Bir Başka Kurultay
\- Sayın Aytıngıl sayın Altıngıl, gocugafalı kelleri mağdur etmeyelim efendim.
"Kitaplar, zamanın zincirlerini kırar. — Carl Sagan"
"Kitaplar, zamanın zincirlerini kırar. — Carl Sagan"
\- Sayın Aytıngıl sayın Altıngıl, gocugafalı kelleri mağdur etmeyelim efendim.
"Yorum yapılmış mıdır?... Mutlaka yapılmıştır.Eğer yapmamışlarsa, arkamdan birde mevzu yapmışlarsa bende alayına yorum yapmazsam, bana da Kazım demesinler. Hepsi de müptezellik peşinde, Lan hesabını sorarım, vallahi billahi sorarım.Anam avradım olsun sorarım"
Ne dersiniz şimdi bu adama? Dedesi Hakkı’dır, muharrem ayında doğmuştur, olmuştur Muharrem Hakkı. Şimdi bunun için kavga mı edeceğiz?
Eşim odaya girdi, elinde bir kağıtla geri döndü kağıdı uzattı. Bir de ne göreyim doğalgaz faturası ve dörtyüz liralık makbuz. Elim ayağım her tarafım titremeye başlamıştı. Sakinliğimi korumalıydım. Derin bir nefes alıp çarpıntımı hafiflettikten sonra sakince sordum:
Yalnız boyacı ustası da tedirgin, enişteye soruyor:
\- Kayınbiraderin dönüp gelmez değil mi?
\- ?
Onlarca yolcu arasında, sonunda yine güç bela tutunacak bir yer buldu...Yolcular her durakta balık istifi gibi birbiri üzerine yığılıyordu.Eski bir model olan belediye otobüsünün sarsıntısı ara sıra da insanları sağa sola fırlatıyordu...Trafik de sürekli dur kalk yapan otobüs, yolcularını perişan ederken, özellikle bu ihtiyar adamı daha da bitirmişti.Adam
Sinsice gülerek ”Nasılmış? Ne demişler damat efendi,” Dinsizin hakkından imansız gelirmiş.”
Biraz sonra gözüm şoförün ön kısmında bulunan dikiz aynasının üzerine asılmış bir kâğıda takılıyor. Kağıdın üzerinde eski yazılarla "Bağdat Hurması" yazıyordu. Tabii Osmanlıca okumayı bildiğim için bu yazıyı da kolayca okuyorum. Sanıyorum Arap ülkelerinden birinden alınarak getirilen Hurma paketlerinin üzerindeki etiketlerden biri.
Şoföre "Hurma mı satıyorsun?"
Newton ile tanışmadan çok önceleriydi,
Ramazanın on beşiydi,
İyi hatırlıyorum köşedeki fırından pide almaya göndermişti annem, upuzun bir kuyrukta ayının karıncayı görmeyip üstüne basması gibiydi, iri cüsseli bir adamın ayağıma basmasıyla beynimde çarpan şimşekler sonucu bulmuştum yer çekimi kanunu.
Neymiş efendim Newton
"Ana." demiş ablam gülerek "Gözlüğünün bir camı yerinde yok. Düşmüş galiba."
Yaşlı bir bayan oğlunu karşısına almış ve akıl vermek istemiş. Oğlum gel içme. Çocuklarının rızkını gel içkiye verme. Canına da malına da zarar veriyorsun. Yapma oğlum. İçki kötü bir şeydir demiş.
-Sinan; yakın arkadaşımdı, uzun boylu biri. Sayısal bölüm seçecekti. Aynı sınıfta olmayı hayal ediyorduk. O bana, ben ona kopya verme niyetindeydik. Ama henüz onun bana kopya verdiği bir ders olmamıştı. Pardon müzik dersinde kopya veriyordu, ama yakalanmıştım. Onu ele vermemiştim, ama…--
-Aslında ben de, gözlerinin altında kibritmi var senin?
-Elveda Hulusi.
Geçmişte kalan güzel anılar vardır. Zamanında değerini bilemediğimiz... Bir gün gelir hafızanızın derinliklerinden gün yüzüne çıkar. Bizim Mahalle de öyle bir şey işte.
Ey ahali! ..Dom! ..Dom! ..Dom! ..
Diğneyvereem! ... Kulak vereem! .. Dom! ..Dom! ..Dom! ..
Şeherde bir iş geedi başımıza handaa! ..
Işıklar kövünden Bıcır İbram 'laa
Domalı kövünden Dom/Bay Mıstıfaa! …Dom!..Dom!..Dom!..
Bir sınavda 5 kağıdı kim doldurur. Tabiki deli Baran... Bu bölümde kopya makinası Baran var...