Türlü Yaptım Türlü
uy anam, uyu!..bu ne pahalılık böyle!..ey uçuyor hayat!..saklandığın yerden çık gel artık beh!..
"Bugün 2 Şubat 2026, saat 02:00. Ve ben hala en iyi eserimi yazamadım. Belki de bu, en iyi eserimdir." – Franz Kafka"
"Bugün 2 Şubat 2026, saat 02:00. Ve ben hala en iyi eserimi yazamadım. Belki de bu, en iyi eserimdir." – Franz Kafka"
uy anam, uyu!..bu ne pahalılık böyle!..ey uçuyor hayat!..saklandığın yerden çık gel artık beh!..
Borç, sessizce hayatımıza sızan ve zamanla bizi esir alan bir misafir gibidir. Bu metin, borçla mücadelenin aslında büyük bir savaş değil, küçük ama kararlı adımların toplamı olduğunu anlatıyor. Kredi kartının cazip tekliflerine kanmak yerine, nakitle yaşamanın dürüstlüğünü vurguluyor. Borçtan kurtulmanın ilk adımı, içimizdeki "Bu yükü indireceğim" diyen sesi
Onu tanıdığımda 12 yaşında bir çocuktum. Güneşli Köyü İlkokulu'nu bitirmiş, Köprübaşı Ortaokulu'na yeni başlamıştım. Gerçi o zamanlar ortaokulla lise tek çatı altındaydı. Okulun adı Köprübaşı Lisesi olarak geçiyordu. Ortaokul da onun bir parçası olarak eğitim öğretim hayatına devam ediyordu. Köyden geldiğim için ilk günler biraz çekingendim. Ne de
Bu etkileyici metin, zaman kavramını ayna metaforu üzerinden inceliyor. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki karmaşık ilişkiyi derinlemesine ele alırken, insanın kendi geçmişiyle yüzleşmekten kaçınma eğilimini sorguluyor. Şimdinin kibri, geçmişin sessizliği ve geleceğin kaçınılmaz yüzleştirmesi üzerine düşündüren, felsefi derinliği olan bir metin.
Ancak bu evin gün doğumuna bakan tarafı değil de gün batımına bakan bir damı olmasaydı bugün sizlere kitaplar hakkında herhangi bir söz söyleyemeyebilirdim. Evin damındaki o ahşap masada günbatımına her baktığımda hüzünlenmem ve kitaplarımı masaya yaymam için konulmuştu sanki
Picasso'nun sözünden ilhamla, hayatın özünü sorgulayan düşündürücü bir metin. Gerçek hediyelerin illa parlak olmadığını, çoğu zaman acılarımızda gizlendiğini anlatıyor. Yeteneklerimizi keşfetmenin ve paylaşmanın zorluğunu, ancak verdikçe çoğaldığını vurguluyor. Hayatın "Ne verdin?" sorusunda saklı olduğunu ve bazı insanların, taşıdıkları derinlik nedeniyle geç açtığını hatırlatıyor. Sabır ve kendini keşif yolculuğuna
Gerçek şu ki, insanları kaybetme, üzme korkusu ya da onların ihtiyaçlarını karşılama ve yetersiz arkadaşlıkları sebebiyle; yalnızlığı, sessizliği tercih ediyor oluşunuzun tek sebebi kafanızdaki; mı acaba ve birtakım endişelerden başka bir şey değildir. Kaygı ve endişenin insanı insanlıktan çıkardığına onlarca kez şahit oldum
hayatta insanların sözleri ile davranışları arasındaki tutarsızlıkları siz değerli takipçilerime kaleme aldığım bu yazımda elimin yettiğince dilimin döndüğünce anlatma gayretine girdim diyorum ki siz siz olun hayatınızda çelişkileri barındırmayın
Button doğduğunda adeta bir mahluk gibi, korkunç bir yaratığa benziyordu. Yaşlı biriydi, sıra dışıydı ve bildiğiniz sahtekâr bir o kadar da tehlikeliydi. Hayatı, bu dünyada süregelenin tersine işleyerek her geçen gün daha da genç görününüyordu. Hakikaten çok tuhaftı bu.
fırtına öncesi sessizlik, insanlar arasında bu deyimin bir öfke patlaması yaşanacağının hissedilmesi anından itibaren kullanılmaya başlanmasıdır
Varoluşun yarattığı sıkıntıları, problemleri, acıları, soruları çözümlemenin tek bir yolu var: Varoluşçuluk. Özgür düşünceye dayanan, her türlü otoriteyi reddeden, insana varoluşunun farkında olmasını sağlayan bir varoluşçu anlayış.
gelenek, görenek bir toplumun yıllar hatta asırlar öncesinden kalan örf ve adetlerini içermektedir.
İskelesine gitmeden önce kenarına yaklaşın ve kenarından su içen karıncalara bir bakın. Onlar giriyorlar mı yüzme bilmedikleri halde, girmiyorlar, sadece su içiyorlar kenarından. Kediler giriyor mu denize yüzme dilmedikleri halde? Ayak parmaklarınızı şöyle bir değdirin ve denize ısınmaya çalışın. Burada brrrrrrrrrr çok soğuk, sesi çıkarmak serbesttir... İnanın o
Belki hayat telaşından ya da yorgunluk, kim bilir, an olur , derin bir uykuda kalmak ister insan. Gözleri kapalı, lakin uyanık, öylece durmak ve yalnızlığında boğulmak ister.
Kapatır tüm kapıları, perdeleri çeker, düşüncelerden, sorulardan kaçıp saklanacak yer arar. Kendi karanlık sığınağında ruhunu özgür bırakıp yitmeyi diler
Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın
Ben hep kendimce, kendi bildiğim salt yolda ilerledim Bu yolda haklı çıktım mı? Çıktım. Yine haksız çıkıp bu yolda bedeller ödedim mi? Ödedim. Sor bana pişman mıyım? Değilim tabi ki Niye? Ben öyle istedim, yaşadım, hissettim ve öğrendim.
Enis Batur