Bir Hayat Nasıl Yaşan (Il) Maz
Çok güzel yaşamak. Her nefeste ruhunun diğer yarısına sarılmak muhteşem.
Muhteşem hayat, sen onu nasıl yaşarsan
"Kurgu, hakikatin içindeki gerçeği anlatır. — Albert Camus"
"Kurgu, hakikatin içindeki gerçeği anlatır. — Albert Camus"
Çok güzel yaşamak. Her nefeste ruhunun diğer yarısına sarılmak muhteşem.
Muhteşem hayat, sen onu nasıl yaşarsan
Varoluşun yarattığı sıkıntıları, problemleri, acıları, soruları çözümlemenin tek bir yolu var: Varoluşçuluk. Özgür düşünceye dayanan, her türlü otoriteyi reddeden, insana varoluşunun farkında olmasını sağlayan bir varoluşçu anlayış.
Yapayalnızsın! Dört duvar arası bir pencereli küçük bir odada. Kilitli kapılar ardındasın. Sen ve sana bakan duvarları seyredip ağlayacaksın. Uzaklardan, ta uzaktan kopup geldin. Ana, baba, sıla ve yardan ayrıldın. Artık garip bir kuşsun bu gurbet odasında. Kanadı kırılmış, mecali kalmamış yaralı bir kuş Bağrına gurbet adlı hançer
fırtına öncesi sessizlik, insanlar arasında bu deyimin bir öfke patlaması yaşanacağının hissedilmesi anından itibaren kullanılmaya başlanmasıdır
Ne kadar anı, ne kadar ayrıntı varsa büyüyor, hayali başka bir şey yaratıyor sanki. İçimde kendisiyle başbaşa kalmış tuhaf tuhaf karakterler.. Ya da kentin tamamı ruh sağlığı hastanesi, boyutlarını ancak deli edenlerin bildiği
İskelesine gitmeden önce kenarına yaklaşın ve kenarından su içen karıncalara bir bakın. Onlar giriyorlar mı yüzme bilmedikleri halde, girmiyorlar, sadece su içiyorlar kenarından. Kediler giriyor mu denize yüzme dilmedikleri halde? Ayak parmaklarınızı şöyle bir değdirin ve denize ısınmaya çalışın. Burada brrrrrrrrrr çok soğuk, sesi çıkarmak serbesttir... İnanın o
fikir ayrılıkları, insan yaşamında belli bölünmelerin başında gelen sebeplerden bir tanesi olarak gösterilmektedir.
Vaktiyle Sakaryaspor; kendisinin yıllar sonra en iyi seviyesindeyken, arkasını toparlayacak düzgün bir kaleciyi bir türlü bulamadı... Niye? Kalecileri hep falsoydu... Kah bilekleri burkuluyor, kah topa vurdukları için sakatlanıyor, kah ise inatları inat olduğundan, beş golü dahi kalelerine almaktan çekinmiyorlardı.
Button doğduğunda adeta bir mahluk gibi, korkunç bir yaratığa benziyordu. Yaşlı biriydi, sıra dışıydı ve bildiğiniz sahtekâr bir o kadar da tehlikeliydi. Hayatı, bu dünyada süregelenin tersine işleyerek her geçen gün daha da genç görününüyordu. Hakikaten çok tuhaftı bu.
23 Nisan vesilesiyle çocukluğun ve çocuk kalmanın önemini anlatan, içten bir yazı. Yazar, her yaşta aslında hepimizin birer çocuk olduğunu ve hayatta karşılaştığımız zorluklara rağmen yolumuza devam etmemiz gerektiğini samimi bir dille anlatıyor.
keşke; insanoğlunun yaşamını elinde tutan, büyük küçük bütün pişmanlıklarını sığdırdığı bir kelimeden ibarettir.
İnsan hayatındaki seçimler, korkular ve değişimler üzerine samimi bir düşünce akışı. Yazar, kendi deneyimlerinden yola çıkarak, okuyucuya cesaret verici bir mesaj iletiyor: Hiçbir şey için geç değil ve korkularımızla yüzleşmek, değişimi kucaklamak için her zaman bir şans var.
Ben hep kendimce, kendi bildiğim salt yolda ilerledim Bu yolda haklı çıktım mı? Çıktım. Yine haksız çıkıp bu yolda bedeller ödedim mi? Ödedim. Sor bana pişman mıyım? Değilim tabi ki Niye? Ben öyle istedim, yaşadım, hissettim ve öğrendim.