Aynalarla Yaşamak
Zor iştir yaşamak aynalarla geceleri ve uyanmaya çalışmak hiç dalmadığın bir uykudan. İzi kalır yüzünde sarıldığın yıldızların...
"Yarın, erteleme sanatının dünkü halidir." - Unknown"
"Yarın, erteleme sanatının dünkü halidir." - Unknown"
Zor iştir yaşamak aynalarla geceleri ve uyanmaya çalışmak hiç dalmadığın bir uykudan. İzi kalır yüzünde sarıldığın yıldızların...
...Tozdu topraktı, sisti buluttu, kandı revandı, çapraşık, karmaşık. Biliyordum ki bu silsileye, bu tantanaya ,bu karmaşaya şu sol yanı adresi, şu sol yanı numarası, bilinmezlikle kirli kapısı yüreğim alışık
Bir bütünün iki parçası sanki... Birinin yanında yer almak ikisinin arasında kalmak demek gibi
Ağıt yakılan diyarlarda sana hasret büyütür yüreğim. Asmışım kendimi bembeyaz bir bulutun sessizliğine. Gökyüzü gecelerime hançerli sevdiğim. Nasılda özlerim seni bir bilsen,nasılda ağlamak gelir şimdi içimden....
Daha ilk günden ısınmıştım sana,sanki gökyüzüm sen,yağmurlarım sendin,düşmeden içimdeki yalnızlığın kumsallarına.Denizleri senin için renklendirdim ben,bulutları senin için yakaladım. Sanki en ufak bir rüzgarda savrulacak gibi değildim uykusuzluklarına...
Doğduğum anın ilk bir saatinden sonra uykuya dalmam,
Bir suçsa,
Ve şimdiye kadar yaşadığım her şey
Gördüğüm bir rüya olamaz mı?
hani yaşamak dedikleri...
kanatsız bir uçuş gösterisi..
bütün hız sınırlarını aşabilmek en tepeden dibe doğru..
çakıldığın noktadan yükselen dumanı izlemek..
Daha çok penceremden sana uzattığım bembeyaz hayallerime. Su kenarına izinsiz düşen kar tanelerinin ayakta kalma çabası yada diğer bir tabirle suyun soğukluğuna karışmaması için verdiği savaşın içine bırakıyorum kendimi....
Biliyor musunuz filler günde yalnızca iki saat uyurmuş... Geri kalan yirmi iki saatte insanları uyandırmalarına ne dersiniz?? Yoksa biz mi fil olsak...
Derinlikler
diz boyu, ama gözler direnmiştir hayata. Hüzün taşır kimileri de .
Gülse
Halının üzerinde bir mavi boncuk... Ne kadar faklı yüzleri var... Yaşadıklarına, yaşadıklarımıza bakarken gördüğün yüz onların tek açıklaması mı?...
Katili olmalıydım gecenin,ellerimde suçüstü kanamaların parmak izleriyle sağaltılmamış bir yaranın bıçağı,ama başaramadım...Kapsülü çıkarılmış tamlamaların yalınayak buluşmaları işgal ettiği terkedilmiş bir durağa yaklaştım sonra,karşılaştığım kendi yansımamdı,'yak'dedi 'bütün gemileri yak...!'Yakmayacağım işte.'Bu şehir bıçak,bu şehirdeki yokuşlar yokoluşlarımıza çıkıyor artık.Bizim çölümüz bir çift tabanca edinmeyi gerektiriyor,sen söylemiştin,eninde sonunda sökülecek bu şehrin şafakları;biliyorsun...'
Adalet Ağaoğlu