Anamdan İnciler/ Marimar ve Neco Baba
Anamın bir şey dikkatini çekmiş olmalı ki,
‘’Hayırdır Neco Baba’’ dedi gülerek. ‘’ Attan inip eşeğe binmişsin… Marlbora gitmiş yerine kısa Samsun gelmiş’’
"Bilim o kadar ilerledi ki, yakında hiçbir şeyin mümkün olduğuna inanmayacağız." - Oscar Wilde"
"Bilim o kadar ilerledi ki, yakında hiçbir şeyin mümkün olduğuna inanmayacağız." - Oscar Wilde"
Anamın bir şey dikkatini çekmiş olmalı ki,
‘’Hayırdır Neco Baba’’ dedi gülerek. ‘’ Attan inip eşeğe binmişsin… Marlbora gitmiş yerine kısa Samsun gelmiş’’
Atatürk alfabesinin pek çok üniversitesini bitirmiş son temsilcileriyiz. Şimdiler de kafamız çok karışık,
hayretler içindeyiz. Kimler Atatürkçü, kimler değil,
bir Osmanlı tokatı gibi yüzümüze çarpıyor. Yahut da
bu yaşananlar Atatürk'ün yazdığı oyunun her şeyini içeren döner
sahnesi. Saygılarımla.
Lan dur şüpheli şahıs. Kimsin, necisin nereden geldin, nereye gidiyorsun. Çıkar lan kimliğiniNe iş yapıyorsun hemşerim. Antepten niye geldin İstanbula. Gardiyan mısın? Demek ablanı ziyarete geldin. Al lan kimliğini. Bak oğlum bura Antepe hiç benzemez. Burası İstanbul oğlum. Fazla kalma buralarda başın belaya girer. Adamı yerler, bitirirler oğlum.
Allahım, delireceğim! Millet de üstüme üstüme geliyordu. Topluca almış olduğum lunapark oyun biletlerini avucumda tutmakta zorlanıyordum. Tüm dikkatim iki çocuğumdaydı. Bir yandan da elimdeki toplu biletler düşmesin/kaybetmeyeyim diye endişelenirken, diğer yandan ele avuca sığmaz afacan oğlumun elini sıkıca tutmaktaydım.
Yaşananları farklı açılardan hep beraber görüyoruz. Aslında toplum, sümen altı edilmiş kağıtlar dışında kayıttadır. yaşanmış olan Ermeni vatandaşlarımızın
tehciri sonrasında olanları babam anlatmıştı. Babam
Sungurlu'da bir Ermeni Aileyi olaylar yatışana dek evimizde misafir ettiklerini anlatmıştı. Bu Aileyle önce Ankara'da, yıllar sonra da İstanbul'da hayatta
Kurtuluş Savaşı yıllarının arifesiydi. Kilis’in Tilhabeş köyüne Bitlis’ten kalabalık bir Kürt aşireti geldi. Tilhabeş’in ağası Mahli Ağa’ydı. Mahli Ağa Nacar ailesindendi. Nacar ailesi bir aşiret kadar büyük olduğundan çevre köylerde de hatırı sayılır bir ağaydı Mahli Ağa.
Çok kişi kartvizit, veya maddi çıkarlar için oynuyor. Çıkar sağlamak amacıyla hacca gidenler gibi. Milletvekilliğini de
dahil edebiliriz. İsteklerin önü, ardı kesilmez. Ev versen, yazlık ister, köşk ister, köşk versen Boğaziçinde olsun der.
Milletvekilliği aday adayları oy alabilmek için çabalarıyla birlikte, paralarını da harcıyorlar.
Uzun adam ve kuvvetleri o gün bizi bekliyorlardı. Her ne pahasına olursa olsun, tüm cesaretimizle, şerefimizle, onurumuzla o meydana çıkacaktık. Nasıl ki bizanslılar büyük bir kahramanlıkla barbar vikingleri, arapları, haçlıları buradan attıysa nasıl ki paşamız mustafa kemal ingilizleri, fransızları buradan kovduysa eğer bizde eninde sonunda bu kuvvetleri buradan
Hava kara dönmüştü. Üşümüş ve acıkmıştım. Beklemekten de sıkılınca çantayı açtım, sucuğu parmak kalınlığında kesip çubuğa sıraladım. Ucunu ateşe doğru yere batırmıştım. Ekmeği de o şekilde. Dilimlemeden ortasından bölerek. Dallar kırılıyordu o ara, sesini duymuştum. Önce boz renkli şu köpek sandım. Sonra gövdesi dışında vücudundan kalanları bir gün
Raşhan affından sonra cezaevlerinde ki sefiller topluma kazandırılmıştı. Hırsızlar, gaspçılar, katiller diğer bütün suçlular ait oldukları halk yığınlarının arasına dönüyordu. Bazılarına göre bu af çok lüzumsuz gereksizdi. Çünkü bunlar salınırken adalet terazisi zangır zangır titremişti. Üstelik teraziyi elinde tutan kör kadın onu fırlatıp atmıştı. Kör kadın diğerlerinin göremediğini
Bizim buralarda okulların açılma zamanı geldi mi, yaz sezonu biter. Yaz sezonunda kışlıkçılardan, bikinili lolitaları görmeye giden röntgencilerin dışında plaja pek giden olmaz.
Sevincime ortak tebessümün yaz sıcaklığına dönüşerek, içimi ısıtıyor. Bulutlar dağılıyor, gök kuşağı renk demetini bırakıyor avuçlarıma. Bulutlardan kalan son yağmur damlası düşüyor avuçlarımdan aşağı.