Şeker Ve Çikolata
“Yaş kemale erdi ama ben hala eremedim”. Bu lafın ardına okkalı bir hikaye iyi giderdi aslında. Ortaya piyaz, biraz peynir bir de rakı. Şeker, çikolata da nereden çıktı?
"Yazarlar, çayı soğutacak kadar çok düşünürler. Okuyucular ise onu içene kadar..." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Yazarlar, çayı soğutacak kadar çok düşünürler. Okuyucular ise onu içene kadar..." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
“Yaş kemale erdi ama ben hala eremedim”. Bu lafın ardına okkalı bir hikaye iyi giderdi aslında. Ortaya piyaz, biraz peynir bir de rakı. Şeker, çikolata da nereden çıktı?
“Aslında kafası karma karışıktı.” “Hatta ne yaptığını, ne düşündüğünü bile bilmiyordu.” “Dahası hayatta bugüne kadar istemediği kadar bu sorunun cevabını bilmek istiyordu.” “Durmadan istiğfar ediyordu.” R
Değil desem ne değişir ki ? Tut ki değil dedim , bu yetkililerce kabul edilecek mi ? “Değil” demek değil mesele , mesele direnmek meselesiydi ve biz bunu yapamadık .Artık ne desek boş , “dostların karnı açtı kıydık menekşe parasına”
saçları başları dğınık, saçı sakalı birbirine karışmıştır. Pistir, kirden geçilmez üstleri başları. Beyinleri, gönülleri........
Bizim Mustafa hoca İmam Hatip Lisesini yeni bitirmişti. Yaz Kur-an Kursu için müftülükten izinle bir cami-i’de kur’an- Kerim derslerini vermeye başlar…
Kapılar her gün temas ettiğimiz bazen önemsediğimiz,bazen hiç dikkat etmediğimiz objelerdir. O kapılara sahip olmanın mücadelesi, terkedilen kapıların yartatığı etki bu çalışmada bu farklı boyutları ile ele alınmıştır.
Nasıl yazdım bilmiyorum, ama mahallemizdeki evsizin öldüğü karlı bir izmit akşamı idi..mahalleli derin bir yazık çekip, yataklarına girmişlerdi. İşte ahalinin üç maymunculuğunu görüp telaşla masaya oturduğum biz zamandı sanırım. yazık...
Çocuklara yazılmışsa da aslen öyle değil...
Bir toplumun olması ve burada büyüklerin olmaması önemli olan!
yarımyamalak yazılar…
ne başı belli ne sonu. Ne aşktan haber
verir ne nefretten. yarımyamalaktır bu yazılar ,
eksik kalmıştır her zaman. Korkunun , cesaret
edememişliğin ardı ardına dizilmiş halidir yani.
" Seninle kalmamı istemediğine emin misin ? " soruyu soran Faruk en yakın arkadaşıydı. Ona bile henüz anlatmamıştı gerçeği, belkide hiç bir zaman anlatamayacaktı.Aslında yaşadıklarının gerçek olduğuna önce kendisinin inanması gerekiyordu.
Sahildeyim, masmavi bir gökyüzü ve güneş akşam gidişlerinde. Gökyüzü gri ve mavi ile içiçe geçmiş. Denizin dalgaları yavaş yavaş kabarıyor. Tıpkı insanların içi gibi... İnsanlar, insancıklar denizi içmiş gibiler. İçlerinde denizin dibe vurmuş sarhoşluğu.
Arkalarından medya görevlileri yere dökülen beyinlerini toplayıp bunlardan küpeler yapıp,halkın kulağına asıyorlardı.Kulaklardaki ağırlık,beyinlerdeki sağırlığı artırıyor,kulaklar büyüdükçe,beyinler küçülüyordu.