"Yazmak, aslında ölüyü diriltmek gibidir; sadece herkesin bir kez daha katil olmasını sağlamak için." – Kurt Vonnegut"

Öykü > Gerilim

üzgün

Anna'nın Hikayesi...

Adım Anna, Bir kaç aydır bu kasabada yalnız yaşamaktayım, demek istediğim aile üyelerimden hiç biri yanımda değiller.
Ben bir yazar olmak istiyorum ve bunuda sessizlikte ve huzurda bulacağıma inanıyorum. O yüzden işte bu kasabadayım şimdi.

Ensemdeki ses

Elara yalnız olduğunu sanıyordu.
Ama ensesindeki ses… gitmiyordu.
Üstelik sadece bir ses de değildi.

karışık

Konakta Bir Başkadır Gecelemek…

Ahşap basamaklarda yükselen gacırtılar, sıvası artık iyice dökülen evin üst kat duvarlarını yalayıp geçmiş, kapı eşiğinden sinsice odasına ulaşarak sonunda o derin, tatlı uykusundan uyandırmıştı kendisini. Küf kokan rutubetli yorganın altında kımıldamadan öylece kıvrıldı bir süre daha. Oda içerisinde şuraya buraya bıraktığı kovalara çatıdan sızarak düşen damlaların çıkardığı

nostaljik

Kurbağa ve Akrep

çığlıklar içinde sudan çıkmak için birbirleri ile yarışıyormuş sanki, iki yaban ördeği havalanmış, üç timsah sudan kendini dışarıya can havli ile atmış, bir kunduz kıyıya çıkarken beş balık sudan zıplayarak toprağın üstünde çırpınmaya başlamış, kocaman bir su yılanı kıvrıla kıvrıla otların arasından son bir umut der gibi kendini

olumsuz

İntihar Eden Kadın!

Santral memurunu aradım, hayırdır diyerek sordum.
Efendim; bir ihbar aldık ve arkadaşlara çıkış verdim.
Nedir durum Ahmet çabuk söylesene diyerek çıkıştım.

Karışık

Otostopçu

Karanlık bir yolda terk edilen Melek, içki ve tartışmanın ardından beklenmedik bir huzur bulur. Gökyüzü ve doğa ona hayatın güzelliğini hatırlatırken, yoldan geçen bir tır şoförünün dikkatini çeker. Hayatın zorluklarına rağmen anı yaşamayı bilen bu kadının hikâyesi, zorluklarla başa çıkma ve her durumda iyilik bulabilme yeteneğini anlatıyor. Gerilim

olumsuz

Zavallı Hocam!

O gün itibarıyla, dört köyü ve muhtelif mahalleleri, satış yapabilmek maksadıyla, mütevazı arabamla gezmiştim.
Yıl 1983, hazan mevsimiydi! Bitap halimle saat 19.30 civarı, evime gelmiştim.

olumsuz

Sezonluk Fındık İşçilerinin Hayat Öyküsünden Bir Kesit

Kim bilir kaç yıldır giyiyordu ayağındaki kadife pantolonu. Çok sevmişti onu, komşuları bir bayram arifesinde modası geçtiği için annesine verdikleri zaman. Önce büyük ağabeyi atılmış, ne kadar zorlasa da bir türlü sığdıramamıştı bedenine. Sonra da onun bir küçüğü olan denemişti üzerinde. Olmuyordu işte. Ertesi gün ve bir sonraki

öfkeli

... Ayna...

Yaptığı şey o kadar korkunçtu ki, suçu ne olursa olsun kimsenin bunu hak etmeyeceğine inanmıştı

üzgün

Çırpıcı

Patikadan gitmeye karar verdim. Daha uzundu ama taşa takılıp ayağımı kırsam hiç varamazdım. Koşar adımlarla yola girdim. Ay bulutların arkasındaydı. Elimdeki titrek fenerin ışığıysa beni yolda tutmaya anca yetiyordu. Daha yolun başındaydım. Ayakkabılarım sırılsıklam olmuştu. Ufacık ışığım rüzgarda sallanan çalıları kocaman gölgelere çeviriyordu. Bu durum içimi zaptedilemez bir

1\. Bölüm: Kırmızı Işığı Yakmak- Serenay Özkan (3. Sayfa)

Beyoğlu'nun büyülü gecesinde, bir gezginin kendini şehrin ritmine bırakışını anlatan atmosferik bir kesit. Karanlığın içinde dans eden sokak ışıkları, siyah lüks arabalar, kiraz ağaçlarının gölgeleri ve gecenin melodisini çalan rüzgâr eşliğinde, yaşamın koşturmacasına bir mola veren karakterin, gecenin hakkını verme arzusu. İstanbul'un bu ikonik semtinin hem yerlisine hem

Başa Dön