Ağlamam Artık
Hava hafif yağmurlu. Kısa sarı saçlarımdan süzülüp, başıma değiyor yağmur suları. Bu yavaş yavaş içimdeki tüm siniri alıp gidiyor.
"Yazmak, varoluşsal bir kahvaltıdır; çoğu zaman acı, bazen de çok acı biten." – Albert Camus (kurgusal)"
"Yazmak, varoluşsal bir kahvaltıdır; çoğu zaman acı, bazen de çok acı biten." – Albert Camus (kurgusal)"
Hava hafif yağmurlu. Kısa sarı saçlarımdan süzülüp, başıma değiyor yağmur suları. Bu yavaş yavaş içimdeki tüm siniri alıp gidiyor.
Azıcık saçmalamaktan kimseye zarar gelmez. Bana da zarar vermez. Ne demiş Ludwig Wittgenstein, “Başardığın, başkalarına, senin için ifade ettiğinden daha fazla bir şey ifade edemez. Sana neye mal olmuşsa, onlar da o kadar ödeyecekler"

...
Ne olduğunun önemi var mıydı sahi, yoktu elbette. Mutluydu, hem de hiç yaşamadığı kadar. Gözlerindeki nemli küçük ışıltı süzülerek mum ışığına düştü. Adam bakamadı bu sefer. Gözlerini kaçırarak en kolay olanı yaptı ve bakışlarını kadehine çevirdi. Çok geçmeden de cam kadehte raks eden aleve takılıp gitti.
kısaca anneme itafen yazılmış mektup içimdekileri sahici olarak döküyorum.
Mary jane... Gizem yüklü bir kadın. Öylesine biri. Yaşam şekli, düşünce tarzı(düşünmemek de ki inadı), sonsuz bölü sonsuz belirsizlikleri anımsatan bilinmezliği, daha çok
küçük sayılabilecek olan yaşı ve dik kafalılığıyla öylesine diyebileceğim biri. Di
. Cehennemin sıcak öfkesine asla ayak uydurmayacağım dediğim onca zamandan sonra, sanırım bunun o kadar da iyi bir fikir olduğunu düşünmemeye başlamıştım...Cehennem beni içine çekiyordu..yavaş yavaş ve derine..
Kimliği belli olmayan bir ölüyü toplum "öldüğünü" bile bile dışlar. "Kimliği belirsiz" de tüm ölü haline rağmen "topluma inat" yaşamı sorgulamaya başlar.
Anılarımdır bana yaşamı sevdiren. İyi veya kötü diye ayrım yaparsan aralarında , kötü kefesine koydukların karabasan gibi ruhunun sana kalmış tek yerini kemirir, yer bitirir.
Çok uzaklarda bir yerdeyim. Görevim var. Gelmişleri ve geçmişleri araştırıyorum ve yardımcılarım sadece gölgeler...