Edebiyatta Edep Olmazsa
Edebiyatın ne olduğunu bilmeden edebi bir alanda edebsizce bir yol katetmek nereye kadar gidebilir ?
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
Edebiyatın ne olduğunu bilmeden edebi bir alanda edebsizce bir yol katetmek nereye kadar gidebilir ?
“Dergi hür tefekkürün kalesidir” demişti Cemil Meriç “Bu Ülke” adlı kitabında… Gazeteler günün haberlerine değinir ve bunları değişik açılardan yorumlar; bu yüzden bir günlük ömrü vardır gazetelerin. Ya dergiler; dergiler öyle midir? Gazetenin aksine dergiler daha kalıcıdır. En azından yayınlandığı dönem içerisinde hayatiyetini sürdürürler. Birçok aydının duygu ve
İnsanoğlu sürekli bir arayış içersindedir.Bütün kitaplar aslında bu adresi meçhul arayışların sınır taşlarıdır
"zavallı şair... Bülbül hamûş, havz tehî, gülistan harab diye inliyordu. ne bülbül kaldı ne havz."
Kuşkusuz akkuş'un "Cennetlik Dul" adını taşıyan ilk öykü kitabında da kırsal kesimin, genelde Anadolu yaşamının ve insanın dayanılmaz çilesini ve engelleyici doğa koşullarını başarılı bir şekilde yansıttığına tanık olmuştur. Bu yaşamın ortaklığında; halkıyla, doğasıyla, giderek katı gerçeklerieyle bütünleşen bir yazar.
“Yeni bir şiire erişmek isteyen her ozan, işe sanattan kuşkulanmakla başlar.” Descartes XVII YY.
ŞAİRLER BİRLİĞİ KAYSERİ TOPLANTISI ÜZERİNE
Türkiye Şairler Birliğinin bu yılki toplantısı Kayseri'de yapıldı. Öncelelikle toplantıyı hazırlayan, düzenleyen, katkıda bulunan ve katılan şair dostlarımıza teşekkür ederek yazıya başlamakla bir hak teslimi yapalım.
Genel anlamda Orhan Pamuk ve onu destekleyenleri, özelde "Benim Adım Kırmızı" romanını eleştiren bir çalışmadır.
Yazarlıkla hükmi şahsiyeti arasında en ufak bir benzerliği olmayan lümbuşlar, küçük hüsametinin longplayleri gibi yazı yazmaya devam edenler , osura osura lüks otellerin süitinde kayıngillerden bir meşe gibi halka '' inenler '' ...
Galiba Frederic Beigbeder'in Kerem ile Aslı'dan,Ferhat ile Şirin'den ve Leyla ile Mecnun'dan ve Emre ile Sevilay'dan haberi yok.
"...ece ayhan'ın beyoğlu'nun bir ara sokağında kuru ekmekle karın doyurmak zorunda kalmasını nasıl açıklayacağız? "
Frederic Beigbeder yalan diyooo!!! Siz siz olun umudunuzu kaybetmeyin...
Yazarımız Mehmet Coral 1947 İzmir doğumlu. Amsterdam Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmış; Lahey Uluslararası Akademisi’nde öğrenim görmüş. İstanbul’un geçmişi üzerine üç yıllık kapsamlı bir araştırma sonucu, “Bizans’ta Kay
ŞAİRLER BİRLİĞİ KAYSERİ TOPLANTISI ÜZERİNE
Türkiye Şairler Birliğinin bu yılki toplantısı Kayseri'de yapıldı. Öncelelikle toplantıyı hazırlayan, düzenleyen, katkıda bulunan ve katılan şair dostlarımıza teşekkür ederek yazıya başlamakla bir hak teslimi yapalım.
Bayan Hawkins, tüm yaşamını, verilen emirleri yerine getirmekle geçirmiş yaşlıca bir kadındır. Önce barındığı yetimhanede, sonra da çalıştığı fabrikada geçirdiği kupkuru, yapayalnız yılların ardından, iş yerinden emekli olacağı gün ölmeye karar verir. Fab
Bir kitabevine girdiğimde ne zaman çıkacağımı kesinlikle kestiremem. Hatta bir randevum varsa, çoğu kez zamanında yetişememe gibi bir sorun da yaşarım.
Günümüzde bütün dünyanın gözlerini çevirdiği Ortadoğu'da yaşanılan savaş, katliam, tehcir, işkenceyle, hemen yanıbaşımızda, ülkemizdeki baskı, şiddet, işkence gibi Y. Türker'in ifadesiyle "fotoğrafı çekilmemiş hikâyeler"in yaşanması, yani yaşamın pek çok alanında fotoğraflanmış ya da fotoğraflanmamış "kötülük(ler)", bir kez daha "etik" sorunun gerek siyaset, gerekse felsefe içinden yapılan tartışmalar içinde
Lâle şiirleriyle ünlü araştırmacı- yazar Abdullah SATOĞLU tarafından hazırlanan ve yakın bir zaman önce Kültür Bakanlığınca yayınlanan bir eserden söz etmek istiyorum.