Yazmak; Kişinin Yaşama Attığı İmzadır
Neden ve ne için yazı yazıyorum. Yazı yazma nedenlerim. Yazı yazamnın bende yarattığı duygular
"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"
"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"
Neden ve ne için yazı yazıyorum. Yazı yazma nedenlerim. Yazı yazamnın bende yarattığı duygular
Ben güneşin altında yaşananların çiğ gerçekliğini karanlığın illüzyonlarına tercih ederim. Gece günah tadında, şehvet kıvamında bir şeydir. Karanlık saatler hırsızlara arkadaşlık eder. Katilleri ve fahişeleri, ihaneti ve cinneti gizler. Gece hain bir pusu
Sen neymişsin be Ahmet Altan?...
İktisat Fakültesi koridorlarındaki koşuşun bir harikaydı.
Bayağı çalışmıssın .
Az gayret ,100 metrede rekor kırman bile mümkün be Ahmet Altan.
Demek sadece yazı yazmıyordun ha...
Hep maratona benzetirler ya hayatı , bitiremeyeceğimizden değil.
Farklı kondisyonlara sahip herkes bitirebilir bu maratonu .aslında uzun olması değildir maratonu bizim için zor kılan , gitmeyi seçtiğimiz yollardır ve hatta zaman zaman yürüyebilecek olmamızın aklımıza bile gelmemesidir.
En fazla alıyorsun eline kalemi kağıdı, hariçten değil ama dahilden gazel okuyorsun… sonra dönüyorsun yazdıklarının başına ‘ulan, ne yazmışım ben, hiç bi şey anlamadım. Okuyan nasıl anlayacak’ diyorsun… sonra da ‘amaaaan, zaten anlamaları gerekenleri anlamaya çalışmıyorlar, benim ki de eksik kalıversin’, diyor boş veriyorsun…
Şimdi biraz Japonların deprem sonrası sergiledikleri tavırlardan sozedelim. Bu kadar büyük bir felâkete uğramalarına karşın, ortada sağa sola koşuşan bir kalabalık yok. Salya, sümük ağlayıp “ nerede bu devlet” diye yırtınan yok. Yardım noktalarına saldıran yok. Herkes tek sıra olarak yardım almak için bekleşiyor.
İnsan tüm güzelliklerine, tüm yaşanırlığına rağmen bıkar bazen bulunduğu yerden. Biraz ötelere kaydırıp bakışlarını, uzakları merak etmeye başlar. Karşısında yükselen dağı, başka ovaları, vadileri, çölleri, yıldızları özler.
Sevgim denizimle güzel bir zaman geçirmiştim. Balkonda titrerken bunları hatırladım, üzerinden uzun zaman geçmiş gibi. Çok zamanlarımız oldu bizim.
Şimdi ellerimi uzatsam kim tutacak benden başka ve benden başka kim acıtacak canımı? (elbet tutan da acıtan da bulunur da kimse benim kadar iyi yapamaz herhalde bu işi) Benim gibi hayata siyah ve beyaz bakanların aklının eremediği hem dost hem düşman tabiri nasıl hazmedilecek nasıl sindirilecek içe?
Alçak gönüllü özür sözcükleriyle kendine bağlamayı düşünme beni.. Eğer bu olsaydı aşkın bedeli, aşk, hiç bir zaman yaşanamazdı özgürce..
İzedebiyat yazarlarından Nilüfer Magriso'yu anma... Nilüfer Magriso'nun "Yaşam Mucizedir" adı altında toplanan yapıtı ile ilgili...
Uzak durmasını istediğimiz ölüm, kuşların kanadında gelmekte ve bir kanadında çocuklarımız uçup gitmekte.
Zaman...
Sahi, nedir Zaman?
Gelenle gelecek olanın hadısatı
Anların Zamanı yoktur; anıların vardır...
yani başa gelenin.
Hepimiz zaman arkeologlarıyız. Sırtımızı akıp giden hayata dönüp geçmişi kazıyoruz sürekli yalnızlığımızda. Dündeyiz, bir önceki yılda, on yılda, giderek pro-fallus çağın bilinmezliğinde. İnce çalışıyoruz. Beynimizde törpü, sinir uçlarımız diken diken. Yolculuğumuz hep ardımıza düşüyor. Dedelerimizin beşiğini sallıyoruz uzun gecelerde.
Kimi zaman dostun kuytusunu özlerken kimi zaman samimi bakan bir çift gözü özleriz.
Orhan Pamuk