Biz Buluttuk...
Artık can çekişmekte olan “O ÇOCUĞUN” arkasında bekleyen akbabalar gibi dünya…
"Hikâyeler, hayatın taşınabilir yurdudur. — Jeanette Winterson"
"Hikâyeler, hayatın taşınabilir yurdudur. — Jeanette Winterson"
Artık can çekişmekte olan “O ÇOCUĞUN” arkasında bekleyen akbabalar gibi dünya…
Bir meyveyi dalından koparıp yemeyeli, bahçeli müstakil bir evde sabahın mis gibi toprak kokusunu duyup gülümseyerek uyanmayalı ne çok olmuş.Oysa benim yaşamak istediğim hayat , şehrin kalabalıkları içinde asılan suratları gülümsemeye sevk etmek için çaba
"Masum bir bebeği bile ağlatan hayat hain değilde, biz mi sulugözmüşüz hiç yoktan?"
"bir aşkın içindeyken biriktirilmiş çok kelime kalır insanın içinde. kullanılmamış kelimeler. o kadar çok konuşulduğu halde, gene de kullanılmamış kelimeler. bir sonrakine vermek isteriz onları. içiniz çürümedikçe, kelimeler içinizde diri kalır. dipdiri. kendi hikayesi için bizden hakkını isteyen ve boğazımızı düğümleyen bunlardır. günün birinde diliniz kabuk bağlayıp, ruhunuz
Düşlerimizi süsleyen dünyanın gerçek yüzüyle karşılaştıktan sonra gelen hayal kırıklığı...
Anlatsam da anlamayacaksın, biliyorum. Elimi yaktım, canım çok acıdı desem… Babamı kaybettik , çok üzgünüm desem…
Anlamayacaksın, biliyorum! Beni anlayamayacaksın…
‘Bir kadın çok güzel olabilir ama söyleyecek hiçbir şeyi olmamak kadar sıkıcı bir şey olamaz’ diyen Anita Roddick’e göre ‘Üçüncü binyıl kadınların gülüşleriyle şekillenecek. Bir arada duran, birlikte gülen kadınlar belirleyecek hay
Semboller hayatın insana yansıyan yüzüdür. Bu yüzün berrak, akılcı, faydalı, estetik ve çekici olması onun hayattaki anlamını daha da derinleştirmektedir.
Aradım seni. Geçen gün ulaşmayacağını bile bile mesaj gönderdiğim gibi. İletilemeyeceğini biliyordum mesajımın. İletilemedi de:)) Rapor geldi birkaç gün sonra. Ne yazık! Halbuki ne çok isterdim “bu da geçecek, biliyorsun değil mi?” diyen sesin
Dostların kazığı "sinsice" oluyor.
Diline kilit vurmalı, heyecanını sadece kendinle yaşamalısın.
Dikkatlice seçtiğin kelimeler, özenle söylediğin ve paylaştıkların, tokat gibi yüzünde patlayabilir.
"Neden kemiriyorsun tırnaklarını
-neden acı veriyorsun kendine çocuk?"
"Fiziksel acı istiyorum ablam
-ruhumdakiler azalsın diye…."
Hayatımızdaki anların önemi çok büyüktür, o anları acı ve sıkıntılarımızla harmanlayıp üzülmek yerine o anları değerlendirmek en akıllıca olanıdır
Neden yaşamla birebir ilişkisi vardır tiyatronun? Çünkü o, yaşamın içinden damıtır oyunlarını. Ve yaşamın kendisi bir tiyatrodur aslında.Bebeklikte başlar oyunculuk. Her ağlayışında kendisini anne veya babasının koynunda bulan bebek, ilk oyununu sergiler.Hiçbir fiziksel sorunu olmasa bile ağlaması oyunun ilk sahnesidir. Evet o sahneler, sahnelere eklenir ve en saf,
Sessiz geceyi bölen çığlıkla yeni doğan bebeğin ağlamasıdır yaşamak. Her şeyi akışına, oluruna bırakmaktır yaşamak yolunu bulan su misali.