Hîbe.
Ani ve çok sert bir bırakılma anının ertesinde yazıldı. Dostun gidişi de çok dokunuyormuş.
"Hayal gücü, yaratılışın başlangıcıdır. — George Bernard Shaw"
"Hayal gücü, yaratılışın başlangıcıdır. — George Bernard Shaw"
Ani ve çok sert bir bırakılma anının ertesinde yazıldı. Dostun gidişi de çok dokunuyormuş.
Meğer ne çok adam edermişsin sen, adam olmadığını anlamadan öncesine kadar... şimdi bakıyorum geçmişe, o da en az senin kadar yalan-dolan...
Eskiliğinle,
eksikliğinle, sevdim ben seni..
Esrikliğinle,
geceler boyu beni yenile
canımın gizli cevheri....
Yazgıma kahroluyorum, sana yok sitemim, öfkem. Öfkenin, kinin yıkamayacağı şey yok yaşamda.
İsterim sevgin yaşasın benimle, tek kişilik aşkta. Yaralarını kapa, tozunu silkele , koş O'na...
Mutluluğu hakeden birisin sen sevgili,
mutlu ol diliyorum h
Avucunda sakladığın düşlerinle, yitirilmiş duygularınla sadece merhaba de.
aşkın kuralları varsa da
aşksızlığın nedeni kurallar olmalı mıdır?
kimin koyduğu, kimin uyacağı kurallar?
“ Seni mahvedeceğim” dedi büyük salatalık.
“ Asla beni yıldıramazsın, açın küçük salatalıkların üstlerini, biz de yaşamak istiyoruz. “ diye bağırdı küçük olan.
Bu dünyada ; sıcaktan eli yanacağını , soğuktan üşüyeceğini veya en basitinden niçin kaldırımdan yürümesi gerektiğini benim öğretmem gereken yeni bir insan var .
Düşünün ki ayakkabılarını bile nasıl bağlayacağını ben öğreteceğim .
Aşkın o yakıp yıkan bencilliği ile sevginin o karşılıksız önce sevdiğini düşünen, özgür bırakan hali arasında
Bugün yıldönümü bana verdiğin son hediyenin. Merak etme, hiç unutmadım, derin derin kazıdım içime. Ne zaman gitmeye kalksam hayattan, en önce onu koydum valizime, sonra seni, sonrasındaysa taşıyamadım ikinizi. Ağırdınız benim için...
Günün başlangıcı iyi ki doğmuşum diye başlarken, nereden geldi aklıma bilmem tüm bu düşüncelerle haşır neşir olduktan sonra gayri ihtiyari tereddütleniverdi.
“İyi ki doğdum mu acaba?”
Karşıdan gelen o değildir. İçinizde gelmesini çok istediğiniz kişinin, gelmemesinin hesabını sorgularken aslında sadece kendi kendinizi avutmanın haklı gururunu yaşarsınız.
Durdukça büyüyor gözleri cam kenarında yağmur camları ıslatırken. Büyüyor da yakıyor ruhunun ışıksız kalan ücralarını acı ile. Yokluğun acısı, varlığın olmamışlığı... Şimdi aklın dimağından geçenler gözlerde yol buluyor kendine. Gözler ıssız, gözler donuk. Soluksuz kalmak gibi suyun altında. Bir an suyun üstüne çıkıp nefes almak sonra dalmak tekrar
İnsanın elinden gelenin daha fazlasının peşinde olması nasıl bir duygudur ve daha önemlisi bu çaba senin içinse , asıl senin hissettiğin nasıl bir duygudur ? Çok karmaşık geliyor bana aslında .
Örneğin işten sonra sevebilirim seni. Yağmurdan sonra, yada yorgun bir günün sonunda. Üç günde bir telefon etsem yeter. Bir yılda üç gün sevebilirim seni. Kibrit kutusu, oyuncak bebek, pul yada telefon kartı koleksiyonu yapar gibi.
Okyanusun derinliklerinde, nefes alabilme ihtimalinin imkansızlığında, tekrar bir arada olamamanın kaçınılmazlığında ve senin için yapılan her iç çekişe, haykırışa olan duyarsızlığına isyandı burada bir başıma oturuyor olmam...
Bir yap-bozum olsun, eksiksiz olsun; bir yap-bozum olsun hiç dağılmasın!