"Yazmak, bir çölü geçmek gibidir; vardığınızda ne bir vaha kalmıştır ne de sizden bir dirhem et." – Franz Kafka"

Öykü

Türklerle Başa Çıkılmaz

Bu fantastik bir öküdür. Neler yapabildiğimizin farkına varmadan verdiğimiz uğraşların bir kesitidir. Okuyun ibret alın. Hem gururlanın hem sorgulayın.

Lütfen...

Güçlü değilim işte! Olmam gerektiği kadar güçlü değilim! Karşı koyamadım özlediğim dudaklardan çıkan özlemediğim sözcüklere...

İlkyardım

" Seninle kalmamı istemediğine emin misin ? " soruyu soran Faruk en yakın arkadaşıydı. Ona bile henüz anlatmamıştı gerçeği, belkide hiç bir zaman anlatamayacaktı.Aslında yaşadıklarının gerçek olduğuna önce kendisinin inanması gerekiyordu.

Mesai

Anladım sanırım. Sanırım Gönülden hürmetlerimle deyip elimi sıkmak istiyor. Aslında tutmazdım elini ama affedilmek istiyor. Kızarmışta. Haydi neyse tutayım elini. Halen bir şeyler anlatıyor ama... Amaaaan bana ne. Elimi bir de bıraksa. Hayda! Yapıştı el

Hastanede Bir Gün

Yoğun bakımda geçen üç günüm önemliydi tabi ki;
ancak tedavim sırasında çıkan omzumu fark ettiren
o deli ağrı ve sonrası, beni daha çok yordu.
Acil serviste üç saat uğraşılmasına rağmen;
yerine bir türlü gitmeyen omzum, narkoz altında istemeye istemeye elli

Turuncu Düşler

Sahildeyim, masmavi bir gökyüzü ve güneş akşam gidişlerinde. Gökyüzü gri ve mavi ile içiçe geçmiş. Denizin dalgaları yavaş yavaş kabarıyor. Tıpkı insanların içi gibi... İnsanlar, insancıklar denizi içmiş gibiler. İçlerinde denizin dibe vurmuş sarhoşluğu.

Başa Dön