İnsan Gerçekliği
İnsanlık için gönderilmiş herşey insandan daha değerli değildir. İnsanlık için gönderilen şeyler yüzünden insanlara kıymayınız.
"Edebiyat, yalnız olmadığımızın kanıtıdır. — C. S. Lewis"
"Edebiyat, yalnız olmadığımızın kanıtıdır. — C. S. Lewis"
İnsanlık için gönderilmiş herşey insandan daha değerli değildir. İnsanlık için gönderilen şeyler yüzünden insanlara kıymayınız.
nokta ve virgül..size ne çağrıştırıyo? Bana da bunları çağrıştırdı.. (yazıdan) bitişim, yokoluşum değildir.bitişim geçiştir EY GÜZEL !!
bitişim, sönüşüm değildir.bitişim hasretime virgül koymaktır EY DOST !!
Sardunya zamanlarıydı ve her şeye rağmen mutluyduk...
Aradan 3 yıla yakın bir zaman geçti, o satırlar kalemimden döküleli... O günlerde çıkmadığım yoldayım şimdi... Yürüyorum ağır ağır...
Tek başıma sokaklarda yürüyorum. Tek başına olan sokaklar değil benim. Bir sürü insanın içinden geçiyorum. Hepsi bir ayrı. Hepsi gösteriş meraklısı. Hepsi görünüş manyağı olmuş. Süslü teyzeler, metro seksüel! amcalar, kafasına kurdele bağlanmış zavallı sü
Yanıtlarınızı önce kendinize okuyun yüksek sesle..Gerekiyorsa bağırın sonra avazınız çıktığı kadar !
sadece dokunamadıklarımız acı veriri avuçlarımıza,dokunduklarımızda ise acı biz oluruz...
kimse demedi ki bana zamanında; “umut etmek ile elde etmek farklı şeyler” diye…
İlkbahar veya ilkyaz, doğa döngüsünde kış ile yaz arasındaki mevsimdir. Üzerinde yaşadığımız kuzey yarım kürede 21 Mart-22 Haziran tarihleri arasında yaşanır. İlkbaharda ağaçlar çiçek açar, hava sıcaklığı artmaya başlar. Bu mevsimde karların erimesi ve bol miktarda yağışların yağması ile su yatakları olan dereler, göller, göletler ve barajlar su
Herkese bir hüzün kumbarası lazım, bozuklukları biriktirip dağlamak için acıları...
Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine, hacca gitmek.. çocuk yaşlardan itibaren öğrendiğimiz, dinimizin temellerini oluşturan önemli ibadetlerden bazılarıdır.
“Derdim nedir benim” dedim, içime döndüm, ve baktım. Baktığım yerde Şeytanımla göz göze geldim.
Şeytanımın gözlerinde aynı bendeki gibi bir hüzün
ve gözlerinde aynı bendeki gibi iki damla yaş…
“Ne haber?”dedim şeytanıma, “nasıl gidiyor işler?”...
Şimdiye kadar, hayata verdiğimiz saatleri geri alabilme lüksümüz yoksa madem, geri kalan ömrümüzü kendimiz için kullanmalıyız derim!
Mutluluğu düşünebilecek ya da sorgulayacak kadar gelişmiş değildi beynim. Geçmişim öylesine kısaydi ki keşkelerim yoktu, belkilerim yoktu bir de. Bu yüzden de beklentilerim yoktu. Umutlarım yoktu en önemlisi. Umuda ihtiyacım yoktu.
Seni seviyorum sözü yanlızca sevgiliyemi söylenir, hayır diyen kaç kişi yakınlarından ailesinden ayrılmadan onların acılarını yaşamadan önce bu sözü söylüyor.
Aslinda paylasilmayan guzel seylerin
dostluk gibi, saygi gibi, sevgi gibi, ask gibi
bir gun kendi kendini yok edecegine inananiyordum
ve bir zamanlar guzel olduguna,
degerli olduguna inandigim hersey zamanla kendini imha etmeye baslamisti icimde....