Bağışla Hiç Kimse Beni Böyle Sevmedi
Belki de alışacaktık her gece bir hayale sarılıp uyumaya, benim bu hale sebep. Ama bağışla hiç kimse beni böyle sevmedi.
"Sözcükler, düşüncelerimizin giysileridir. — Samuel Johnson"
"Sözcükler, düşüncelerimizin giysileridir. — Samuel Johnson"
Belki de alışacaktık her gece bir hayale sarılıp uyumaya, benim bu hale sebep. Ama bağışla hiç kimse beni böyle sevmedi.
Sen benim ellerimi zayıflatıyorsun.Her ne zaman sana ellerimi uzatsam, benim kolumu kanadımı kırıyorsun. Her ne zaman kollarımı sana açsam, boşluğu sarıyorum.
Su diye düşlerini icerim sebillerden..Utanırım bazen, gözlerindeki nemli kirpikleri kurutamadigim icin...Üzülürüm inceden inceye, kapılarına bir gül tomurcugunda düsemedigim icin...
“Vakit Tamam” dedi, terk etti ve gitti. O incecik veda havasından ardıma bıraktı, “soykırım acımasızlığında” her yanımı…
Kahpe kadın Mona Lisa…
Gülüyor musun söyle, Ağlıyor musun yoksa!
Elbet bir gün çıkar içimizde isyan eden ölüm. Haykırır avazı çıktıkça Bir sebepsiz ölümden ibaret olur her ne yaşanmışsa. Kendimizi, unutulmayan yağmurlarda saklasak da sevgisiz bırakır uzun geçen yıllar.
Aşk, sevgiye geçiş basamağıdır. Aşk, karşılık hislerin uyanışıdır. Beğenmedir. Hoşlanmadır. Aradığını sanmadır. Duyguların karşılıklı kıpırdamasıdır. Heyecandır. Hayal kurmadır. Paylaşımdır. İkili yaşama hazırlıktır. Aşk yoğunluğu böylece cinsleri bir araya getirmenin bir yoludur. Ama zamanla bu yoğunluk azalmaya başlar. Başlama nedeni birlikteliğin yaşanmasıyladır. Çünkü aşk uzakken hoş ve güzeldir. İstek
Gün, eteklerini toplayıp şehrimi terk ederken , ben gecenin karanlığını aydınlatacak gözlerine yalınayak koşuyorum. Şehrimin bozkırlarında filizlenen iğde dallarını toplayıp avuçlarından mutluluklarını içmeye geliyorum.
Hiç bitmeyecek bir aşkla sevdim seni.Kimler geldi geçti de bu gönülden bir tek senin yerin ayrı kaldı.Bana acı verecek bir tek senin sevgindi.Bu bile yıldırmadı beni.Seni seviyordum ben.Nasıl terk edip gittin beni.
Şimdi ki çocuklara bakıyorum ve acıyorum, hepsi bilgisayar mağduru, ortaokulu bitirmeden gözlüklerini takıyorlar. O kadar saat bilgisayar başında oturursan, gözde bozulur, Allah muhafaza akıl sağlığıda...Bir makinayı aşırı derecede sevmek, en kısır sevgilerden biri olsa gerek. İletişim yok makina ile insan arasında... Yeri geldi mi bir kedi ile, karınca
Biliyor muydun?... Meşeler, çok güçlüdür. Kökleri, toprağın derinlerine iner ve yayılır. Meşenin bu derinliğe doğru dalışını ve çeperlere açılımını aynı esirgemezlikle kucaklar toprak... Ve ağaç, büyük bir güvenle birleşir toprakla. Güven duymadığı peliti, toprak istemez; pelit güven duymazsa, sereserpe veremez kendini toprağa.
Yüreklerine dokunabiliyor muyuz acaba insanların? Bedensel temasın ötesinde, ulvi bir duygu, müthiş haz dolu bir şey. Gözlerin gözlere sevgi ile bakması ve karşınızda ki insanın bakışları ile yüreğinize dokunması...Yaratıcımız olan Allah bize ''Şah damarımızdan daha yakın'' olduğunu söylüyorsa, alabildiğine dokunuyor demektir bize ve onun dokunduğu yerlerde de bereket
Alevler sardı duygularını. Ağlayamadı, hiç ağlamadı zaten korktu gözyaşlarından, yanmak istediği ateşi söndürürler diye. Sadece derin bir nefes aldı ve verdi. Alevleri çoğaltan gardiyanları hareketlendiren bir nefes oldu.
Size göre aşkın bir kokusu var mıdır?Varsa nedir?Bana göre mi?Bana göre vardır ve okuyunca hakvermeniz ihtimaldir!