgiliyemi söylenir, hayır diyen kaç kişi yakınlarından ailesinden ayrılmadan onların acılarını yaşamadan önce bu sözü söylüyor.
Gece bir vakit aşkların geldiğinde aklına
şerefe demelisin yaşadıklarına...
Faruk Duman