Kadeh ve Sigara
Beni içine çekmişti bir kerede olsa ve ben şuan içindeyim. İçini mahfeden artık benim...
"Yazarlar, çayı soğutacak kadar çok düşünürler. Okuyucular ise onu içene kadar..." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Yazarlar, çayı soğutacak kadar çok düşünürler. Okuyucular ise onu içene kadar..." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Beni içine çekmişti bir kerede olsa ve ben şuan içindeyim. İçini mahfeden artık benim...
Yalnızlığını kendi seçmişti ve bundan sonra da yoluna yalnız devam edecekti.
Belki de bundan sonra tek aşkı deniz olacaktı.
Bir tek o karşılıksız sevebilirdi. Yüreğinde milyonlarca canlıyı barındıran engin deniz...
Ilık bir bahar esintisnde bir meleğin gözlerinden dünyayı izlemek...
Hesaba itiraz ederse yanındakilerin gözünde küçük düşeceğini sanan adamı, daha fazla kazıklamadığına pişman oldu garson.
Uğur, Önder, Önder'in pantolonu, mağara ve köpek arasında geçen bir öykücük...
Pencereye doğru yürüdü. Çocukluğundan kalma bir alışkanlıkla bahçedeki ceviz ağacına odaklandı gözleri. Sanki o günlerden bu günlere her şey değişmiş ama bu bahçe, bu ceviz ağacı ve bu ağacın üzerinden cilveli ışıltılar yayan güneş hiç değişmemişti.
Bazen saçlarındaki beyazlıklar ve yüzündeki kırışıklıklar dışında kendisinde bile çok
Düzeni değiştirmeyi göze alıp günlük günlük yaşımdaki birçok şeyden çekinen herhangi birimize benzer birinin bir saati.
Ahlak Bakanlığı Yalandan Arınma Başkanlığı Bakırköy Şubesi kapısından ilk kez girdiği için çok heyecanlıydı; Bugüne kadar söylediği yalanlardan kurtulma şansı yoktu ama bundan sonra artık gerçeklerle yaşamak istiyordu.
o devlet başkanının neden ortalıktan kaybolduğunu açıklamak bana zor gelecek fakat bunu yapmak zorundayım. zamanında benim ve diğerlerinin üzerinde bir baskı vardı, doğru bu ama aradan oldukça uzun bir zaman geçti…
Bir gece yaşadım..Yüz yıllardır hayatımda biriktirdiğim görüntülerin sahteliğini yüzüme çarpan bir gece..Gezdiğim bütün insan yüzü coğrafyalarının sahte haritasını bana sadece tek cümle ile anlatan bir fısıltının, kulaklarımda sağır edici çığlıklar ya
mayıs ayı ilkbaharın ayıdır,özlemin,mitlerin,toprağın hareketlerinin....öykümüz de birçok simgeyi bağrında taşıyan anadolu'dan simgesel bir öykü.
Nerdesin yahu? Kim çağırıyor beni? Bu yalnızlıkta olsa olsa ben beni çağırırım. Nerdeee.. ile başlar bütün cümlelerim. Nerdesin o eski ben?
Onlardan bir şey istersen mutlaka alırsın, çünkü insanlar hayır demeyi pek beceremezler. Bu onun hayat felsefesiydi. Zekiydi, ağzı çok iyi laf yapıyordu, insanları güldürüyor, onlarla iyi vakit geçiriyordu. Üniversite sınavlarına bir tarikatın dershanesinde hazırlanıyordu, zaten aynı tarikatın Türkiye’yi dört bir koldan sardığı okullarının birinden mezun olmuştu.
kısacık bir andı yaşadığım. ne yapacağımı bilemediğim belki de. bildiğim ya da sonuna kadar. yapamadım işte ama. toprağı ateş körükledi. körüğü toprak...
1957 dünya kupası final maçına çıkmıştık, Fas'ta… stadyum onbinlerce kişinin bağırış çağırışıyla inliyordu.
Acaba çok mu acımıştı. Ne kadar acıdıysa da ne olacaktı ki ne de olsa sonunda ÖLÜM yoktu. Bu SADECE bir OYUNDU.
Gülümsüyor. Öyle masum ki bu gülümseyiş… İlk tanıştığımızdaki gibi… Sonraları bu gülümsemeyi esirgiyor benden, esirgediği bir çok şeyin yanında. Fakir bırakıyor beni. Rahat uykuları esirgiyor, anlamayı, anlatmayı...