Kır Zincirlerini…
ben kimim,aslında ne severim,nasıl yaşamak isterim bu hayatı sorusu var hep...
"Yazarın hayatı, kelimelerin kölesi olmaktır; en azından, bir sonraki cümleyi bulana dek." – Ursula K. Le Guin"
"Yazarın hayatı, kelimelerin kölesi olmaktır; en azından, bir sonraki cümleyi bulana dek." – Ursula K. Le Guin"
ben kimim,aslında ne severim,nasıl yaşamak isterim bu hayatı sorusu var hep...
2006 yılının sonbahar aylarında tanışmıştık Sevgi’yle. Tanıştığımız yer bir hastane odası. Ben refakatçiydim O ise hasta.
Sahi, nedir sizin için 14 Şubat?
Kiminiz, son yıllarda dayatıldığı biçimde ‘Sevgililer Günü’, kiminiz ‘Aziz Valentine Günü’, kiminiz ‘Dünya Öykü Günü’, kiminiz ‘Kadınların Şiddete Karşı Sesini Yükseltme Günü̵
Hayattan beklentinizin,ne yapıyorum ve neden yapıyorum gibi soruların kendi içinizde muhakemesini yaptığınız zamanlar oluyorsa eğer bu da şahsıma ait bir sorgulama yazısıdır.
bir varmış,bir yokmuş diye başlayan hikayelere benzer,döküntülü duyguları sahiplenmek,yaşamak ne zormuş...adı masal ya.
Ben galiba onun ölümsüz olduğunu düşünüyordum.
Anadolu'yu bu kadar seven, Troya için sağlığını ve tüm yaşamını, hatta akademik kariyerini bile ortaya koyan bu adam ölmezdi canım. Ölemezdi. YOK!
.....yaşanan yaşanacak çarklar yerine oturacak oturuyor da, bize kaderimiz kalıyor, oda Yaradan’ın verdiği tek zerre haksızlık yapılmaz diyor insana hak ettiğin sana, o halde saflar belirlensin tövbelere otursun, hak bilinsin kul adına!
Güneşli bir sabahtı, yosun kokusunu içime çekerek sahilde sadece düşüncelere dalmıştım. Hayatın anlamı kaybedişler miydi yoksa kazanılanlar mıydı? Öyle güzel bir hayat yaşıyordum ki ne okuduğum kitaplarda ne de duyduğum hikâyeler de vardı bu hayat… Bu güzel sahile gidip gelmeler yaşıyordum düşlerimde… Aslında öyle bir yer yok, yaşadığım
Kulağımda sakin sakin çalan müzikle dönmeye karar verdim. Geldiğim yolları tekrar adımlamaya başladım. Gülümsememi de yanıma alarak tabii. Herkese gülümseyerek yürüdüm. Mutluluğun sırrını bulmuş bir mucit edasıyla. Mutluluğun sırrı yaşama güzel bakmakta
İçine kapanık ve depresyon sınırlarında gezilen bir vakitte, kendini ortaya atıvermiş bir yazı...
İstanbul’u gezmenin bir âdâbı olduğu gibi, okumanın da bir âdâbı vardır. Çünkü ömür kısa, okunacak eser çoktur. Seçici olmak, zaman israfının önüne geçmede en etkili yöntemdir. Bunun için de kişinin (okurun) ilgilerini, hobilerini, zevklerini, dünyayı algılayışını bilmek gerekir ki, en etkili yöntemi için işin uzmanları tavsiyelerinde isabet oranını
sadece dokunamadıklarımız acı veriri avuçlarımıza,dokunduklarımızda ise acı biz oluruz...