"Bir şiir asla bitmez, yalnızca terk edilir. — Paul Valéry"

Öykü > Gerilim

üzgün

Anna'nın Hikayesi...

Adım Anna, Bir kaç aydır bu kasabada yalnız yaşamaktayım, demek istediğim aile üyelerimden hiç biri yanımda değiller.
Ben bir yazar olmak istiyorum ve bunuda sessizlikte ve huzurda bulacağıma inanıyorum. O yüzden işte bu kasabadayım şimdi.

Tekerleği̇n Gicirtisi: Geri̇ Sayim

Dünyadan ve insanlardan kopuk, ormanın derinliklerindeki devasa ahşap evde tekerlekli sandalye kullanan bir yazar adayı ve karanlık geçmişin hayaletleriyle yaşayan şizofren bir anne…Medeniyetten uzak bu tecrit edilmiş hayat, bir gün eve gelen gizemli ve genç bir misafirle (Rüzgar) tekinsiz bir boyuta evrilir. Korku, gerilim ve tekinsiz bir erotizmin

Karışık

Otostopçu

Karanlık bir yolda terk edilen Melek, içki ve tartışmanın ardından beklenmedik bir huzur bulur. Gökyüzü ve doğa ona hayatın güzelliğini hatırlatırken, yoldan geçen bir tır şoförünün dikkatini çeker. Hayatın zorluklarına rağmen anı yaşamayı bilen bu kadının hikâyesi, zorluklarla başa çıkma ve her durumda iyilik bulabilme yeteneğini anlatıyor. Gerilim

Ensemdeki ses

Elara yalnız olduğunu sanıyordu.
Ama ensesindeki ses… gitmiyordu.
Üstelik sadece bir ses de değildi.

Yansıma

Otuz yıl sonra çocukluğunun geçtiği eve dönen bir adamın, geçmişin hayaletleriyle yüzleşmesi.

karışık

Konakta Bir Başkadır Gecelemek…

Ahşap basamaklarda yükselen gacırtılar, sıvası artık iyice dökülen evin üst kat duvarlarını yalayıp geçmiş, kapı eşiğinden sinsice odasına ulaşarak sonunda o derin, tatlı uykusundan uyandırmıştı kendisini. Küf kokan rutubetli yorganın altında kımıldamadan öylece kıvrıldı bir süre daha. Oda içerisinde şuraya buraya bıraktığı kovalara çatıdan sızarak düşen damlaların çıkardığı

olumsuz

Pixies

bazen var sandıklarımız aslında hiç olmamıştır, bazen de yok sandıklarımız aslında hep vardır.'var' ile 'yok' arasında ruhsal yolculuğa çıkmayı oldum olası isteyen saklı ruhlara...

nostaljik

Kurbağa ve Akrep

çığlıklar içinde sudan çıkmak için birbirleri ile yarışıyormuş sanki, iki yaban ördeği havalanmış, üç timsah sudan kendini dışarıya can havli ile atmış, bir kunduz kıyıya çıkarken beş balık sudan zıplayarak toprağın üstünde çırpınmaya başlamış, kocaman bir su yılanı kıvrıla kıvrıla otların arasından son bir umut der gibi kendini

olumsuz

İntihar Eden Kadın!

Santral memurunu aradım, hayırdır diyerek sordum.
Efendim; bir ihbar aldık ve arkadaşlara çıkış verdim.
Nedir durum Ahmet çabuk söylesene diyerek çıkıştım.

öfkeli

... Ayna...

Yaptığı şey o kadar korkunçtu ki, suçu ne olursa olsun kimsenin bunu hak etmeyeceğine inanmıştı

olumsuz

Sezonluk Fındık İşçilerinin Hayat Öyküsünden Bir Kesit

Kim bilir kaç yıldır giyiyordu ayağındaki kadife pantolonu. Çok sevmişti onu, komşuları bir bayram arifesinde modası geçtiği için annesine verdikleri zaman. Önce büyük ağabeyi atılmış, ne kadar zorlasa da bir türlü sığdıramamıştı bedenine. Sonra da onun bir küçüğü olan denemişti üzerinde. Olmuyordu işte. Ertesi gün ve bir sonraki

olumsuz

Zavallı Hocam!

O gün itibarıyla, dört köyü ve muhtelif mahalleleri, satış yapabilmek maksadıyla, mütevazı arabamla gezmiştim.
Yıl 1983, hazan mevsimiydi! Bitap halimle saat 19.30 civarı, evime gelmiştim.

üzgün

Çırpıcı

Patikadan gitmeye karar verdim. Daha uzundu ama taşa takılıp ayağımı kırsam hiç varamazdım. Koşar adımlarla yola girdim. Ay bulutların arkasındaydı. Elimdeki titrek fenerin ışığıysa beni yolda tutmaya anca yetiyordu. Daha yolun başındaydım. Ayakkabılarım sırılsıklam olmuştu. Ufacık ışığım rüzgarda sallanan çalıları kocaman gölgelere çeviriyordu. Bu durum içimi zaptedilemez bir

olumsuz

Çok hafifledim birden.

Karanlık bu kez bir elektrik kesintisi değil; planlı, derin ve canlı bir hâl. Toprağın içinden yükselen ezan, anlatıcının bedenini ve iradesini ele geçirirken “Ben buradayım” çığlığı sessizliğe gömülür. Gerçekle kâbus arasındaki sınır silinir: Bu bir rahatlama değil, bir şeyin ondan vazgeçmesidir. Son yaklaşırken beden kimin?

Başa Dön