..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Leyla'nın işi naz ve işve; Mecnun'un gözü yaşı çeşme çeşme..." -Fuzuli (Leyla ile Mecnun)
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Toplum ve Birey > Şevket Başıbüyük




29 Ocak 2016
İnsanlar Keveşe Gibi…  
Şevket Başıbüyük
Kırkından sonra evlenirlermiş eskiler. Ve tabiri caizse; taş gibi insanlar... Söyleyeceğim o ki; kim bizleri bu hale getirdi?! Yiyip içtiklerimize kim ne kattı da bizler bu duruma düştük. Besinlerimizi kimler zehirledi? Eskilerde insanlar yoksuldu… Yoksuldular ama hayvansal ve doğal besinlerle beslenirlerdi. Şimdilerde içtiğimiz suya bile bilmem neler katarak içiriyorlar bize. Hem eskilerde su para ile mi alınır-satılırdı? Allah’ın gökten yere indirdiği ve yerden çıkarttırdığı pınar, çeşme vs. sularımızı kimler kirletti? Hangi kırılasıca eller değdi içtiğimiz sulara, yediğimiz bin bir taam yiyeceklere… Ve sağlık adı altında kimler bu zehir saçan ilaçları bizlere yedirmeyi başardı? Eskilerde hastane mi vardı? “Hastane/hasta hane” ismi bile hastalık çağrıştırıyor… “Şifahane” diyememişler, çünkü hiçbir hastane şifa dağıtmıyor şimdi… Ve insanlar serada yetişen bitki gibi… Sağlık, sıhhat ve huzur kalmamış insanlarda. Ve şimdiki insanlar, keveşe gibi dibine dibine dökülüyorlar…


:AAHA:
İNSANLAR KEVEŞE GİBİ…

Göğsümün nah şuracığında bir daralma/sıkılma var.
Uzun süre beni yakalayan meret öksürüğün vermiş olduğu bir tahribat mıdır, nedir bilmiyorum.
Bildiğim bir şey var ki; muzdaripim.
Oysa delikanlılık dönemlerimde; yastığa başımı koyduğum gibi uyur, sabah ve kalktığımda zinde hissederdim kendimi.
Şimdi, yastık taş, yatak diken, yorgan çivi gibi batıyor.
Beş dakikada bir döner, yine döner, yine yer değiştirdiğim halde, omuzlarım, kollarım uyuşur, uyku girmez gözlerime…
Birileri bana; “sen yaşlısın” diyebilir ama bunu da ben kendime yediremem…
Şunun şuracığında 68’de gözlerimi açmışım sizin şirin dünyanıza...
2016’dan 1968’i çıkart; 48 eder.
Allah aşkına, 48’in neresi yaşlılık yaşı?
Ne zamandan beri 48 yaş, yaşlı yaş grubu arasına girdi?
Girdi de benim mi haberim olmadı?
Kabullenir gibi değilim.
Eskilerde öyle miydi?
Eski insanların evlilik yaşı 40 idi…
Kırkından sonra evlenirlermiş eskiler.
Ve tabiri caizse; taş gibi insanlar...
Kırk değil, elli değil, yüz yılları devirirlermiş.
Şimdi yüz yaşında kaç insan var desem, bana kaç tane insanı gösterebilirsiniz.
Yüz yaşını doldurup hala yaşayan varsa da aramızda; -Avvo Dayım hariç- yatalak durumdadırlar…
Ve hala bu memlekette birileri bana yaş ibresinin 120 olduğundan dem vurur…
İnsanlar, bu gidişle mi 120’yi görecek?
Onu sen gel külahıma anlat, çünkü kendimden biliyorum.
Söyleyeceğim o ki; kim bizleri bu hale getirdi?!
Yiyip içtiklerimize kim ne kattı da bizler bu duruma düştük.
Besinlerimizi kimler zehirledi?
Eskilerde insanlar yoksuldu…
Yoksuldular ama hayvansal ve doğal besinlerle beslenirlerdi.
Şimdilerde içtiğimiz suya bile bilmem neler katarak içiriyorlar bize.
Hem eskilerde su para ile mi alınır-satılırdı?
Allah’ın gökten yere indirdiği ve yerden çıkarttırdığı pınar, çeşme vs. sularımızı kimler kirletti?
Hangi kırılasıca eller değdi içtiğimiz sulara, yediğimiz bin bir taam yiyeceklere…
Ve sağlık adı altında kimler bu zehir saçan ilaçları bizlere yedirmeyi başardı?
Eskilerde hastane mi vardı?
“Hastane/hasta hane” ismi bile hastalık çağrıştırıyor…
“Şifahane” diyememişler, çünkü hiçbir hastane şifa dağıtmıyor şimdi…
Ve insanlar serada yetişen bitki gibi…
Sağlık, sıhhat ve huzur kalmamış insanlarda.
Ve şimdiki insanlar, keveşe gibi dibine dibine dökülüyorlar…




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplum ve birey kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kentlinin Otobüse Binme Kuralları
Ez Dinalîm…
Dilin Keskinliği
Sıra Dışı Bir Vali…

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
At Sineği
"Ötesiz İnsanlar"
"Ben Yoruldum Hayat"
Hayırsız Evlat
"Keno Ölmüş Duydunuz Mu?"
Oruç ve İbadetlerimiz
Adıyaman Gelişiyor
Bitkisel İlaç Satan Şarlatanlar…
Duy Beni!…
"Orduzu Gecesi"

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Cennet Gülleri [Şiir]
Tüm Türkiye Üşüdü Koca Reis [Şiir]
Tüm Türkiye Üşüdü Koca Reis [Şiir]
Çocukluğum [Şiir]
Duvardaki Saat [Şiir]
Olma Geveze [Şiir]
Özgürlük [Şiir]
[Şiir]
Bizim Kadir de Ehliyeli Olunca… [Öykü]
Vay Sözüm Vay… [Öykü]


Şevket Başıbüyük kimdir?

Edebiyatın karın doyurmadığını bile bile aç kalma pahasına yazmaktan imtina etmeyen, hayal gücünden çok izlenim ve gözlemlerini yazmaktan büyük keyif alan, yazarken adeta orgazım olan sıradışı bir yazar

Etkilendiği Yazarlar:
Roman, Hikaye, Şiir, Biyografi, Gezi


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Şevket Başıbüyük, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.