"Yirmi yedinci Mayıs ve hala dünya dönüyorsa, demek ki henüz yeterince saçmalamamışızdır." - Douglas Adams"

Ruhsal Tadilat - 2

... Bencillik diz boyu. Etrafımdaki herkes bencil. Onların etrafındakiler de bencil. Ben de bencilim, sen de. Kişisel bir olay değilmiş bu, meğer insanoğlu bencilmiş...

yazı resim

Dünya dar geliyor bazen insana. Sığamıyorsun şuncacık dünyaya. Anlamını yitiriyor herşey biranda... Ne insanlara güzel görünmek için taradığın saçın bir anlamı kalıyor, ne de aynanın karşısında geçirdiğin zamanın. Bir kariyer sahibi olmak için harcadığın yılların da bir anlamını bulamıyorsun. Gülüşün anlamsız, ağlayışın, hüznün, sevincin anlamsız.. ufak çıkarlar peşinde koşanların doldurduğu, mutluluklarını -kendince mutluluklarını- başka insanların mutsuzluğu üzerine kuran insanların hüküm sürdüğü şu dünya anlamsız.
"Ben kimim? Burası da neresi? Ne b.k yemeye geldim bu dünyaya?"

Bencillik diz boyu. Etrafımdaki herkes bencil. Onların etrafındakiler de bencil. Ben de bencilim, sen de. Kişisel bir olay değilmiş bu, meğer insanoğlu bencilmiş. İnsan olmanın doğasıymış bu, geç farkettim. Ümit Yaşar'ın bahsettiği bir "insan yanımız" var ya ; işte o da bu duygu üstüne kurulmuş. Birbirinden basit "ego"larla süslenmiş.

Egolarımızı tatmin etmek için yaşıyoruz biz. Kendimiz için yaşıyoruz biz. Kendimiz için yaşıyoruz. Biz ve egolarımız. Hastalarımızı iyi etmek içim doktor olmuyoruz, "doktor bey" ünvanı için hastalrı iyi ediyoruz. İnsanlara yardımcı olmak için avukat olmuyoruz...

Peki ne yazıyorum ben? Kime yazıyorum, niye yazıyorum? Kendim okumak için mi yazıyorum.. Başkası okumdığı sürece ne anlamı olacak bu yazının. Başkası okuyunca bana ne yararı olacak.. Güzel olduğunu söyleyince kabaracam heralde... Sadece bu kadar mı... Yine basit egolar yani. Başkası okumayacaksa ben niye yazıyorum... Bak hâlâ yazıyorum... Sanırım ben kafayı yiyorum

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön