Cahil
İnsanlar korkularını karıştırdılar. Tepe gözlerden, gul yabanilerden sonra arıdan, sinekten korkmaya başladılar. İlginçtir, insandan korkmaya başladılar. Haddini bilmek ne kadar güzel...
"Herkes ölümsüzlük ister, ama kimse sabah 02:00'de uyanıp çalışmak istemez." - Douglas Adams"
"Herkes ölümsüzlük ister, ama kimse sabah 02:00'de uyanıp çalışmak istemez." - Douglas Adams"
İnsanlar korkularını karıştırdılar. Tepe gözlerden, gul yabanilerden sonra arıdan, sinekten korkmaya başladılar. İlginçtir, insandan korkmaya başladılar. Haddini bilmek ne kadar güzel...
agzımda ısırdığım günahın tadı dudaklarımın kenarında....
zamanın sana yazılı çırpınışlarındayım ....
saklamaya gerek görmediğim günahıma....
\--------------------------------------------------------------------------------
Keskin, metalik bir koku vardı rüzgarda. Bu koku herşeyi bastırıyordu. Çürümüş tahta kapıların, yol kenarındaki çöplerin, kadınların ve erkeklerin parfümlerinin kokularını
Sabahları gözümü açar açmaz, kedilerin ve itlerin mamalarını hazırlıyor, birbirlerini kaşımaktan sırtları kanamış tiplerin yerdeki sülüetlerine basmamaya çalışarak apar topar ofise gidiyordum.
Dedim ya, biraz sarhoşum, çok ama çok keyifliyim. Kendimi o cam gibi su gibi duyumsadığım anlardan..Onu izliyorum, o çikolata tadında ki gülümsemeye bakıyorum. Son aylarda ki gelişmeleri, saniye saniye, sözcük sözcük, duygu
Güneşin orada olduğunu biliyordum. Asık suratlı, gri mizaçlı bulutların ardında... Bizim onu özlememizi bekliyordu sanki. Hava bile kendi soğukluğundan rahatsız olmuştu. Buğulanmış camlar, içerinin sıcak olduğunun en güzel kanıtı, benim de huzur kaynağımdı.
Kaybettiği yolunu saatlerdir arayan birisinin bezginliği yüzünde izler bırakmıştı. Yılgın gözler; boş boş baktı. Masada oturan lisedeki hocasının yanına geldi. Selam verdi ve oturdu.
Sesimiz yok oluyor onca insanın arasında, hırsımız biraz daha bileniyor sadece. Amelelere sigara dağıtıyoruz, ama patronun yakasına yapışır gibi yürekten. Elimizdeki en büyük adalet, tek dal sigara... Bizim olmayan denize karşı, ciğerlerimizin bizim oluşunu dibine kadar kutluyoruz.
Herkes gündelik yaşamın hay-huyunda, herkes işinde-gücünde;
mutlular mutlu-mutsuzlar mutsuz. Ama yine de insan gibiler.
Ben, insan gibi olamıyorum.
Kimse görmüyor ama ben farkındayım ‘büyük son’un,
o kıyametin gelip-çattığının.
...
Bencillik diz boyu. Etrafımdaki herkes bencil. Onların etrafındakiler de bencil. Ben de bencilim, sen de. Kişisel bir olay değilmiş bu, meğer insanoğlu bencilmiş...
ANLAM BİTTİ...! Lucifer, sadece bir kutu dolusu çamur kaldı, ve hayatı yeniden yoğuracak TANRI YOK ARTIK LUCİFER...
Vilayetteki sinemalara yabancı film olarak önceleri sadece Hint filmleri gelirken, sonra Amerikan ve Avrupa menşeli filmler gelmeğe başlıyordu. Fakat yerli senaryolara alıştığım için, yabancı filmler bana, sanki tam olayların ortasında bitiyormuş gibi g
Giren çıkan, çöküp kalan, çekip gittiği halde hala oradaymış gibi ter kokanlar ve saçları yağlı olanlar benim evimdeydiler artık.
Bleki zamanın bir anda düsündiklerinizi söylemek kadar zor bir sey olmasa gerek, ki ama anlmasiz olarak dunyada belki bir zaman mekanını bulmak
Gökyüzünde dünyayı yaşarken sonsuz özgürlüğümle birlikte, yaşamı arıyordum ne olduğunu bilmeden... Bir su damlasıydım, güneşin ışıklarında renklerle oynayan, karanlıklarda yıldızlarla konuşan... Mutluydum rüzgârla birlikte maviliğe savrulurken, mutluydum
Ey Lefkoşe, kalmış bize ancak bir ucun;
Gitmiş yarıdan fazlası on bir burcun…
Elden çıkacak yavaş yavaş eldeki de
Gülmezse bugün yarın mukadder yolcun.