"Yazı, sesin resmidir. — Voltaire"

Öykü > Beklenmedik

üzgün

Anneme İnci Tanesine

Ha abi bir de dedi Nuri, senin yolladığın ceketi hiç bırakmadı. Öpüp öpüp kokladı. Bunda Hacımın kokusu var, dedi. O yollamış bana

üzgün

Güzellik Ararken

Şerif bey, Adalet Bakanlığı memurlarından daha doğrusu eski bir mahkeme başkatibiydi. Nice davalar, nice hakimler görmüştü. Yazdığı kararların sayısını bile bilmiyordu. Bu kararların içinde beraatler, hafif cezalar olduğu gibi müebbet hapisler ve hatta idamlar da vardı.
Nelere tanık olmuştu bu gözler?

olumsuz

İşte Geldi 8 Mart Bakın Neler Olacak

Bu üç kadın ne kardeşlerinin, ne babalarının, ne de kuzenlerinin, daha sonraları da kocalarının ellerinden bir kerecik olsun, çiçek bile almamışlardı! Aynı şekilde kendilerine iltifat ve teşekkür bile edilmişlik yoktu... Bu kadınlar benzeri milyonlarcası gibi, çocuk çoluğa karıştıkları halde orgazmı dahi tatmamış ve tanımamışlardı! Ailecek dışarıda bir gün

üzgün

Acı Bir Düş

Ne pahasına olursa olsun onunla konuşacaktım.Burada her şey bitemezdi.Aramızda kurulan bu telepatik köprü yerini kalıcı,sürekli bir ilişkiye,beraberliğe bırakmalıydı.Kararım kesindi,ancak ne diyeceğimi,nasıl diyeceğimi,söze nasıl başlamam gerektiğini bir türlü kestiremiyordum.

üzgün

Hastanedeydim/ Birinci Bölüm

-Hayırdır, hemşire hanım? Teyzemin odasını neden değiştiriyorsunuz?
Kat hemşiresinin verdiği yanıt yüreğimdeki öfke baloncuklarını şişirmeye yetmişti. Günlerce uykuya hasret gözlerim, yerinden çıkacakmış gibi açılmıştı.

karışık

Bir Otobüs Dolusu Aşk (3)

..... Dönüşte şoförün gözlerine takıldı gözleri çok uykulu bakıyordu soför. "Herhalde buradan itibaren yedek şoför aracı kullanacaktır" diye geçirdi içinden.
Mola yerinde bir anons duyuldu “Ankara’dan 22’de hareket eden Bodrum otobüsü yolcuları mola süreniz bitmiştir, otobüsünüzdeki yerlerinizi almanız rica olunur.”

olumlu

Makineleşmek ve Kaçış - 4

Tez-Can buraya geleli kaç gün, kaç ay ya da kaç yıl olmuştu? Bilemezdi. Bırakın bunu bilmeyi o gün günlerden ne olduğunu sorsanız, bunun bile cevabını veremezdi. Buradaki zaman anlayışı çok farklıydı, belki de tuhaftı. Kimse zamanla ilgilenmiyordu, zamansa bildiği gibi akıp gidiyordu. Yoo belki de akmıyordu, gitmiyordu; duruyordu

karışık

Anne Kanguru

Bir kanguru varmış. Kesesinde yavrusunu taşırmış. Zamanla yavru büyümüş, keseye zor sığar olmuş. Ayrılık vakti gelmiş, çatmış.
Anne kanguru: " Benim güzel yavrum, artık büyüdün, kocaman oldun. Ayrılacağız, sen yoluna ben yoluma. "
Bunun üzerine yavru kanguru: " Anne, ne olur beni bırakma. Ben

üzgün

Keşke Söylemeseydim Kızıma! (3)

Her ikisinin de üniversitenin kadın hakları ile ilgili topluluğunda faaliyet gösterdiklerini öğrenince Leyla kızıyla ilgili bilmediği bir hususun farkına vardı. Neydi bu iki genci bu konuda birleştiren husus?

olumsuz

Davetsiz Konuk - 2 -

Bir süre açığa doğru serin suları kulaçladım. Güneşin tenimdeki sıcaklığından şimdi eser yoktu. Yorulana kadar yüzdüm. Arada ayak bileklerimden parmak uçlarıma doğru kasılmalar oluyor, sırt üstü uzanıyordum. Böylelikle kramp oluşmasını engelliyordum.

karışık

Aşk Geldi

Ve... Aşk geldi. Yorgun olduğum bir zamanda. Gitmek istediğimde Aşk geldi, gülümsedim, sonsuzca...

üzgün

Dört Tavşanını Pazarda Satan Çocuk

Hasan geçen yıl dokuz yaşındaydı. Bir gün evlerinin arkasındaki bahçede bir tavşan gördü. Tavşan kaçmadı Hasandan. Hasan tavşanı sevdi, tutup kaldırmak istedi. Tavşan çok ağırdı, hem karnı şişti. Belli ki yakında yavrulayacaktı. Babası yoktu Hasanın. Beş yıl olmuştu, aralarından ayrılıp bu dünyada onları yalnız bırakışı. Anası evlere temizliğe

üzgün

Keşke Söylemeseydim Kızıma! (1)

Kızlar 16, 17 yaşlarında gösteriyordu. Sonra kendi kızını düşündü bir an. Arkasından kendi ailesini, hatta anneannesini ve dedesini, “Hala değişmemiş aile yaşantısında ki bu durum. Herkes çocuğunu kendi tarafına çekmeye çalışıyor, ne işse” diye geçirdi içinden. “Ben kızıma böyle davranmayacağım diye söz vermiştim kendime ama ben de farklı

karışık

Dolunayda Uyku Tutmaz

Gözlerimi göğe diktim. Hera’yı aradım. Belki yardımıma koşardı; kadının, doğumun ve ihanetlere öfkenin Tanrıçası, neler olup bittiğini anlatırdı bana. Belki Afrodit’i yollardı yardımıma. Şaşkın, yorgun sesimle çağırırken onu, lirinin tınıları arasında Safo’nun sesi çalındı kulağıma. O da Afrodit’e yakarıyordu:

düşündürücü

Sepetçi İle Zengin Adam

Vaktiyle bir ülkenin bir şehrinde bir sepetçi adam yaşıyormuş. Bu sepetçi sabahtan akşama kadar dükkânında sepet yapmakla uğraşırmış. İşine saygı duyar, en ucuza satacağı sepetleri bile büyük bir özenle hazırlarmış. Bundan dolayı yaptığı sepetler çok sağlam ve dayanıklı olurmuş. Başka şehirlerden, kasabalardan, köylerden onun yaptığı sepetleri almak için

üzgün

Salkım Söğüt Hayat

Ölümü düşünme, bir çare değil, bir kaçış sadece... Belki bir çare görmüyorsun, hiç kimse anlamıyor seni, unutma, böyle düşünen sensin... Ölümle kucaklaşacağın an zaten korkunç, yetmez mi?..

Başa Dön