Kınıyorum!
Haberi kendim okumadım, yalancı durumuna düşmeyeyim, eğer doğruysa Alman bir bakan evliliklerin 7 yıllık bir süreç olması ve sonrasında tamam yada devam diye gözden geçirilmesini önermiş.
Kınıyorum!
"Yazarın hayatı, kelimelerin kölesi olmaktır; en azından, bir sonraki cümleyi bulana dek." – Ursula K. Le Guin"
"Yazarın hayatı, kelimelerin kölesi olmaktır; en azından, bir sonraki cümleyi bulana dek." – Ursula K. Le Guin"
Haberi kendim okumadım, yalancı durumuna düşmeyeyim, eğer doğruysa Alman bir bakan evliliklerin 7 yıllık bir süreç olması ve sonrasında tamam yada devam diye gözden geçirilmesini önermiş.
Kınıyorum!
.'Anlatabilsem' ile 'anlayabilsen' arasında kaldığın zamanlar incecik bir sızı duyurur kendini, içini yavaşça, derinden yayılarak kaplar. Nefes alamamaktan duyduğun ani bir korkuyu hissedersin, kalıcı olmayan, giderken ciğerlerini patlatırcasına havayla
dostum sandığımdı sırtımı hançerleyen oysa kan akmadı zırhıma bürünmüştüm öncesinde...
Ama bazı şahsiyetler vardır ki, hangi koşullarda yaşarsa yaşasın dirayet ve şecaat konularında daha samimi, ön yargıdan uzak durmayı başararak daha duyarlı oluyorlar, feragat konusunda örnek alınacak değerlere haiz bulunuyorlar.
Hayatımı,,karşılaştığım güçlükleri,anılarımı,kısa bölümlerle kaleme aldım.İlerde bir araya getirebilrsem hayatımı romanlaştırmayı düşünüyorum.
Şehit yaratabilen bir ulus, millet, görüş var olma mücadelesinde büyük bir yol kat etmiştir. Çünkü onu savunanlar, onu candan aziz bilip gerekirse canını bırakıp gitmeye can atarlar.
Emeğin kutsandığı 1 mayısta, insanlığın serüvenine aykırı bir bakış.
Hayat, patlak bir topla oynamaya benzer. Çocuk gibi, ne oynamaktan vazgeçersin ne de oynadığından bir şey anlarsın.
Onu ilk gördüğümde ılık bir Mayıs sabahıydı. Gece yağmurun çiseleyerek ıslatmış olduğu sokaklar yavaş yavaş kurumaya yüz tutmuştu.
Gazze, ateş altında… Bu bir yalan. Kim dedi size Gazze’nin ateş altında olduğunu.Gazze ateşin tam ortasında!
Yazı yazmak bazıları için bir zulüm iken, bazıları için de bir tutkudur. Sözgelimi kalemle barışık olmayan ve sıkça not tutması zorunlu olan bir üniversite öğrencisi için yazı yazmak zulüm ile eşdeğerdir. Ancak iaşesini yazdığı yazılarla ve eserlerle sağlayan bir yazar için yazmak bir tutkudur.
Yine yazdığı
Kendi sesimize, kokumuza, masumiyetimize giden yol çok uzak değil...
hadi biraz cesaret!
Şimdi hayat sağır, sesini yitirecek diye korkuyorum sokakların, bağır bağır bağır! Uykusuzluk, kaybolmuşluk, huzursuzluk….
Kış geldi,
Anadolu’ya kar “Elif elif”, diye yağmakta.
Toprak nimeti bereketlendirmek için karı emmekte, tıpkı sevimli bebeğin açlığını gidermek için annesini emdiği gibi…
Çocuklar coşmakta, tıpkı yeni ayaklanan yavru ceylanın kırlarda annesine cilve yaparak koştuğu gibi…
Serçeler saçaklara yeni bir
ben kimim,aslında ne severim,nasıl yaşamak isterim bu hayatı sorusu var hep...
2006 yılının sonbahar aylarında tanışmıştık Sevgi’yle. Tanıştığımız yer bir hastane odası. Ben refakatçiydim O ise hasta.
Sahi, nedir sizin için 14 Şubat?
Kiminiz, son yıllarda dayatıldığı biçimde ‘Sevgililer Günü’, kiminiz ‘Aziz Valentine Günü’, kiminiz ‘Dünya Öykü Günü’, kiminiz ‘Kadınların Şiddete Karşı Sesini Yükseltme Günü̵