Beytepe'de Nisan
Bahar ona can veren Nisan yağmurlarıyla kendini iyiden iyiye hissettiriyordu. Pencerenin hemen önünde camı açmış oturduğu saldalyeden dışarıyı seyreden genç te öyle hissediyordu ki camı tamamen açmıştı.
"Yarın 6 Mart 2026. Dünya'nın dönmeye devam ettiğine dair elimizde güçlü kanıtlar var." - Terry Pratchett (kurgusal)"
"Yarın 6 Mart 2026. Dünya'nın dönmeye devam ettiğine dair elimizde güçlü kanıtlar var." - Terry Pratchett (kurgusal)"
Bahar ona can veren Nisan yağmurlarıyla kendini iyiden iyiye hissettiriyordu. Pencerenin hemen önünde camı açmış oturduğu saldalyeden dışarıyı seyreden genç te öyle hissediyordu ki camı tamamen açmıştı.
Sis dağılıyor. Güneş gücünü hızla toparlıyor. Artan ışıkla, koyu yeşil bir ton açılıyor. Ama köy hala uzak ve derinde. Bu yosunlu, kaygan kaya güneşi neredeyse hiç almıyor. Şimdilik oradan uzaklaşıyor. Ancak, o(?) kayaya tekrar dönecek. Varlık, yokluk; de
Kartal eski çağlardan beri bir çok milletin folkloruna cesâret ve kuvvet sembolü olarak geçmiştir. 70-104 yıl kadar yaşarlar. Esâret hayâtına fazla dayanamazlar.Kartallar yüksek ve hızlı uçan, cesur, atılgan hayvanlardır Kartal bilinen yırtıcı kuş. Kartallar tek eşlidir. Yaşamları boyunca eş değiştirmedikleri gibi her yıl aynı yuvayı kullanırlar. Yuvaları genellikle
Mayın tarlasındaydı ve bastığı mayınlardan biri patlamış yaralanmıştı…
Her an bir mayın daha patlayabilir ve ölebilirdi…
Üzeri kapalı kuyu; mezardır. Üstü açık kuyu ise insanı varolan tek çıkışa umutlandırır.
Ruh bedenden ayrılırken tekrar döndü baktı geriye, soluk bir yüz kemikleşmiş bir beden. İlk buluştuklarında ne kadarda tazeydi bu beden ve saf yaşlanırken çok acı çektim ama yoğruldum sahibimle dedi ruh. Yeri geldi hadesin ceheneminde kibrit kutusundan nefes aldım yeri geldi cennet bahçelerinden güllerin kokusunu herkesten önce kokladım.
Nokta koymam gerekiyormuş ... Kentin sonuna, aşkın sonuna... kalbimin sonuna...
hayatı düşünüyorum bazan ufuklara dalarak neden niçinlerle yaşamakatan hayatı sorgulamaktan korkmadan yılmadan ve istekle içimdeki düşünceleri sorguluyorum bir cıkış noktası bulmak için cabalıyorum belkide bu sorulara cevab verdigimde kendi varoşuş nededi
Ellerin acı katmıştı yüreğime. O çocuğun gözlerinde aramıştım seni. Sen yoktun. Çünkü senin gözlerini ben hiç görmedim. Bir yağmur altında, ıssız kaldırımlarda mendil satan ellerine hiç rastlamadım.
Yaşanılan bir ana dair bir yazıdır. Yaşanılan bir yolculuğun bireysel bir temelden hareketle insanın varoluş sorunuyla yüzleşmesi ve Dünyadaki sistem içerisindeki tanımından sıyrılarak tüm evren içindeki kendini konumlandırma arzusu ifade edilmek istenmiştir. Zaman ve mekan ve kişiler bulanıklaştırılarak kısa örgü içinde asıl tema vurgulanmaya çalışılmıştır.
yeni bir güne başlamıştı şimdi.. işlerini bitirip eve dönmeyi sabırsızlıkla bekliyordu..
nihayet saatler sonra evindeydi… yemeğini yiyip, dinlendi biraz.. düşündü… kitabını aldı eline, işaretlediği yerden okumaya devam ederken uyuyakaldı.. yine konuşmaya başladı kendiyle!! Anladı bu sefer… uyanmalıydı… derin bir nefes alarak açtı gözlerini karanlık odasında!! Elinde
Şehrin üzerine bir karabasan gibi çöken gecenin sessizliği içindeydi. Pencerenin kenarında yanan mum yavaş yavaş tükeniyordu. Neden diye düşündü. Aniden bir ses, durgun bir suya düşen damla gibi dalgalandı odanın içinde:
“Su, isterse kutuplardaki dev buzların içine girerek orada yüzyıl kalsın, günün birinde yine buharlaşacaktır. Su er geç bulutlara dönecek, yeni baştan başlayacaktır seyahatine.”
Hangi korku üstündür? Yüreğini kemiren yaşama dair korkular mı, ölüm korkusu mu?
Mert Başaran