Hüzünlü Değilim, Mizacım Böyle.
Kadınlar kitap gibi dir, öyle sade sonunu okuyarak bütün kitabı anlayamasssın...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Kadınlar kitap gibi dir, öyle sade sonunu okuyarak bütün kitabı anlayamasssın...
Durumsallık şunu öngörür: Evrensel gerçekler yoktur, ama benzer durumlarda geçerli olan durumsal ilkeler vardır. Yeterince benzeyen olayları gruplandırıp birlikte ele alabilirsiniz.
Hayat işte, karanlıktan sonra aydınlığa varacak, bilinmezliklerdeki bilineni hep arayacak, hayallerden asla vazgeçmeyecek, yine bekleyecek ve yine bekletecek. Hayat işte…
Sokakta hala yağmur yağıyordu. Ilık bir Nisan gecesi, kuşlar saçak altlarında uyurken gökyüzü sokaklara çok güzel bir şarkıyı fısıldıyordu.
Şekil şekil bulutlar vardı sarı gökyüzünde. Lolipoplar pembe çimlerin arasından uzanırdı.Ağaçlarda her çeşit şeker yetişirdi ve süt kokardı nehirler. Pürüzsüzdü. Hevesliydi. Neşeliydi. Rengarenkti.
Yirmi birinci yüzyılda hepimizin sorunlarından biri olan "beğenilme sorunu" hayatımızda ne kadar yer ediniyor? Anlaşılmak istiyor muyuz? Yoksa kendimizi sadece beğenilmeye mi programlıyoruz?
Bu havada şemsiyesiz mi çıktın?
-Şemsiyesiz çıkmadım, şemsiyeyi kaldırıp attım.
-Niye attın, aklını mı kaçırdın?
-Rüzgâr aldı şemsiyeyi ters çevirdi. Bütün tellerini kırdı. Baktım düzelecek gibi değil.
Kızdım, kaldırıp attım işte.
Sevmek..Ayrılmak..Unutamamak..Özlemek..Anlaşılamamak..Alışmak..Hayat
Hiç bir tartışma kazanılamaz deniyorsa, bu ne derece doğru olabilir ? Karşılıklı haklar gözetilerek, varılmak istenen sonuca odaklanıldı ise tartışma gerekli de olabiliyor. Bir ego tatmini ya da gururun ortaya serilmesinden ziyade, ortak bir yol bulunması için.
Birbirini yiyen ve bunu bir gereklilik bir göze girme
Sahi başlık bir masal giriş cümlesiydi değil mi? Binlerce yıldır, milyonlarca kez tekrarlanan ve her defasında ilgiyle ,zevkle dinlenilen masalların girizgâhı.
İstikrar, statükoyla karıştırılmamalıdır. Statüko mevcut olanın korunmaya çalışılmasıdır ki, sürtünmenin olduğu bir fizikte böyle bir durum mümkün değildir. Ya yükselirsiniz, ya alçalırsınız. Yerini korumak diye bir şey bizim dünyamızda yoktur.
Hani biri gelecekmiş gibi, o pencereden bu pencereye telaş içinde koşuşturmalar içindedir insan Gözleri, aşağıdaki yokuşu arşınlar sürekli. İstem dışı bir tike uğramış gibi ayakları koşuşturup durur devasa evin kendisine dar gelen odalarında. Kulaklar kapıya dayanmış, bir tık sesinin yoğun özlemindedir. Saniyeler zamanı örerken, hep aynı kelime desenlenir
yaşamak herkes için bir ödüldür, bazıları için ödülle beraber kutlamadır, bazıları için araçtır, bazıları içinse amaç oysa hayat bir bütündür ve bu bütünlüğün içinde var olan tüm güzellikleri paylaşarak büyümek gerekiyor.
Neyse… Öyykkk görüntülü pijamalarım ile geçtim oğlumun karşısına, Anne!!!!!
Aaaa… Bak, bir de bu çantayı aldım kuzucuğum, yalnızca beş liraya…
Anne!... Torun mu istiyorsun, onu söyle!...
Hani geçenlerde de almıştın ya ayaklarım ağrıyor diye anneanne-babaanne ayakkabısı! (Ortopedik demek istiyor)!...
Bir
Kimi zaman umarsız çığlıklar doluşur yüreğime. Kanatırcasına çıkmaya çalışırlar. Susarlar; haykırırlar; bir kasırga misali sarıp yağmalarlar...