"Kütüphane, sonsuzluğun küçük bir modelidir. — Jorge Luis Borges"

Öykü > Gerilim

olumsuz

Sezonluk Fındık İşçilerinin Hayat Öyküsünden Bir Kesit

Kim bilir kaç yıldır giyiyordu ayağındaki kadife pantolonu. Çok sevmişti onu, komşuları bir bayram arifesinde modası geçtiği için annesine verdikleri zaman. Önce büyük ağabeyi atılmış, ne kadar zorlasa da bir türlü sığdıramamıştı bedenine. Sonra da onun bir küçüğü olan denemişti üzerinde. Olmuyordu işte. Ertesi gün ve bir sonraki

olumsuz

Zavallı Hocam!

O gün itibarıyla, dört köyü ve muhtelif mahalleleri, satış yapabilmek maksadıyla, mütevazı arabamla gezmiştim.
Yıl 1983, hazan mevsimiydi! Bitap halimle saat 19.30 civarı, evime gelmiştim.

üzgün

Çırpıcı

Patikadan gitmeye karar verdim. Daha uzundu ama taşa takılıp ayağımı kırsam hiç varamazdım. Koşar adımlarla yola girdim. Ay bulutların arkasındaydı. Elimdeki titrek fenerin ışığıysa beni yolda tutmaya anca yetiyordu. Daha yolun başındaydım. Ayakkabılarım sırılsıklam olmuştu. Ufacık ışığım rüzgarda sallanan çalıları kocaman gölgelere çeviriyordu. Bu durum içimi zaptedilemez bir

karışık

Av...

Bu kahkaha… Bu kahkaha öylesine yakından geliyor ki. Kan çanağına dönmüş gözlerimdeki kılcacık damarlarda yankılanıyor. Yankılandıkça da zangır zangır titriyor yeryüzü. Ve ben evrenin içindeki tüm yıldızlarla birlikte başımıza yıkılacağını sanıyorum, sevgilim.

olumsuz

Bir Gece Yarısı Rüyası...

Duvar kenarına adeta yaslanarak yavaş yavaş yürüyordu. Birkaç kez bazı sesler duyar gibi olmuştu, seslerden ürktüğü için hafifçe hızlanmaya karar verdi. Onu takip eden birileri olduğunu düşünüyordu, arkasına dönüp bakmaya cesaret edemedi, hızlı adımlarla yürümeyi sürdürdü. Arkasındaki şeyin nefes alış verişlerini duyuyordu. Sonra kendi nefesini tutmasıyla gelen sesin

1\. Bölüm: Kırmızı Işığı Yakmak- Serenay Özkan (3. Sayfa)

Beyoğlu'nun büyülü gecesinde, bir gezginin kendini şehrin ritmine bırakışını anlatan atmosferik bir kesit. Karanlığın içinde dans eden sokak ışıkları, siyah lüks arabalar, kiraz ağaçlarının gölgeleri ve gecenin melodisini çalan rüzgâr eşliğinde, yaşamın koşturmacasına bir mola veren karakterin, gecenin hakkını verme arzusu. İstanbul'un bu ikonik semtinin hem yerlisine hem

üzgün

Vapur

Sanki bir kara büyü, belki de şu an vapurun arka koltuklarında hastalığımın etkisiyle uyuyorum ve bir karabasan görüyorum ve biri beni uyandırıyor geriliyorum sonra acıktığımı hissediyorum ve her ne olduysa da gülümsemek için yalvarıyorum

umutlu

Kara Gölge

Karanlıkta gözüne ilişen bir gölge dikkatini çekti. Sabitlediği bakışları gölgenin hareketlerini kaçırmamaya ve onu tanımlamaya çalışıyordu. Kararlılıkla adımlarını sıklaştırdı. Aniden gölgenin de durduğunu fark etti. Durdu ve siyah pelerinini savurdu. Gürkan hazırlıksız yakalanmanın vermiş olduğu afallamayı üzerinden atamadan kendini yerde buldu. Adam çoktan ortalıktan kaybolmuştu. Sakinliğini koruması gerektiğini

üzgün

Kan Fışkırıyor…

Her ne kadar dikkat etsem de, bazen ahşap kapının sesine, engel olamazdım.
Gül bahçesindeydim. Güller o kadar canlı ve renkliydiler ki, kıyamadım.

olumsuz

Sadece

Dünyadaki akan tüm gözyaşlarını anlatan yağmurlar kadar.
Hemen oradan uzaklaştı.Acı ve utanç dolu dünyasını gizlemeye çalışarak,insanlara çarparak gözyaşlarını gizlemeyi başardı

üzgün

Acı Bir Ayı Avı

Sinan, bıyıgı terlemiş genç yagız bir delikanlıdır. Köyde gece okullarına giderek okuma yazma ögrenmişti. Ailesinin maddi durumu iyi degildi. Sinan okula devam edemedi. Sinan evin en büyük ogludur. Babası gurbette çalışır,bayramlarda gelirdi. Evde görülen işleri yapar,işi olmayıncada keçı otlatırdı daglarda. Sinan sessiz pek konuşmayan biriydi.Akşam eve gelince annesinin

Başa Dön