Hîbe.
Ani ve çok sert bir bırakılma anının ertesinde yazıldı. Dostun gidişi de çok dokunuyormuş.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Ani ve çok sert bir bırakılma anının ertesinde yazıldı. Dostun gidişi de çok dokunuyormuş.
Element misniz? İki bacaklı bir hastalık mı? Nesiniz be çıkın gidin gezegeninize. Defolun.
Durdukça büyüyor gözleri cam kenarında yağmur camları ıslatırken. Büyüyor da yakıyor ruhunun ışıksız kalan ücralarını acı ile. Yokluğun acısı, varlığın olmamışlığı... Şimdi aklın dimağından geçenler gözlerde yol buluyor kendine. Gözler ıssız, gözler donuk. Soluksuz kalmak gibi suyun altında. Bir an suyun üstüne çıkıp nefes almak sonra dalmak tekrar
Yazgıma kahroluyorum, sana yok sitemim, öfkem. Öfkenin, kinin yıkamayacağı şey yok yaşamda.
İsterim sevgin yaşasın benimle, tek kişilik aşkta. Yaralarını kapa, tozunu silkele , koş O'na...
Mutluluğu hakeden birisin sen sevgili,
mutlu ol diliyorum h
Bir yap-bozum olsun, eksiksiz olsun; bir yap-bozum olsun hiç dağılmasın!
Okyanusun derinliklerinde, nefes alabilme ihtimalinin imkansızlığında, tekrar bir arada olamamanın kaçınılmazlığında ve senin için yapılan her iç çekişe, haykırışa olan duyarsızlığına isyandı burada bir başıma oturuyor olmam...
Günün başlangıcı iyi ki doğmuşum diye başlarken, nereden geldi aklıma bilmem tüm bu düşüncelerle haşır neşir olduktan sonra gayri ihtiyari tereddütleniverdi.
“İyi ki doğdum mu acaba?”
Düşünebildiğinden büyük davranan asla adam olamaz. Edepsiz fikirlerini zehirli bir dille harmanlayanlar bugün kendini kral gibi görse de sonunda şaklabana döner. Ve bugün onu pohpohlayan hayat yarın sırtını çevirince suçlayacak kendisinden başka kimse kalmaz. Kalbinde binbir pişmanlıkla, düşer kral tahtından aşağı.
Bugün yıldönümü bana verdiğin son hediyenin. Merak etme, hiç unutmadım, derin derin kazıdım içime. Ne zaman gitmeye kalksam hayattan, en önce onu koydum valizime, sonra seni, sonrasındaysa taşıyamadım ikinizi. Ağırdınız benim için...
seven, sevileni yalnız bıraktığını düşünürken aslında hem kendisini hem de sevdiğini yalnızlığa itmiş olur...
Kendimi geceye vurduğum bir zamandı... Yürek sızlatan yağmurlar yağıyordu gözlerimde... Ben ne zaman senden gitsem, sen usulca yanıma sokulup hatırlatıyordun kendini... Kim kopardı bizi bizden diye soruyorduk şiirlerde.... Yanıtını bulamıyorduk...
Eskiliğinle,
eksikliğinle, sevdim ben seni..
Esrikliğinle,
geceler boyu beni yenile
canımın gizli cevheri....
Bu dünyada ; sıcaktan eli yanacağını , soğuktan üşüyeceğini veya en basitinden niçin kaldırımdan yürümesi gerektiğini benim öğretmem gereken yeni bir insan var .
Düşünün ki ayakkabılarını bile nasıl bağlayacağını ben öğreteceğim .
ne sevebilir ne kaçabilir olduk..
her şey korkudan
her şey kimsesiz olmaktan ötürü...
Bütün melekler mi matemde bu neyin karanlığı, aralayın şu bulutları güneşe hasretliğim var
-''Ebruu, bana bir koca gibi bişi lazım,ve o da bu gece lazım'' diye çığlığı bastı arkadaşım!
(şimdi güler misin,ağlar mısın,telefon kulağımda öylece apışıp kaldım!Tabir de dehşet,''koca gibi bişi'',yani kocaya benzese yetecek,fazla önemli değil gerisi..)
-''Kızım sen kafayımı yedin,saat sabahın 6 sı,rüyanda koca mı gördün?''