Öykü > Bireysel
An
Pink Martini çalan...Önce Latin çalarken, sonra caz, sonra da alçak gönüllü bir Japon ezgisi çalışıyor... “Kikuchiyo to Mohshimasu” ezginin adı...
Gündüz Düşü
Yarım kalan bir gündüz düşü ile gece yalnızlığının hüzünlü
öyküsünü yazmaya başlamış, bir düş, bir yalnızlık
şarkısını söyleyen küçük kadın.
Düşleri Siyah Kadın
Kimse tarafından sevilememek ihtimalinin yarattığı bunalımla örttü üstünü ve uykuya daldı. Ama bu her zamanki uyku halinden daha farklıydı. Bilincinin açıklığını hissediyordu. Sadece bedeni sessizliğe gömülmüştü. Dışarıdan bakan biri uyuduğunu sanırdı. Ama içerideki kişi uyumadığını biliyordu.
Gecenin Sukuneti
Az sonra ses tonu daha da yükseliyor daha önce hiç duymadığım bir ses oluveriyor öyle ki sigara dumanının boğduğu ve kalınlaştırdığı sesine aracı olan her bir kelime her bir ifade gecenin karanlığının ve sessizliğinin, soğuğunun egemenlik sürdüğü bu sokakta adeta bir kurt ulumasını andırıyor ve her bir cümlesi
O
Sabah kalktığımda kendimi hemen dışarı atmak hissiyle yanıp tutuşurken , o engel oluyor bana.Kim mi ? O işte.
Elinde ki hançeri yüreğime saplasa kanımın bile akmayacağını düşünüyorum . Niye mi ? Akmayacak işte . Sokaklara çıkıp haykırsam “katili
Hüzün Dolu Bir Geçmiş
Tam 35 yıldır bu evde yaşıyor, bu mahallede geziyordu. Dile kolay 35 yıl. Cahit Sıtkı Taranca’ nın dediği gibi, insan yaşamı denen yolun yarısı kadar. Kimler gelip geçmişti de bu mahalleden bir tek o kalmıştı mahallenin demirbaşı gibi.
Aynı Mekan
Odada ilk göze çarpan, gelişigüzel alınmış eşyaların kahverengi tonlarının uyumuydu. Sanki gercekte tek bir rengin yaşanmışlıklarla oluşan tonlarının uyumu. Her dokunulan yeri bu rengin bir tonunu almış ve sanki her yerine dokunulmuş odanın.
Yaşamakla Birdir Ölüm
Adını dahi duyunca tüyleri diken diken eden bir durum, bedenin buz, ruhun bir kuş hali “ÖLÜM”…Yaşam, kıyasıya bir mücadele; ölüm ise bu mücadelenin kaybedilmiş, sesin sessizliğe, hareketin imkânsızlığa dönüştüğü hal.
Otantik Eğitim Metodları
"Bilgece yap. Yani koruyarak. Yani için titreyerek. Yani yıkılmasın diye. Tutkuyla yap. Sana verilen yaşama gücünü kullan. Yılmadan, bilgece ve tutkuyla. Önce yap, sonra açıklarsın."(İ.Özel)
Kiyiya Vuran Siseler
Insan, duslerinin ardi sira gitmelidir; cunku insan inanirsa kavusmayacagi hayal yoktur. Sude, denizi ve aski istedi. Gustavo da hep inandi. Tanricalar dahil tum evren yardim etti onlara ve herkes dusledigine kavustu.
Mektup
Farkli bi veletti basindan beri. Deli ederdi, sabirlarini sinardi adeta. Dedigi dedik oldu hep. Hep baskaldiridi, isyankardi. Dunyayi sevmiyorsa bu haliyle, pesetmege niyeti yoktu, degistirecekti. Denizi kaplara sigdirmak olur muydu. Keske olaydi, komsunun cocugu gibi olaydi da Denizi, ayrilmayaydi yanlarindan. Oturaydi dizini kirip, evleneydi de torun vereydi keske.
Gidenler ve Arkalarında Bıraktıkları
...Bizim apartmanın içi rutubet kokar.Ağabeyim bu kokudan nefret ederdi bir de meraklı komşularımızdan..
Unutulmak
yaşı yoktur sevmenin/sevilmenin.yedisinde yetmişinde sever insan .sevgi bekler her zaman.kalır sürekli ukdesinde; Korkar adeta unutulmaktan...sevmek/sevgiyi paylaşmak adına...
Beş Dakika
Tarih öncesi devirlerden beri seni sevdiğimi bilirdim her nasılsa. Mağaralara resimler yapan ilk insanlar gibi kazırdım adını defterlere, kitaplara, paragraf boşluklarına, sayfa aralarına, sayfa numaralarının yanlarına, fiziğe, kimyaya, matematiğe, tarihe. O zamanların lise müfredatındaki hemen her ders kitabında sana dair bir şeyler bulmak mümkündü. Harflerle resmini yapmaya çalışmak
Kümeler
Son Eklenenler
-
01
-
02
-
03
-
04
-
05
-
06
-
07
-
08
-
09
-
10
-
11
-
12
-
13
-
14
-
15
-
16
-
17
-
18
-
19
-
20
KİTAP İZLERİ
İyilik
Şebnem İşigüzel