"Bugün 16 Nisan 2026, saat 18:00. Henüz bir başyapıt yazmadım. Demek ki hala bir umut var." — Samuel Beckett"

10 Kasımlarda Yaşamak

Bir canın dünya sahnesindeki rolünü oynayıp sonra sonsuzluğa yol alışı değildir ölüm.

yazı resim

Bir canın dünya sahnesindeki rolünü oynayıp sonra sonsuzluğa yol alışı değildir ölüm. Hele fikirleriyle, emekleriyle milyonların kalbinde, zihninde yaşayan bir insan için ölüm yok olmak olabilir mi! Bedeni varlığını sürdüremiyor diye, bir insan silinebilir mi dünya sahnesinden! Elbette imkansızdır bu.

M. Kemal’in ölümüyle hüznün gölgelediği Türk milleti’nin yüzünü bu gerçeğin güneşi aydınlatacaktı. Değil miydi ki susmak, en çok söylemekti. Değil miydi ki M. Kemal’i anlamak, O’nun fikirlerini anlamaktı. Hüznün gölgesi düştüğünde bu ulusun üstüne, kelimelere ihtiyaç duymadı hiç kimse. Sessizce bir yemindi o gün gencinden yaşlısına herkesin susarak haykırdığı. Yaşayacaktı Mustafa Kemal. O’nun yaşaması demekti. Ve Türk Ulusu’nun kalbinde de zihninde de en mukaddes yer, Ulu Önder’in fikirlerine aitti. Herkes anlamıştı ki; M. Kemal’ i yaşatmak için fikirlerini yeşertmeliyiz gönül toprağımızda…

O’nun mavi gözlerinin Türk Ulusuna göklerde çizdiği geleceğin hayali ve ilerlemenin dilimizdeki türküsüyle çağıldayan bir akarsu olmalıyız ve bu akarsu Ulu Önder’in fikir denizinden beslenerek büyümeli, büyüyüp hırçınlaşmalı…yeni ufuklar görmek için uzak dağların ardına taşmalı, kalıcı olmak için toprağı yarar yara akmalı: Ama hırçınlığı yıkıp dökmemeli bu akarsuyun; Susamış yüreklere sular serpmeli, çorak toprakları yeşertmeli…İşte böyle bir akarsu olmalıyız. Engellerle karşılaşınca yıkıp geçen; Ama yeri gelince bir nazenin kır çiçeği için sessizce; usul usul akabilen….

Böyle olmalı M. Kemal’i anlamak. O’nu anladığımızda kendimizi de anlayacağız aslında ve bu anlayışla yeni yollar çizeceğiz kendimize. Sonunda zafer olan; tarihin müjdelediği, Atatürk’ün müjdelediği yeni yollar. 10 kasımlarda yaşarken bunun bilincinde olmalıyız.

Savrulan her yaprakla ve son baharın bütün 10 kasımlarında;hala O ilk 10 Kasım 1938’in hüznü vardır. Ama daima hüzünden bir fazladır kalbimizdeki…10 Kasımlarda yaşamak değildir sadece…Geleceğe umutla güvenle bakabilmek için mücadele etmektir. 10 Kasım hüzünlerin gölgesinde büyüyen, büyüyüp geliştikçe köklerini yurdun dört bir yanına salan ulu bir çınardır. 10 Kasımlarda yaşamak; bu çınarın köklerinden biri olabilmek ve yurdun dört bir yanını sarabilmektir.

Hacer Aktaş

KİTAP İZLERİ

Ayaşlı ile Kiracıları

Memduh Şevket Esendal

Ankara'da Bir Apartman Dairesi: Cumhuriyet'in Mikrokozmosu Memduh Şevket Esendal'ın ilk olarak 1934'te yayımlanan ve adeta bir edebi zaman kapsülü niteliği taşıyan romanı Ayaşlı ile Kiracıları,
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön