Nasılsın Canım
Yine bıraktığım gibi simsiyah mı saçların
Dışarı çıkarken taktığın beren duruyor mu
Ya elinden çekmediği kalmayan telefonun
Yenisini aldınmı yine
"İnsan, anlattığı hikâyeler kadar yaşar. — Gabriel García Márquez"
"İnsan, anlattığı hikâyeler kadar yaşar. — Gabriel García Márquez"
Yine bıraktığım gibi simsiyah mı saçların
Dışarı çıkarken taktığın beren duruyor mu
Ya elinden çekmediği kalmayan telefonun
Yenisini aldınmı yine
Birçoğumuz hayatımızda her zaman yanımızda hissedeceğimiz ve bizi yarı yolda bırakmayacak diye düşündüğümüz sevgili diye tabir edilen insanları hayatımıza koyma mecburiyeti arıyoruz. İşte bu yüzden sürekli bir arayış hali hepimizin üzerinde mevcuttur. Kimileri sosyal medya üzerinden birilerini arar, kimileri ise okuldan, işten veya ortak arkadaşlar üzerinden kurulan muhabbetlerle
Piminin çekilmesini bekleyen bir bombayım. Senin narin ellerine yakışmam. Sen git çiçek topla. Ben senin coğrafyanda bir gül bile olamam. O ellerin bana yakışmaz. Sen git yiğidim diyenlerle el ele tutuş. Ben yiğidim diyenlerin tespihi bile olamam. Sen git onların ellerine tut. Çünkü ben el değmemiş dağ çiçekleri
sevginle boğulayım nefes nefese
en derinine çek bedenimi
senden kurtuluşum olmasın
Kurbağaların bir orkestra edasıyla bağırmalarını yılanlar duymadı. Duysalardı belki de sürünmeyeceklerdi. Yılanların tek derdi midesini doldurmak oldu. Bu yüzden kurbağaların sesi yılanların kalbini hiç burkmadı veya yılanların dili çatallı olduğu için, kurbağalarla birlikte hiç şarkı söyleyemediler. Belki de asıl düşmanlıkları bundan kaynaklandı. Hayatım delik deşik oldu. Her yanım
Sabaha karşı yazmaya alışmışım, ilk kez bu akşam erken dökülüyor satırlar…
Biliyorum kimse papatyaları ateşlere değişmez. Çünkü ateş can yakar.
Tıpkı "ayrılık" gibi
Ben senin acılarını sevdim sevgili. Bırak ellerini uzatma bana, bırak üşüyen dudaklarımı yüreğinle bir kez bile dokunma. Sana vasiyetimdir bir gün çınar ağacına gömülecek bedenimi ıslak gözyaşlarınla yıkayıp sıcak gülüşlerinle kefenlesinler ne olur. Gülüşlerinle kefenlesinler ki; toprağın altında kemiklerim üşüdüğünde sıcak yüzüne sarılayım.."
Öyle bir nefes al ki içinde olayım, dışarı verirken yanında. Nefesimizi boşa harcamayalım. Diyebilseydik keşke birbirimize: Hatırla, her yaptığın hatanın bedelinde sustuğumu, susarak kaybetmediğimi. Sabrettikçe zorluyordun sevgiyi. Oysa sana aşık olamazdım, arayışlarında binlerce kadın varken. Aslında yalan söylerken bile kendini kandırıyordun. Bilmiyordun; dimi gözlerine bakarken bütün dünyanı gördüğümü.
Uzaktan belli belirsiz duyduğum müziklerin, acı notaları
içimi acıtıyor,
Yokuş yukarı koşmanın sonrası gibi yorgunum
Bir kıyamet koşturmacası, sen beni görmüyorsun, ben seni
arıyorum,
Uyanış: Bir rüyanın dönüşüm sonrası. Aslında bir yalanı yakalamak. Her insanın tercih noktası. Şimdilerde yeni tanıştığım rol; insanı insana tanıştırmak. Bir yanım "O" diyor diğer yanımsa "Hayır". Gülmekten kendimi alamıyorum, hayatım hüzünlerime gülümsüyor. Ustalıkla nasıl da kaya olmayı seçenleri yeğliyorum.
Duası ıslak, yarınları aydınlık cocukların düşlerinde büyüttüm seni. Karakışlara sürgüledim dudaklarına acıyı süren ayazları. Kaç kez dualarıma kattım o narin yüreğini. Kaç kez iç geçirdim alnımdan dudaklarıma yuvarlanan damlaların gözyaşı değil, senin gül kokulu terin olmasını bilemiyorum…Sen uyanmadan rüzgarı giyinip üzerime, nice uçurumları aştım saçlarına iğde kokuları bırakmak
Ruhun ve bedenin en büyük ilacıdır sevgi, insanın en büyük dayanağıdır, baş tacıdır sevgi. Bilimsel olarak da kanıtlanmıştır ki, bir çok ruhsal sıkıntının ve ölümcül hastalığın iyileştirilmesinde, sevgi birinci derecede rol oynamaktadır...
Bir şairin en güzel dizesini çalarsın, yerine sevgilini koyarsın, çaldığın dizeyi sevgilinin kulağına fısıldarsın, biraz da gözyaşı geçişli gülümseme: aşk-ı şahane…
Aşk, sevişmelerden kalan hüzündür…
Aşık mı olacaksın; diğer tüm dertlerini çareleriyle birlikte unut…
Mutluluk sensin, mutsuzluk da. Su şırıltısı da sensin, boğulmak da sensin. Bir çocuk sevinci yaşarım yanında. Her daim can diye dolaşırsın damarımda. Ey sevgili beni lüks arabalar içinde görmek istersin. Dersin ki bu araba bile sana yakışmaz, sana jip almalıyım. Kafanı sen benle bozarsın, ben seninle. Ey sevgili