Hökûmat Kapısında Leyla Bilmezler
\- Apandisit ameliyatı olduğumu söylemiş miydim? Bir sarışın hemşire vardı. Yaşı, boyu, güler yüzlülüğü
"Sabahın dokuzu ve hala hayattayız. Bir mucize mi, yoksa sadece kahve mi?" – Dorothy Parker"
"Sabahın dokuzu ve hala hayattayız. Bir mucize mi, yoksa sadece kahve mi?" – Dorothy Parker"
\- Apandisit ameliyatı olduğumu söylemiş miydim? Bir sarışın hemşire vardı. Yaşı, boyu, güler yüzlülüğü
Toplantıdan çıkan sendika yöneticilerinin adı bir iki yerde geçti. Yöneticilerin soy adları genel olarak yazışma, karar defteri, raporlar gibi yerlerin dışında pek kullanılmıyordu... Örneğin Genel Başkan'ın adı Haşmet, soy adı Zurna'ydı; ama yakın arkadaşları, sürekli, ' Sayın Başkan, derken toplantılarda genel olarak işverenler, 'Haşmet Başkan, diyorlardı.. Genel Mali
YZ
Napıyım, napayım, napayım derken! Aklına bir fikir gelmiş. Kral bu fikrini köylülerle paylaşmış.Güzel köylülerim! Bu ejderhayı yok edecek bir şövalye biliyor musunuz? demiş. Köylülerden biri:
Ben tanıyorum demiş. Kral hemen bu so(şö)valyeyi buraya getirin demiş.
Emrah Safa Gürkan
İkinci öykü kitabım. Okumanız dileğiyle...
Hayat diyorum, bazıları için çok zor Aklımda ayakları olmayan güvercinler, aklımda simitçi teyze
Halacığım, ne zaman kocasının adı anılsa içlenirdi. Benden patent kirası mı umardı bilmem, “Aaah adamcağızım. El kadar miras bıraksa, köylü adını koyacakmış” diye de hayıflanır dururdu.
Bedeni kendine yabancılaşmaya başlamıştı,bir müşterisiyle sokakta karşılaşmıs beraber yürümeye başlamışlardı,tuhaf bir şekilde evi bulamıyorlardı.sürekli dönüp aynı sokağa geliyorlardı.
İşte böyle bir temizliğin ardından kapı çalmış Şerif Hanım kapıyı açtığında komşunun ayran getirdiğini görmüş. Eskiden inekleri olanlar yayıkta yoğurdun yağını alınca ayranını da komşulara dağıtırlardı. Şerif hanım komşunun getirdiği ayranı büyük bir bardağa koymuş tam içecek yine kapı çalmış.
Babaları öfkeyle bağırırdı çocuklara, karısına, onu karşılayan akrabalarına. Köydeki düzenini, ağırlığını korktuğu halde, hiç hissettirmeden yeni geldiği bu mahallede göstermeye çabalardı.
Hep çocuk kalsam keşke;
Kalbim koşmaktan çarpsa
Gözyaşlarım Annem öptûğúnde kurusa
Arkadaşlarm sadece oyunda satsa !
Sadece kahkahalarimda boğulsam
Fatma öğretmen beni severdi. Ama Osi o kadar zırlayınca hiçbir şey yapmadan duramazdı. Mecburen beni tahtaya kaldırdı. Bütün sınıfın gözü önünde tırnaklarını kulak mememe geçirdi. Bir daha kimseyle kavga etmeyeceğime yemin ettirdi. Osi’den de özür dilememi istedi. Mecburen her ikisini de yaptım. Öğretmenin keskin tırnakları kulaklarımı delecekti. Olsun
Okuyucuya göre gülmece, yazana göre dram.
M. Kemal Sayar