Suyun Aksi
Sudaki sessiz aksim bana yardım edemezsin. Seni kırk kere gördüm ve bi o kadar yadsıdım.Aynadaki kibirli yaratık sen bin kere sevdim ve bi o kadar da kutsadım.Elimde ayna suyun aksindeyim......
"İyi bir roman, kahramanı hakkındaki gerçeği söyler. — G. K. Chesterton"
"İyi bir roman, kahramanı hakkındaki gerçeği söyler. — G. K. Chesterton"
Sudaki sessiz aksim bana yardım edemezsin. Seni kırk kere gördüm ve bi o kadar yadsıdım.Aynadaki kibirli yaratık sen bin kere sevdim ve bi o kadar da kutsadım.Elimde ayna suyun aksindeyim......
Sevgili unutulmazlarım,çok çabuk ve çok geç de olsa kaybettiğim(Babaannem)kaybetmekten kahrettiğim,kişilerim.
Babam ve burhan Bey erken gittiler öte aleme.
Allah rahmet eylesin bütün ölmüşlerimize.Amin.
“Bulutlarla kaplı gökyüzünde görebildiğin küçük bir mavilik havanın düzeleceğine dair küçük de olsa bir umuttur.”
Gazetedeki ölüm haberlerine bakarken fark ettim. Senden önce boğazlananların, kesilenlerin veya ezilenlerin sonunun hazırlanışının hemn hemen aynı oluşunu.Pusu, elde ediş ve son.Ölüm hep vardı ne kadar kanlı o kadar....
Deniz okulun duvarları gibi gri, onlardan farklı olarak dalgalıydı. Aldatıcı bir dansla insanı bir tür melankoliye davet eder gibiydi.
Bulutların renginde kararma ve görünüşlerinde bir ağırlık vardı. Sanki dolmuş ve bedbindi gökyüzü. Kendisini en çok gökyüzüne benzetirdi. Evet, bir kadın olsa olsa gökyüzü olurdu. Önce yeryüzünün kirini pasını kendisinde toplar, sonra içini akıtarak hem kendini hem yeryüzünü temizleyen, kadın gökyüzü.
Umarsız beliriveren “kendini ifade etme arzusu” onda da belirmiştir ve nicedir kahramanımız, bu belayla cebelleşmektedir. Daha önceleri defalarca tecrübe edilmiştir ki, bu kendini ifade etme arzusu insanı büyük olasılıkla sanatçı yapar (küçük olasılıkla katil, müntehir, deli, terörist, ...vs) ve hayal kurma belasını daha beter çağırır. İşte böyle; sırf
İnsanlığa herşeyin kendilerine öğretildiği gibi olmadığını gösteren iki güzel insanın -Simone de Beauvoir ve kısa bir süre önce 100. doğum gününü kutladığımız J.P. Sartre’ın- değerli anısına.
hayatı düşünüyorum bazan ufuklara dalarak neden niçinlerle yaşamakatan hayatı sorgulamaktan korkmadan yılmadan ve istekle içimdeki düşünceleri sorguluyorum bir cıkış noktası bulmak için cabalıyorum belkide bu sorulara cevab verdigimde kendi varoşuş nededi
Hastaneye Yatmadan önceki SON günlerim
3 Gün SONRA Dört duvar arasına alınacağım
Ellerin acı katmıştı yüreğime. O çocuğun gözlerinde aramıştım seni. Sen yoktun. Çünkü senin gözlerini ben hiç görmedim. Bir yağmur altında, ıssız kaldırımlarda mendil satan ellerine hiç rastlamadım.
Bir kabulleniş. Her zaman Yanlış anlaşılmış olan Bir olgu bu yazı ile beraberinde biraz daha karamsar bir hal alıyor. Konu için'de geçen Kara Gölge ismi, Ölüm meleğine hitaben yazılmıştır.
(Not) bir proje kapsamında yazılmıştır. Proje: Kamu Lobu
Yıllarını geçirdiği yerden, işinden ayrılmak üzere olan Sadi Efendi'den... Öykü, etrafımda gördüğüm onlarca güvenlik görevlisi ve bekçinin zamanlarını nasıl geçirdiklerini düşünürken ortaya çıktı.
„Artık kalemimin de, benim de güçsüzlüğümüzü biliyorum. Ne önemi var: Kitap yazıyorum, yazacağım; onlar da gerekli; gene de bir işe yarıyorlar. Yazın hiçbir şeyi, hiç kimseyi kurtarmaz, doğrulamaz. Ama bir insan ürünüdür: İnsan orada yansır, kendini
Şehrin üzerine bir karabasan gibi çöken gecenin sessizliği içindeydi. Pencerenin kenarında yanan mum yavaş yavaş tükeniyordu. Neden diye düşündü. Aniden bir ses, durgun bir suya düşen damla gibi dalgalandı odanın içinde:
Onlar canlı değil mi? Ölmek te var tabi…Ne kadar kısıtlı ve yoğun yaşamları var! Acaba öleceklerini biliyorlar mı?Ya farkındalarsa… Buna biz bile katlanamayız… Düşünsene, dönmeyeceğini biliyorsun ve o ana doğru tehirsiz ilerliyorsun… Bağımlılıklarını bırakıyorsun… Konuştuklarımızı sezinleyip cevap veriyorlarmış hemen. Bir de çıkışarak, nasıl olur?
Bu gelişinde, geçen sefer anlamlı anlamlı süzdüğü kumralı göndermişti yatağına Rezzan Hanım. Herkes hanım diye hitap ettiğinden Alpar da alışmıştı, bu fahişeden bozma kadına hanım demeye...