Uzaktan
seni görebilmek seninle birşeyler yaşamak için kendimi parçaladıkça bana ördüğün duvarlara çarpıp milyonlarca bıçak darbesi alıyo gibiydim..
"Tanrı'ya şükür ki dünya yuvarlak; böylece her zaman bir 'köşe dönme' ihtimali var, değil mi?" – Oscar Wilde"
"Tanrı'ya şükür ki dünya yuvarlak; böylece her zaman bir 'köşe dönme' ihtimali var, değil mi?" – Oscar Wilde"
son bir sanş verilmeyi herşeye...
son bir sanş yalnızlığa;son bir sanş sevgiye...
Sevdan başlangıcım olsun istiyorum,sonra ardından üç nokta(...)koymak istiyorum. Bir kaz daha görüyorum aynalarda parladığını gözlerimin veyansımamı tüm gülen gözlerde , sen bilmesende..
O evin pencerelerinde perde yok artık.Duman da tütmüyor bacasından.Kiremitleri karla örtülmüş damın saçağından sarkan buzlar, terkedilmişliği gösteriyor.Yalnızlığa terkedilmiş, ya da çocuklar tarafından yol kenarına kondurulmuş bir kardan adam gibi, yalnı
Bir maske takıp yüzümüze…
Sevginin çıplaklığını örtsün diye…
Katılırız akan zamana yine de…
Senden önce yoktu bekleyenim, yoktu dinleyenim, yoktu özleyenim, hatta özlediğim...
İyi ki varsın iyilik meleğim !
Tut ellerimi, sıkı tut, sakın bırakma....
....olaya Fransız kalışımız sanırım kelimenin kökeninin Fransızca oluşundan kaynaklanır ki asla doğru zaman ve doğru yerde buluşulamaz…
Gece'nin duyguları açığa çıkaran gizemli karanlığı...
Kalabalıklar arasında keşfedilen duygular.
Ben Cennet kokulu sevdama sonunda kavuştum. Ölümün, son olmadığını; vuslatın ve hayallerin bir gün gerçekleceğini gördüm. Ben hayallerimde büyüttüm kızım Elif'le vuslata gidiyorum. Kızımla Ahiretin en güzel köşelerinde zemzem denizlerinde yüzen balıklarına resim yapmaya ve Cennet kokulu sevdalı sevenler için yıldızlardan evler yapmaya gidiyorum.Artık zaman, KAVUŞMA ZAMANI. BEN
Nedir dost, dost?
Dost, ona “yağmurun hiç bitmesin dostum” diyebildiğindir.
Bu tüyoları benden aldığınızı kimselere söylemeyin. Aman efendim ne demek; teşekküre değmez. Dostluk öldü mü?
1987-1988 Öğretim Yılıydı. Günlerden 23 Nisandı. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutlayacaktık. Bayramın heyecanı günler önceden sarmıştı beni. Törende; aylardır çalıştırdığım Halk Oyunları Ekibi, okulumuz adına gösterisini sunacaktı. Yıllardır köy i
Kalbindeki cennette çalan iki notalık tınının eşliğindeki dansın coşkusuyla, daha yükseklere uçarsın ve sevgi sarhoşluğuyla sızar kalırsın. Bir süre sonra uyandığında içindeki perdeler yanar ve bir masal ya da bir öykü bitiverir en olmadık yerde.
kabullenmek bir aşk da yaşanabilecek en acı şey olmalı. öylesine kabullenmiş durumdayım ki ben bu ‘yedek’liği…
En son ne zaman sevimli Pinokyo gibi yalan söylemekten burnunuz uzadı ve en son ne zaman yalancı çoban gibi insanları kandırma teşebbüsünde bulunup yalnızlığa itildiniz, sonrasında acı bir hüsrana uğrayıp zavallı bir durumuna düştünüz. En son ne zaman...
Ahmet Ümit