Ensemdeki ses
Elara yalnız olduğunu sanıyordu.
Ama ensesindeki ses… gitmiyordu.
Üstelik sadece bir ses de değildi.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Elara yalnız olduğunu sanıyordu.
Ama ensesindeki ses… gitmiyordu.
Üstelik sadece bir ses de değildi.
Beyoğlu'nun büyülü gecesinde, bir gezginin kendini şehrin ritmine bırakışını anlatan atmosferik bir kesit. Karanlığın içinde dans eden sokak ışıkları, siyah lüks arabalar, kiraz ağaçlarının gölgeleri ve gecenin melodisini çalan rüzgâr eşliğinde, yaşamın koşturmacasına bir mola veren karakterin, gecenin hakkını verme arzusu. İstanbul'un bu ikonik semtinin hem yerlisine hem
Karanlık bir yolda terk edilen Melek, içki ve tartışmanın ardından beklenmedik bir huzur bulur. Gökyüzü ve doğa ona hayatın güzelliğini hatırlatırken, yoldan geçen bir tır şoförünün dikkatini çeker. Hayatın zorluklarına rağmen anı yaşamayı bilen bu kadının hikâyesi, zorluklarla başa çıkma ve her durumda iyilik bulabilme yeteneğini anlatıyor. Gerilim
Aynı insanlar, farklı zamanlarda neden aynı değiller; konuşmaları farklı, gülüşleri farklı, yürüyüşleri farklı diye düşünüyorsun
Ağustos gecesinde, doğanın uyanışını betimleyen bu metin, gizemli bir motosikletle villaya yaklaşan 30 yaşındaki Şeref'i tanıtıyor. Siyah deri kıyafetleri, çizmeleri ve mavi sakallı görünümüyle dikkat çeken bu ilginç karakter, yaşamın karanlık yönlerini öteleyen asi bir ruhu temsil ediyor. Ormanın derinliklerindeki bu gece buluşması, okuyucuyu meraklandıran bir hikayenin başlangıcını
Issız bir ormanda kendini bulan birinin zihin bulanıklığı ve kaybolmuşluk hissi içindeki iç sorgulaması. Zamanın ve mekanın belirsizleştiği, gerçeklikle yanılsamanın iç içe geçtiği bu hikayede, kaçırılma şüphesi ve özgür iradeye dair derin sorular yer alıyor.
800 VE 1500 METRE TÜRKİYE ŞAMPİYONUYDU
Yıl 1975. Galip 800 ve 1500 metrede gençler dalında Türkiye Şampiyonu olmuş ve milli formayı sırtına geçirmişti. Girdiği her yarışta birinci oluyordu. Galip büyükler dalında da birinciliklerini sürdürdü. Artık milli takımın değişmez koşucusuydu. Bu güzel insan, Avrupa Şampiyonu olmayı çok
5,5 aydır gece gündüz demeden çalışan Ekrem bilimde çığır açacak izahlara, pek çok icada pek çok ilime mucit olmuş çoktan genç yaşında insan üstü zekasına hükmedebilir hale gelmiş ve insanlık için yepyeni çığırlar açacak gelişmelere imza atmıştı.
Sadece bundan kimsenin haberi yoktu.
Akşam olmuş düğün melodileri başlamıştı. Önce saz bir giriş yaptı. Galiba Ankaranın büklüm büklüm yollarını çalıyordu. Ekremin tahmini doğru çıktı. Türkü doğruydu. Melodiye org aleti de eşlik etti.
Anladım ki, varolmak öyle abartılacak, çok önemli bir olay değildir. Bir yanlışlık sonucunda ortaya çıkmış olan sıradan bir hatadır.
Akşam olmuş düğün melodileri başlamıştı. Önce saz bir giriş yaptı. Galiba Ankaranın büklüm büklüm yollarını çalıyordu. Ekremin tahmini doğru çıktı. Türkü doğruydu. Melodiye org aleti de eşlik etti.
Hava kara dönmüştü. Üşümüş ve acıkmıştım. Beklemekten de sıkılınca çantayı açtım, sucuğu parmak kalınlığında kesip çubuğa sıraladım. Ucunu ateşe doğru yere batırmıştım. Ekmeği de o şekilde. Dilimlemeden ortasından bölerek. Dallar kırılıyordu o ara, sesini duymuştum. Önce boz renkli şu köpek sandım. Sonra gövdesi dışında vücudundan kalanları bir gün
Adım Anna, Bir kaç aydır bu kasabada yalnız yaşamaktayım, demek istediğim aile üyelerimden hiç biri yanımda değiller.
Ben bir yazar olmak istiyorum ve bunuda sessizlikte ve huzurda bulacağıma inanıyorum. O yüzden işte bu kasabadayım şimdi.
Yaptığı şey o kadar korkunçtu ki, suçu ne olursa olsun kimsenin bunu hak etmeyeceğine inanmıştı
Ahşap basamaklarda yükselen gacırtılar, sıvası artık iyice dökülen evin üst kat duvarlarını yalayıp geçmiş, kapı eşiğinden sinsice odasına ulaşarak sonunda o derin, tatlı uykusundan uyandırmıştı kendisini. Küf kokan rutubetli yorganın altında kımıldamadan öylece kıvrıldı bir süre daha. Oda içerisinde şuraya buraya bıraktığı kovalara çatıdan sızarak düşen damlaların çıkardığı
"Yaşam bizlerin eseriydi.onu bunaltımızdan sağan ışıklarımızın eseriydi."
Evimizin tek oğluydum!
Zavallı annem, evlenince beni, hanımına ezdirmeyeceksin değil mi, diye her zaman tembihlerdi!
Kim bilir kaç yıldır giyiyordu ayağındaki kadife pantolonu. Çok sevmişti onu, komşuları bir bayram arifesinde modası geçtiği için annesine verdikleri zaman. Önce büyük ağabeyi atılmış, ne kadar zorlasa da bir türlü sığdıramamıştı bedenine. Sonra da onun bir küçüğü olan denemişti üzerinde. Olmuyordu işte. Ertesi gün ve bir sonraki
B. Nihan Eren