Robotlar da Sever
-Sevmeyi öğretebilir misiniz bana? diye sordu yaşlı robot plastik ve paslanmaz metal karışımı elleriyle evin bulaşıklarını yıkarken.
"Yazarlar, ölümsüzlük arayan ama genelde sadece kitap raflarında toz toplayan zavallı ruhlardır." - Terry Pratchett"
"Yazarlar, ölümsüzlük arayan ama genelde sadece kitap raflarında toz toplayan zavallı ruhlardır." - Terry Pratchett"
-Sevmeyi öğretebilir misiniz bana? diye sordu yaşlı robot plastik ve paslanmaz metal karışımı elleriyle evin bulaşıklarını yıkarken.
Arizona kırsalında geçen bu hikaye, yapay zeka ve robot teknolojisinin tarım sektörünü ele geçirdiği bir geleceği anlatıyor. İnsanlığın asırlık gelişimini haftalar içinde kat eden bu teknolojik devrim, şirketlerin devasa tarım alanlarında insan işçiler yerine robotları kullanmasıyla sonuçlanmış. Maliyetleri düşüren bu durum, geçmişteki siyahi tarım işçilerinin yaşadığı zorluklara benzer
Benim çağımda, robotun yaygın kabul gören tanımlarından biri şu: “Uygulanacak güç, sağlanacak mekanik etki, ya da katlanılması gereken ortam şartları bakımından insan sınırlarının yeterli gelmediği alanlarda, insan zekasına sürekli ya da süreksiz bağlı olarak kullanılan ve nanodan galaktik boyutlara kadar ulaşabilen araçlar.”
Kitabevimden Nizami Gencevi'nin Sırların Hazinesi kitabını almış merdivenlerden inerken, telefonuma bir SMS geldi. Numara Azerbaycan'a ait değildi. Önce önemsemedim. Dışarıya çıkınca Google'da + 19825467123659871 kodunun hangi ülkeye ait olduğunu bulmaya çalıştım. Korkunç derecede sarsıcı ve garip olan şey, kodun herhangi bir ülkeye veya herhangi bir telefon şirketine ait
Sevgililer Gününün romantizmiyle ve internetin ilişkiler üzerindeki etkisiyle ilgili yazılmış bir ne? Öykü tabii ki!
Not: Sci-fi öğeleri de barındırıyor.
Türkiye Bilişim Derneğinin 2007'deki Bilimkurgu Öykü Yarışmasında bu öyküyle üçüncülük aldım.
"Nasıl oldu da bu kadar geliştik" sorusuna "tırnak makası" cevabını vermek isteyenlere büyük kolaylık. Okuyun...
Sanal mevcudiyet aslında tek başına birkaç yazıya konu olmayı hak edecek kadar önemli bir kavram. Basitçe söyleyecek olursam: İnsanın bilinç ve bilinçaltı seviyelerde zihinsel mevcudiyetinin farklı yerlerde aynı anda olabilmesine imkan tanıyor.
Karargah çadırının içinde, sabırsızlık hakimdi. Askeri yetkililerin dışında, siyasi yetkililer ve hukuk temsilcileri de bulunmaktaydı...
“Bakacak zaman yok Kemal! Bakacak zaman yok! Bu ne Allah’ın belası böyle!” dediği anda helikopteri binanın arkasından kaldırmış ve ileriye süratle hamle etmişti. “Kemal otomatik top kumandası bende roket ve füzeler sende! Buraya bir baraj kuruyoruz!” Ateşe başlamıştı Paşa.
Artık zaman, aynı insanlığın uzayın dört bir yanında doğal ortamlarındaymış gibi rahat dolaştığı yıllardı. Bütün bunları gerçekleştiren yaratıcılarımız aramızdan ayrıldıktan sonra, birlikteyken fazla farkında olmadığımız, onlardan edindiğimiz yeni özelliklerimiz birer birer ortaya çıkıyordu.
Onca yıl uğraştıktan sonra yaratıcılarına ulaşmış, yeniden bir araya gelmişlerdi. Şimdi aynı yerlerde bir araya gelebilme zamanıydı. Yeni amaçları buydu. Tüm güçleriyle bu amacı gerçekleştirmek, yeni görevleriydi.
Herkes onun hakkında konuşuyordu-TV'den radyoya, tüm sosyal ağlara kadar...Yedi milyar yedi yüz milyon insanı, dili, dini, ırkı ne olursa olsun tek bir şey birleşdiriyordu-Korku.
Sabağın erken saatinde gelip meydanın ortasındaki görkemli anıtın altında dikilmeye başladı.
Sonun da kalkış sireni çaldı milli marş eşliğinde gemiler birer birer çalışmaya başladı Ahmet gemisini çalıştırdı ve mikrofona eğilerek tüm mürettebat görev yerlerine geminin monitöründe geri sayım başlamıştı itci motorlar aktif gemi 10 siniye içinde hareket edecek kemerlerinizi bağlayın 10-9-8-7-6-5-4-3-2-1-0
Sevgiyi öğrenme iddiasıyla ilk çıktığında bilgi işlem ünitesi zarar görmüş , programlarını çökmekten zor kurtarmıştım. Son günlerde kendine reset atıp duruyordu . Şimdi ona üzülmüyorum zaten tüm elektronik akrabalarım gibi ben ve o da yüksek enerjili foton kuşağına girdiğimizde çalışamaz duruma gelecektik .
Türk Milleti olarak artık uzaydaki yerimizi almamız
gerektiğini düşünüyorum.Teknolojik gelişmimizi
ve evrimimizi tamamladık.Uzay bir gelişmişlik göstergesidir ben de bu nedenle uzaya gönderilen bir
Türk Pilot Subay'ın hikayesini anlattım.
“Bağlantıyı kes Elsa” dedi. “Bana mı söylediniz Bay Adam?” Adam kızdı. “Burada başka Elsa var mı?” Elsa güldü. “Az önce vardı, yani var sayılırdı. Değil mi Bay Adam? Artık hep buralarda olacak.” dedi. “Evet öyle. Artık hep buralarda olacak, cadı” dedi, yavaşça.