Karanlıktan Yansıyanlar...
AŞK, bazen çok güçlü bazen zayıf, bazen güneş gibi bazen mum ışığı gibi aydınlatan ama hiçbir zaman sönmeyen bir ışık hayatımızda...
"Her roman, yazarın kendi cehenneminden bir dilimdir, okur ise o dilimi keyifle yiyen bir iblis." - Stephen King"
"Her roman, yazarın kendi cehenneminden bir dilimdir, okur ise o dilimi keyifle yiyen bir iblis." - Stephen King"
AŞK, bazen çok güçlü bazen zayıf, bazen güneş gibi bazen mum ışığı gibi aydınlatan ama hiçbir zaman sönmeyen bir ışık hayatımızda...
Geride seni, geride beni yasaklı melek yapanı bıraktığım zamanlar adımlarım şaşırıyor. Çarpıyorum beceriksizce sağa sola. Yalpalaya yalpalaya...İleri atılan adımlarım aslında geriye gidiyor. Ve bunu benden başka kimse bilmiyor...Sen bile. Paramparça olup
İlk bakışta bunca şaşkın ve sakar olabilir mi bir insan? Seni ilk gördüğümde yüzündeki sıra dışı tebessüme, parıltıya takıldı ayaklarım; bir sakarlık yaptım işte, kendimi yere düşürdüm… Yıllar geldi geçti önümden bir kervan misali, yeri böylesi özlemedi dizlerim!
Yine de gülümsüyordu. Yine de gülüyordu karşısında gitmesini talep edene...
Sahiden...
İnsanın hangi pişmanlığı geçmez, hatta gün geçtikçe artar?
Yaşadıklarınınki mi, yoksa yaşayamadıklarınınki mi?
Her nefeste kaburgalarım kalbimi sıkıştırıp eziyor. Gerçekten unutmuş olabilir misin beni? Yoksa bilerek mi hatırlamıyorsun?
Biliyorum ne diyeceğini, binbir dereden su getireceğini, o nedenle sen sus, hiçbir şey söyleme, sus sevgili...
Bazılarımız AŞKI pazarlık konusu olarak tartıstıklarını cok isittim,oysa AŞK hic bir zaman boyle bir konuya muhatap degildir,edilmemelidir de,iste buna istinaden bu yazıyı yazma ihtiyacını duydum..
Sen vaktinden çok sonra gelen sevda, ben geceler boyu seni bekleyen mavi melek bu şehirde.
Her bir martı ona yok olan umudunu getirdi,çıkaramadığı sesini,konuşamadığı cümlelerini ve az evvel kıyıda bıraktığı bir çırpıda silinen yaşanmışlıklarını.
İnsanların kendi hayalinde yaratıp taptığı ilk tanrının,dişi olmasından çok daha ilginci,onun aynı zamanda AŞK ve SAVAŞ tanrısı da olması değil mi.Kim bilir belki de aşk,bir büyük teslimiyet,teslim oluş ve teslim alışı,olmazsa olmaz kılmış,insanın “kendi” ne dair en büyük savaştır.Ancak Burada vurgulamamız gereken,yazının bulunuşundan binlerce yıl önce insanın ilk
Bir erkek ve bir kadın…
Nedir onları bir arada tutan, nedir onları hem bu kadar zıt, hem de birbirine bağlı kılan…
Aşk duyarlılık gerektirmez mi?
Söz bitti düşlerimde, bir kez daha mağlubuyum aşkın ve zafer yine terk edenin ve sana söylenecek son cümle sade bir “seni çok sevdim.”
Sen de benim nadidem, eşsiz, biricik gülümsün, bir tanem. Seni böyle uzaklardan seveceğim. Erişemeyeceğim uzaklıklardan uzanıp,öpmeye çalışacağım, düşsem bile... Şarkımızı mırıldanacağım uzaklardan.. Ben böyle yanmayı, yanarak uslanmayı seviyorum. Böylece
B. Nihan Eren