"“Günaha karşı koyabilirim; tek istisna günahtır.” — Oscar Wilde"

Öykü

yazı resim

İlk Aşk

Aşk denilen o şey yok mu; ah, o aşk! Ona dair birçok şey beynimde cirit atmaya başlamıştı. Sınıfımdaki kızlar da bir güzeldi ki!

Rüşvet

mesafedeki Seyitgazi ilçesine çıktı. Aile büyükleri tarafından, Seyitgazi içinde küçük bir ev tutulmasına, ablamın hafta içinde orada kalmasına, hafta sonu izninde de Eskişehire gelebileceğine karar verildi. Ablam, alışıncaya kadar annemin de onunla birlikte kalması için ısrar ettiyse de, babamı razı edemedi. Benim okuldaki huzursuzlarımı da göz önünde tutan

Deve Dikeni

Hava kara dönmüştü. Üşümüş ve acıkmıştım. Beklemekten de sıkılınca çantayı açtım, sucuğu parmak kalınlığında kesip çubuğa sıraladım. Ucunu ateşe doğru yere batırmıştım. Ekmeği de o şekilde. Dilimlemeden ortasından bölerek. Dallar kırılıyordu o ara, sesini duymuştum. Önce boz renkli şu köpek sandım. Sonra gövdesi dışında vücudundan kalanları bir gün

Aşkın

Ömür dediğin zaten başladığın ve bitişin arası bulduğun kendinde.

La Teşbih ve La Temsil

Yaşananları farklı açılardan hep beraber görüyoruz. Aslında toplum, sümen altı edilmiş kağıtlar dışında kayıttadır. yaşanmış olan Ermeni vatandaşlarımızın
tehciri sonrasında olanları babam anlatmıştı. Babam
Sungurlu'da bir Ermeni Aileyi olaylar yatışana dek evimizde misafir ettiklerini anlatmıştı. Bu Aileyle önce Ankara'da, yıllar sonra da İstanbul'da hayatta

Sıcak Bir Gece

babam bu fotoğrafta şekilden şekle giriyordu.Bir bakıyorum bir arenada boğa güreşçisi olmuş “oley,oley” sesleri arasında azgın boğaya korkusuzca kılıcını saplıyor,sonra hayal değişiyor:Padişah sarayında belindeki kuşağıyla,kafasındaki sarığıyla yarı eziklik içerisinde bir harem ağası ,bir cami önünde ayağı pansumanlı bir dilenci ,bir uzay aracında astronot şekillerine dönüşüyordu.

Babam, Üç Amcam ve Halama

İnsandı babam. Uzun boylu. Ela gözlü. Yakışıklı. Annem çok kıskanırdı onu. Rahat yüzü göstermezdi. Toprak Suda sürveyandı. Gölet ve drenaj kanalları yapardı. Pazartesi işinin başında olur hafta sonları eve dönerdi. Özlerdik onu, özletirdi kendini. Mahallede herkes severdi onu.

Fırtına

Ben sana hayatı üstünde hiç et diye değil, içinde var et diye verdim. Kaldır şu koca kıçını, dik başını yukarı da yürü! Evde yaşam bekleyenler var.

Maça Kızına

Nehir kıyısındaki kayalığa indiğimde suya düşen gölgeyle başını farkediyorum. Eğilmiş, akıntıya bakıyordu. Yaklaşmak istedim, elinin işaretiyle vazgeçtim. Dediğine göre balıkları ürkütebilirmişim. Poşet dolusu erzağı görebileceği bir ağaç dalına iliştirip uzaklaşacaktım. Cebime uzanıyorum. Kahretsin. Boş. İkisi de. Sigara atmasını istiyorum. Kımıldamıyor. Gözleri hep akıntıda. Birden sevinçle doğruluyor. İnlerini buldum

Başa Dön