"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Öykü

Keşke Söylemeseydim Kızıma! (6)

“Sen benim neşemsin, yaşama sevincimsin, sana bir şey olursa biliyorsun yaşayamam, üstelik babanda bizimle değil”. Babanda bizimle değil derken Ural’ın varlığına ve vereceği akla, yardımına o kadar ihtiyaç duymuştu ki, kendisi de şaşırdı. “Sen sadece benim değilsin, babandan bana bir emanetsin Denizim” dedi.

Süleyman Baba

Sabahın ilk ışıkları yine dünyayı, sevenlerine sevdirmeye başlamıştı. Bacalardan yükselen soba dumanları, sabah esintisiyle kol kola girmiş en güzel performanslarından birini sergiliyordu.

yazı resim

Ruhunun Gittiği Yer

Kendini kaybetmiş bir ruhun, küçük odasında yaşadığı büyük iç dünyasını anlatan etkileyici bir öykü. Düşünce duvarları arasında hapsolmuş, kendi benliğini arayan karakterin varoluşsal sancıları ve ruhsal yolculuğu, derin bir içgörüyle aktarılıyor.

Hey Gidi Günler Hey

Yarı aç, yarı tok yaşadığımız günlerdi ama çok mutluyduk. O kadar neşeliydik ki çıldırmamak için adeta kendimizi zor tutuyorduk. Babamızın biz üç kardeşe gece gündüz ana avrat küfür etmesine, annemizin o kalın sopayla günün yirmi dört saati dövmesine rağmen çok mutluyduk.

Dünyanın Herhangi Bir Köşesi, Bilin Bakalım Neresi?

Müşteri kayıt defterinin üzerindeki parmak izlerinden bariz bir şekilde anlaşılıyordu ki yakın bir zaman önce bir müşterinin kaydı yapılmıştı. Ama bu müşterinin koltuklara oturmadığı kesindi. Çünkü en son koltuğa oturan kişinin koltuk üzerinde bıraktığı iz üzerini ince bir toz tabakası kaplamıştı. Binanın havası Sercan’ın ciğerlerine işlemişti. Yok tarihi

Kalleş Hasan

Yalnız Osman aga mı? Her sıcak yuvada isyanlar, haykırışlar. Sabah ezan okunduğunda, cami yolunda sessiz konuşmalar duyulmuyor. Yağması gereken yağmur neden yağmıyor. Çıkması gereken ot niye çıkmıyor. Yavrulaması gereken hayvanlar, hükümetin yalaka destek oy kredisi konuşuluyor da konuşuluyor. Hoca efendi Sabredin ağalar diyor.Hoca da kızgın, öfkeli... Ulan deyyuslar,

Toprağın Şemsiyeleri

Markete ya da pazara her gittiğimde gözlerim önce mantarları arar. Bakınırım uzun uzun, mutlaka bulurum sonunda. Öylece dururum karşılarında, gözlerimde çocuk gülüşlerimle, dalarım çocukluk anılarıma.
Büyümenin acılarıda büyüteceğini, bizleri birbirimizden uzaklaştıracağını bilmediğimiz yaşlardaydık o zamanlar.....

Bir Otobüs Yolculuğu

Bir an düşündüm; cennet, cehennem konusunda ne çok espriler yapılıyor, fıkralar anlatılıyor, karikatürler çiziliyor. İnsan özellikle sonsuz azap mekanının kenarında iken de bu konuda espri yapabilir ve bu fıkralara gülebilir mi?..

Adamın Adası

? Bu duman havasını bozar mı? diye dertlenirken ‘O duman senin içinde’ diyen bir ses duyarım. Kapkara dumanlar kaplar çevremi gene o karmakarışık duygular, geçmişin onlarca tozu, yanılmalar, rakamlar, aldanmalar, kelimeler birer kitap sayfası gibi açılıverir. Birde bakarım ki yalnızlık yanı başıma yerleşmiş, ayak, ayak üstüne atmış tıpkı

Başa Dön