Gece (M )
bana verdiğin ilacı içiyorum uyuyorum yani, bak dönüp dolaşıp yine kapında hem şah hem köleyim
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
bana verdiğin ilacı içiyorum uyuyorum yani, bak dönüp dolaşıp yine kapında hem şah hem köleyim
Hikaye basit..
Ama hergün yeni baştan tekrar tekrar yaşanıyor bir yerlerde!
Yaklaşık bir metre doksan santim boyunda, en az yüz yirmi kilo ağırlığında bir adamdı Koca Veli Efe
Dur gitme bekle biraz. Sana ait hiçbirşey kalmasın bende. Al götür yüreğimi. O hiç benim olmadı ki ...
Bir erkeğin içinin karmaşası.Bunu anlatmak istedim daha doğrusu anlatmaya çalıştım.Ne üstüne vazife demeyin sadece deneme.
Hepimizin idealize ettiğimiz kimseler vardır...onları idealize ederken insani yönlerini görmezden geliriz başka bir deyişle kendimize göre 'olması gereken standartlar'ımıza uymalarını bekleriz...
ıssız, ıpıssız bir adada, yaşamın kıyısında bir yerlerdeyim. açıklardan gemiler geçiyor irili ufaklı, görüyorum. el sallasam görecek, bağırsam duyacaklar belki; ama fark edilmek, fark edilip buradan kurtulabilmek için çaba göstermeyi çoktan bıraktım. sonsuza dek burada kalabilirim.
Kalbinin derinliklerinde deprem olurken, depremin sarsıntıları midesinde kasılmaya ve gözyaşlarının ardı arkasına akmasına yol açıyordu. Yalnızlık hissiyle kavrulan bedeni bütün uyarıcılara kapalıydı. Gayesizliğinin ötesinde ışıksız kalan kuşlar gibi sağa sola çarpıyordu.
Motor henüz hereket etmiştir ki mendireğe yönelir bakışlarım. Üzerinde yazılanları okurken ilkgençliğimi hayallemeye başlarım farkında olmadan. On küsür sene öncesini. Devrimci olmaya çalıştığımız hatta zaman zaman kendimizi devrimci sandığımız günlere dalarım. Kocaman bir poşet bira eşiliğinde yaptığımız sohbetlerde alkol tüketimimize mazeretler bulabilirdik de konuşmanın telaşlı yüreklerimizin daha hızlı
Yer, gök, kış, kıyamet. Günler kısaydı; hemencecik akşam oluvermişti işte. Ev ile ahır arasında mekik dokuyordum. Bir Canıman’ı, bir de atı yokluyordum. Ata suyunu, yemini verip tekrar kızın yanına koştum. Çocuğun öksürüğü devam ediyordu. Anası yakama yapıştı; daha ne bekliyorsun, ölsün mü istiyorsun diye bağırdı.
Karanlığımın dibinde şiirlerimi buluyorum; sahte şiirlerimi. Alıp onları boşluğa savuruyorum. Sahte olduklarını hissettirircesine madeni bir sesle yere düşüyorlar.
anlamsız savaşlarımız anlamsız barışlarımız
hükmü olmayan direnişlerimiz
inaatlarımız var
mutluluk nedir diye sorgulamak istedigimizde ise
kısa ve net cevap mutluyum hacı ya oluyor
Gözün baktığı yerlerin, kişilerin ardında neler yatar? Düz, sıradan insanların hikayeleri de vardır. Bakmak değil görmek gerekir çoğu zaman.
bir parkta annesini bekleyen, sokak adamının hikayesi...ve sarhoş kusmukları, naraları, işemeleri
gölgesinde beklenen güzel yüzlü aydınlık kadın...anne
"Öyküm tüm yol insanlarına. Çünkü bu yazı bir yoldan geçmeyen çok insan için, hak ettiğinin tam tersine oldukça yüzeysel kalır." derken Mehmet Cem UYSAL, tam anlayamamıştık, ağırdı sözler. Okuyunca... Çok kaliteli bir yapıt "Son Kadeh".
Sizce eski ile yeni kavramlar ne kadar farklı? Ya da gerçekten bir farklılık var mı? Yoksa şimdi olan şeyler daha mı iyi? Peki ya eskisi...