Sirk Yönetmeni
insanın kendine yüklediği, mutsuzluğum ben.tüm umutların kırılıp döküldüğü noktayım.
hissizliğiyim bir sevgilinin.nefretiyim.
aslında benliğiyim, kendimden öte.
"Herkes kendi kitabının kahramanıdır. Ne yazık ki, çoğu zaman da en kötü editörü." - Terry Pratchett"
"Herkes kendi kitabının kahramanıdır. Ne yazık ki, çoğu zaman da en kötü editörü." - Terry Pratchett"
insanın kendine yüklediği, mutsuzluğum ben.tüm umutların kırılıp döküldüğü noktayım.
hissizliğiyim bir sevgilinin.nefretiyim.
aslında benliğiyim, kendimden öte.
yaşamak herkes için bir ödüldür, bazıları için ödülle beraber kutlamadır, bazıları için araçtır, bazıları içinse amaç oysa hayat bir bütündür ve bu bütünlüğün içinde var olan tüm güzellikleri paylaşarak büyümek gerekiyor.
"Hayat Üstüne..." yaşamın kısalığı ve zorluğu üzerine düşündüren samimi bir iç döküş. Yazar, hayat yolculuğundaki dönüşümünü anlatıyor: utangaç bir gençlikten özgüvenli yetişkinliğe, sonra iflas sonrası içine kapanmaya. Zaman kavramı, bekleme sanatı ve beklentilerin tehlikeleri üzerine derinlemesine bir düşünce akışı sunan, hayatın karmaşık doğasını sorgulayan içten bir metin.
Bugün geriye dönüp baktığımda bayramların çok sade bir şekilde kutlanmış olduğudur. Yanılmıyorsam asıl özlem duyulan bayramlar değil, yaşanılan o yaş devreleridir. Çocukluk, gençlik çağlarına duyulan özlemin başka bir tarzda ifadesi olsa gerek.B allandıra ballandıra anlatılanlar aslında bayramlar değil çocukluk ve gençlik yıllarının o heyecanları.
Sırça kavanozlarında yüreğimizin yeni acılar biriktirmeye gönüllü olma vaktidir…
Ve ayıp bunlar: tüm bu yazdıklarım; mantıksız, ayıp, saçma, bu felsefe de değil, bu hayal de değil. Öyle bir şey işte, öyle bir ben...
Sıradan insan yaşamını ziyan ediyor. Bunu yeni anladım. Yani sıradan olduğumu. Halbuki bir nebze olsa sıra dışı olduğumu zannediyordum. Taki, o çıkana kadar.
Bu metin, modern hayatın acımasızlığı karşısında insanın yalnızlığını ve iç dünyasını anlatıyor. Düşüncelerin, söyleyemediklerimizin ve içimizde tuttuklarımızın ağırlığını vurguluyor. Sahte dostluklara kanmamayı, düştüğünde kalkıp devam etmeyi ve en önemlisi kimseyi kendimiz gibi bilmemeyi öğütleyen, hayatın gerçeklerine dair derin bir düşünce akışı sunuyor.
Öldürme güdünüz yok mu, adamım? Siz, tuvalette işerken bile sidiğinizi oradaki sineklere nişan alırsınız. Potansiyel katillersiniz hepiniz ve gün gelecek her şeyi yok ettikten sonra salgın virüsler gibi birbirinizi bitireceksiniz.
Yaşın kaç olursa olsun eğer ki kalan hayatının her gününü etkileyen bir acıya ev sahipliği yaptıysan ne kadar karşı koyarsan koy olgunlaşırsın ve ne kadar çabalarsan çabala, ne kadar engel olmaya çalışsan da bir gün boynu bükük, omuzları düşmüş bir şekilde teslim olursun yalnızlığa
Dicle nehri dökülen kanlar ile al rengine döndü. Geriye ise halkın ağzında bir atasözü kaldı: "Sana öyle bir kötülük edeyim ki, Timur etmemiş ola"
o gün aynı yerdeydik..şimdi çok farklı..!
Yukarıdaki kelimeyi okuyup hemen psikolojik bir kavram deyip peşin kararlı olmayın sakın. Yine ruh halimiz ve psikoloji ile alakalı bir kavram ama bu kez dolaylı olarak...
Vurmak istediğimizi söylerken, elimizdeki doğru silah olsa bile bir çoğumuz ya silahımızı nasıl kullanacağımızı bilmiyoruz, veya hedefimizin neresi olduğundan bihaberiz. Sadece vurmamız gerektiğini söylüyoruz. Bir yandan ise ne yapmalı, ne yapmalı diye sorarken, hiç birşey yapmıyor...
Kütahya Altıntaş ilçesi başbakanı ( şu an sağ değil ) Allah cc rahmet eylesin.
Hangi coğrafyadaki basına bakarsanız bakın tüm haber içeriğinin oldukça önemli bir kısmı şu kıta ötesi devletin tasallutu altında. Kamuoyunun bunca ilgisini üzerinde toplamak adına ne yapılmış? Ensemize tokat ha indi ha inecek kaygısı mıdır kitleleri yönlendiren şey?.Öyle ise durum vahim be kardeşim! Sakın bu bir algılama problemi olmasın?
O günden sonra eleştirel tümceler ile vedalaştım. İnsanlara bir şeyler anlatmaya gerek yoktu.
Unutma !... Çizdiğin her resim, sendeki çığlığı sana taşıyacak bir devinimin kınında umut saklı kılıcın gücü ve keskinliğindeki özeti olacak…
Anladım ki insan en çok sesinde taşıyormuş kendini. Kelimelerin dizgisi bir yana, duyguların sedaları yıllanmış. Belirgin bir bezginlik var sesimde. Yenik bir sızlanma, umutsuz bir sitem dizgilerimde. öfkemde dahi ihtiyar bir anlayış İçimdeki hırlak köpek, kavrayışım, dillendirişim, “çüş eşeğim çüş” diye haykırışım bile yaşlanmış.
Orhan Pamuk