Bir Garip Seyyahlık; Kendine Göçen...
Senin de yok mu ki, beklediğin bir liman!
Ve hiç esmez mi, bir rüzgar saçlarına kurulu bir rotada...
Bir garip seyyahlık; kendine göçen...
"Yeni bir yıl mı? Harika! Eski hatalarımızı tekrarlamak için yepyeni bir takvim." – Oscar Wilde"
"Yeni bir yıl mı? Harika! Eski hatalarımızı tekrarlamak için yepyeni bir takvim." – Oscar Wilde"
Senin de yok mu ki, beklediğin bir liman!
Ve hiç esmez mi, bir rüzgar saçlarına kurulu bir rotada...
Bir garip seyyahlık; kendine göçen...
"...Sadece Sevdiği kişiyle olmak ve hayata bir çelme takmak istiyor. Kuşlar gibi kanat çırpmak istiyor göklere, çocuklar kadar şen olmak istiyor, anla Sevdiğim AŞK’ı yaşamak istiyor bu beden..."
İşte aşk, bu renk ve usare harmanından derlenen, muhtevasında ateş, su, hava ve toprağı cem etmiş füsunlu bir iksirmiş… Ruhlara üflenen can iksirinin özü aşkmış meğer. Onu bilenler bilirmiş…
Gaye Boralıoğlu
Teyzemin ölümünden sonra hissettiklerim.
DağSes Gazetesi Yazıları
Gül açan şafaklarda , dibacesinde gül olan taze bir başlangıçtır sevdan… Zaman yelesi alev alev bir yılkı koşan. Yolun sonunda sen varsan, her meşakkate katlanır bu emanet can.
Korkunç rüyalar görmeye başladım. Ellerim hissizleşiyor birine dokunurken, gözlerim renginden yoksun sadece bakıyor ama neredeyse tamamen görmüyor.
Söyleyin ey Şehr-i İstanbullular, nerede yaşadığınızın farkında mısınız? Bir kez olsun yaptınız mı; cebinize sadece bir 10 TL koyup da şu Şehr-i İstanbulun tadına vardınız mı? Martısıyla oynaştınız, tarihiyle yüzleştiniz mi? Nereye gider bu serseriler diyerek yelkovaların ardı sıra dalıp gittiniz mi? Tek sıra halinde mendireğe dizilmiş kanatlarını
Bir an gelecek en unuttuğum yerden çıkıp gülecek diye bekliyordum hep. Bazen dualar yolluyordum günahlarına, cezalandırıldığım kadar bağışlansın istiyordum. Onsuz bir beni görünce, aldatılan çocuk, bıçaklanan göz, yankesilen ciğer, yırtılan perde, buruşan surat(...)bana beni anlatıyordu; anlatamıyordum!...
Şimdi yapayalnız bir iskeleyim. Hiçbir vapurun uğramadığı bir iskele. Seçiciyim elbette, öyle her önüne gelen vapur yanaşamaz bana. Ben vapurunu kaybetmiş bir iskeleyim, seferleri iptal edilmiş bir iskele.
Deniz kıyısında beklediğim sürece, bu deli denizin bu garip iskeleye hangi vapuru yanaştıracağı belli olmaz diye, bir ümitle
Bizim payımıza düşense, flu ,siyah beyaz bir hayat. O da bazen bir siyah bayaz fotoğrafta, bazen bir Yeşilçam filminde, hüzün harmanı olur. Merhum Erol Taş’ta gaddarlaşır, Sadri Alışık’ta Turist Ömer’dir. Ayhan Işık'ta kral. Cüneyt Arkın'da kaharman. Hulusi Kentmen’de Babadır vs. Bu fasıl kolay kolay bitmez uzar gider. Ve
kimse demedi ki bana zamanında; “umut etmek ile elde etmek farklı şeyler” diye…
Şermin Yaşar