Hayatıma Giren Üçüncü Süper Erkek...
Garip bir sevinç dalgası yükselip dururken içimde, hayatımdaki üç erkeğe de şükrediyorum.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Garip bir sevinç dalgası yükselip dururken içimde, hayatımdaki üç erkeğe de şükrediyorum.
"Bunlar da pişti nine!...Ben soymaya başlıyorum hadi sen dünkü masalın devamını düşün..."
Hayatımın en doyumsuz anlarıydı onlar. Bir tabak kızarmış, soyulmuş kestane ve ninem...
Tomurcukların başını asker botuyla ezmek adettendir.Gülümseyen çiçekleri öldürmek de...
Yazabildiklerim; yazamadıklarım ve yazamayacaklarımın yanında o kadar az ki... Cüce gibi görünüyor dev acımın yanındaki kelimeler...Ne anlatsam, ne söylesem boş... Güneşlerin doğduğu evrende seninle kavuşmaya dair umutlarım gri lekelerle dolu, loş... Rahat uyu canözüm annem, hayat katanım, ömrünü adayanım...Elle tutulur, gözle görülür olmasa da; kızının yüreğinde capcanlı yaşıyorsun
Başarısız... Beceriksiz... Yetersiz insanlar...
Başarılı... Becerikli... Yeterli kişileri eleştiriyorlar hep!
Neden mi yapıyorlar?
Hasetlerinden? Evet...
Saplantılı egolarından? Evet...
Yediveren gül bahçem
Hayat elbiselerimi bohçalayıp koyduğum naftalin kokulu sandığım…
…şimdi otur…uzan biraz… avuçlarıma doldur ağrılarını…
…uzan biraz…ve dinle…
…sana mavi masallar anlatacağım…hiç duymadığın…
Yazma yetisi insana verilmiş en büyük ödülken, diğer taraftan sonsuz bir yalnızlığı gerekli kılışı çok acımazsız geliyor. Akademide öğrenciyken bir Hocam şöyle demişti; Hayatta bir şeyi istiyorsanız bir başkasından vazgeçmelisiniz. Hepsi birlikte olmaz.
Kendi doğallığıdır insana en yakışan... Ne dekoltesi göğüsün... Ne de, dikkat çekmek için kapanmalar...
Kabul etmek gerek, insanın doğasında bir çekicilik var... Samimiyet, ki, ne dekoltelere, ne dudak büzüp, göz süzdürmelere bedel...
Sokaklar, caddeler, evler, çocuklar ve ıslak yavru kediler. Savunmasızlığına, terk edilmişliğine, acınası hallerine ve soğuk kaldırım taşlarına bakmalıyım kentin, ilk kez görüyormuşçasına. Yaralarına dokunmalıyım tek tek, keşfetmeliyim. Parçalara yüzümü sürmeliyim, karışmalı gözyaşlarımız.
"Sabahtan kalma hallerdeyim yine...Kalem sürçtü sanmayın; akşamdan kalma değil, sabahtan kalma haller mevcut bizim dümeni İlkyaz'ın elinde olan gemimizde..."
Modern hayatın getirdiği yorgunluğun içten bir anlatımı. Beklentiler, baskılar ve zorunluluklarla dolu bir dünyada, içimizdeki çocuksu merakın ve hayallerin nasıl köreltildiğini samimi bir dille ifade ediyor. Bir zamanlar hayatın küçük detaylarında bulduğumuz mutluluğun uzaklaşmasını ve gündelik yaşamın koşturmacasında kaybolan benliğimizin hikâyesini anlatıyor.
Önyargılarından kurtul insan
Kalbinde merhamete yer aç
Ruhunu zenginleştirmek senin elinde
Zihnini fukaralıktan kurtar!
Eski özdeyişleri şöyle bir irdeleyelim..bakalım ne çıkacak taşın altından..sıcak yaz günlerine nazire yaparcasına !!!
Bir su damlası denize düştüğünde kendini umman sanır. Sonra anlar ki bir hiçtir derya içinde. Dalgayla dalga, denizle deniz, güneşle buhar olsa da özünde çektiği acı birdir. Bir boşluğu doldururken, boşluk da kendisi olmuştur. İçindeki boşluğu bir başka boşlukla doldurmaya çalışanlar, bu dünyadan bomboş gitmiştir.
Sesimi duyurmak için bağırmak yerine, küçük harflerle konuşmanın ruhumu rahatlattığı bir dönemdeyim.Geçici bir büyümüşlük halimidir nedir bilemiyorum ama en azından bu sıralar büyüdüğümü hissediyorum.
...Sarılıp birbirlerine keyifle ağladılar; adamın topladığı üzümleri takıp oltanın ucuna kırmızı balıklar yakaladılar…
güzelle çirkinin, yalanla gerçeğin, söz ile özün birbirine karıştığı dünyada, yumuyorum gözlerimi gördüklerim karşısında ve açtığımda geçmese de birşeyler, kazandığımı görüyorum hiçbirşey kaybetmeden....