Size Çıktı
Orta yaşlı sayılırlar, biri bay biri bayan; üniversiteden geliyorlarmış. Bizim mahallede çekiliş yapmışlar, ikramiye bize çıkmış. Yani durduk yerde. “Buyurun” dediler, kazandığınız porselen tabak.
"Sabahın dokuzunda şiir yazan adamdan hayır gelmez, hele bir kahvaltı etsin de bakarız." - Orhan Veli Kanık"
"Sabahın dokuzunda şiir yazan adamdan hayır gelmez, hele bir kahvaltı etsin de bakarız." - Orhan Veli Kanık"
Orta yaşlı sayılırlar, biri bay biri bayan; üniversiteden geliyorlarmış. Bizim mahallede çekiliş yapmışlar, ikramiye bize çıkmış. Yani durduk yerde. “Buyurun” dediler, kazandığınız porselen tabak.
"Ana." demiş ablam gülerek "Gözlüğünün bir camı yerinde yok. Düşmüş galiba."
Halayın biteceği yok. Aklıma başka çözüm yolu da gelmiyor. Artık çalışma saati içinde sigortaya ulaşamam. Müşteri ağır para cezalarını yedikten sonra olacakları düşünmek bile istemiyorum.
Sinsice gülerek ”Nasılmış? Ne demişler damat efendi,” Dinsizin hakkından imansız gelirmiş.”
Vurma yahu. Sövme çocukların yanında. Ah ben seni Balkanlar’ın ve Ortadoğu’nun ilk mercimek heykeli yapardım ya, dua et konuğumsun.
Sustu. Birden gömleğinin kolunu sıyırarak:
"Onun bileğine taktığım bilezik, şimdi benim koluma takılı
olacaktı."
Bizim gibi çilekeşler içinde öykü şiir falan yazsalar olmaz mı. Herkes bir yol tutturmuş gidiyor, kimi kendi hayatını yazıyor, kimi de babasının, dedesinin hayatını yazıyor. Toplumda bizim gibi ezilen insanların hayatını kim yazacak? Bu kadar dışlanmak mı olur. Ayıp vallahi ayıp...
İkamet ettiğim ilde/Malatya'da meczup bir vatandaşaemniyet müdürlüğü tarafından garip bir ehliyet hikayesi. Sözkonusu hikaye 2007 gazetelere manşetlik haber oldu...
Şoförün arka sırsaında, cam kenarında oturan yaşlı bir yolcu şoförün isyan dolu cümlelerinden az da olsa korkuya kapıldı..Gözlüğü, takma dişleri titremişti.."Ah be evladım biraz sakin olsana gençlik işte sabırsızlar, hey gidi gençlik hey"
Onlarca yolcu arasında, sonunda yine güç bela tutunacak bir yer buldu...Yolcular her durakta balık istifi gibi birbiri üzerine yığılıyordu.Eski bir model olan belediye otobüsünün sarsıntısı ara sıra da insanları sağa sola fırlatıyordu...Trafik de sürekli dur kalk yapan otobüs, yolcularını perişan ederken, özellikle bu ihtiyar adamı daha da bitirmişti.Adam
-“Evet, beyler! Ese pınarı dinlenme tesislerine hoş geldiniz! Bugün eşantiyon mönümüzde çay bulunmadığından onun yerine leblebi ile rakı ikramı yapılacaktır! Afiyet olsun efendim!
Newton ile tanışmadan çok önceleriydi,
Ramazanın on beşiydi,
İyi hatırlıyorum köşedeki fırından pide almaya göndermişti annem, upuzun bir kuyrukta ayının karıncayı görmeyip üstüne basması gibiydi, iri cüsseli bir adamın ayağıma basmasıyla beynimde çarpan şimşekler sonucu bulmuştum yer çekimi kanunu.
Neymiş efendim Newton
Mizah ustası Aziz Nesin' in "FİL HAMDİ" isimli öyküsünün İtalya' da aldığı ALTIN PALMİYE ödülünde, bu öyküyü henüz öğrenci iken büyük bestekâr Cinuçen Tanrıkorur' un yaptığına dair bir anekdot üzerine yazılan deneme...
-Aslında ben de, gözlerinin altında kibritmi var senin?
-Elveda Hulusi.
-Sinan; yakın arkadaşımdı, uzun boylu biri. Sayısal bölüm seçecekti. Aynı sınıfta olmayı hayal ediyorduk. O bana, ben ona kopya verme niyetindeydik. Ama henüz onun bana kopya verdiği bir ders olmamıştı. Pardon müzik dersinde kopya veriyordu, ama yakalanmıştım. Onu ele vermemiştim, ama…--
Bir tesadüf değildi aslında onunla tanışmak. İnternette dolaşırken bir sitede yazdıklarını okurken keşfetmiştim onu. Yazdıkları karma karışık, okuyanın zihninde bir sürü soru işareti bırakan, her ne kadar anlamlı olsada sanki yazının içinde şifrelenmiş bir şeyler var gibiydi. Yazdığı diğer yazılarıda inceledikçe farkına vardım ki bu bir dünyalı olamazdı
Şehrin gariban kuytuluklarında dolanırken yapayalnız bir kardan adama rastladım. Boynunda ıslak bir atkı, başında palaçor bir şapkayla kaldırıma oturmuş gözyaşı döküyordu. Hayat meşgalesine boyun eğen kılıbık insan ırkı, her zamanki gibi kendi işiyle meşguldü.
Reşat Nuri Güntekin