Kayıp Giden Zaman….
Hayaller hep uzak anı , yaşanmamışlar acı birer hatıra olacak demek ki içimizde.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Hayaller hep uzak anı , yaşanmamışlar acı birer hatıra olacak demek ki içimizde.
İçtenliği kullanılabilir aptallık olarak anlamaya uygun bunca düşünce şekilleri ile sarmalanmış yaşarken, derede ağustos güneşinde parıldayan çakıl taşları gibi olmaya çalışmak, ne zor.
İllaki dövüşülecekse barış için dövülsün,öldürülecekse illaki bir şey savaşlar öldürülsün. Sıkılacaksa bir kurşun, karanlığa cahilliğe sıkılsın. Memleket diyorum ,istiyorum ki Cahit Sıtkı'nın şiirindeki gibi olsun. Böyle memleketler kuruyorum kafam da. Böyle memleketler de neşeli türküler söylüyorum. Sonra sızılanıyorum.
Hayat hem acı hem de zevkli. Doğmak acı, yaşamak acı, ölmek acı (kim bilir belki de zevkli)…
İlkbahar veya ilkyaz, doğa döngüsünde kış ile yaz arasındaki mevsimdir. Üzerinde yaşadığımız kuzey yarım kürede 21 Mart-22 Haziran tarihleri arasında yaşanır. İlkbaharda ağaçlar çiçek açar, hava sıcaklığı artmaya başlar. Bu mevsimde karların erimesi ve bol miktarda yağışların yağması ile su yatakları olan dereler, göller, göletler ve barajlar su
var mı tanımlayabilen zamanı ha...
tanımlayabilene hele hele farkrdebilene aşkolsun...
...zaman ilerledikçe narin ellerini süsleyen parlak pembe tırnakları ve inci tanelerini andıran dişleri, kıskançlık duygularıyla beslenen içinde zaptedemediği bir canavarın kimliğine bürünüyor.
Kahredici bir trafik. Saygısız, insanı her an hayattan koparıp alabilecek denli kuralları hiçe sayan eğitimsiz bir kalabalık var, kendini insan olarak görmek isteyenlerin içinde.
Herkese bir hüzün kumbarası lazım, bozuklukları biriktirip dağlamak için acıları...
Hayatta göz ardı edip, üzerine düşmediğimiz gerçeklerin bize üzgü olarak yansıması..
Eminim; `aşk` bile gelecekte, bugünkünden başka sorunları taşıyacak içinde çağı gereği.
Eğreti durmuş her ad yamacımızda... Ne çok yabancıyız şimdi, ne çok ayazda kaldı yürekler...
Hastalık vücuduna yavaş yavaş hissettirmeden girmişti.
www.emrullahemin.net
Böcekler öldüklerinde ne yazık ki yaşadıklarından hiç bir iz kalmaz geriye. Ne cenaze törenleri olur ne de arkalarından ağlayan, varlığı yokluğuyla eş değer...
Bu ülkede yaşayanlar, ülkelerinde yaşamaktan o kadar mutlu imişler ki kesinlikle başka ülkelere gitmek, orada yaşamak gibi bir düşünceleri yokmuş. Hatta başka ülkeler, kendilerinden vizeyi bırakın, pasaport dahi istemedikleri halde başka ülkelere gitmeyi akıllarından bile geçirmezlermiş
Anlaması güç olsa da zeka, bir yüktür bünyeye...
Şule Gürbüz