"Bir hikâye, insan ruhuna bırakılan mektuptur. — Neil Gaiman"

Öykü > Bireysel

dramatik

Palyaço

.... Artık sıkılmaya başlamıştım. Kaçıncı sigara parmaklarımla dudaklarım arasında gidip gelmekteydi bilemiyorum.

karamsar

Korku Kuyusu

Buraya gençliğindeki mutluluğu tekrar bulmaya gelmişti. Yola çıkarken, mutluluğunu burda unuttuğunu düşünüyordu. Anılarını sıraya koydu, görevlinin
getirdiği çayı yudumlarken. Uzun uzun, saatlerce tebessüm ederek izledi bütün anıları, kaçıncı çayını ve siğarasını içtigini oda bilmiyordu. Fakat yinede
hayatını kabusa çeviren, mutsuzluğun sebebini bulamamıştı anılarının arasında.

nostaljik

Çaylarınız şirketin ücretsiz ikramıdır

Hoparlörden cızırtılı bir ses yayılır ansızın:
İzmir'den Ankara'ya gitmekte olan Anadolu Turizm'in değerli yolcuları, Kula terminaline hoş geldiniz, kaptanınız yarım saat yemek ve ihtiyaç molası vermiştir. Çaylarınız şirketimizin ücretsiz ikramıdır.

karışık

Kahvaltı Sofrası

zaten o zamanlar her şeyden utanıyordum. hiçbir eksiği olmayan üniformamdan, her sene yeni alınan ayakkabılarımdan, pantolonumdan, bacaklarımdan, babamın bıyıklarından, evimden, kendimden

karışık

İstasyondaki Yabancıyı Tanıyorum

Hiç tanımadığım bir insanı bu kadar düşünmek, onu kafamda istediğim gibi şekillendirmek, istasyonda göremediğimde ağlarcasına üzülmek...Tuhaftı tabii ama, ben bu tuhaflıklarımdan besleniyordum o zamanlar.

üzgün

Uykusuz Yazıcının Küçük Kahramanı

Küçük kızı yıllardır izliyordum ,bu hikayenin baş kahramanı olmayı çoktan haketmişti. Vazgeçilmişliğin ve unutulmuşluğun eşiğinde küçük bir yürek... Duygu sömürüsünden uzak , çocukça bir bakış açısıyla depresyona sığınan annesine sıraladığı kelime oyunları... Ezberbozan çocukluk hallerinizi bir de bu küçük kızın sözcüklerinden dinlemeye ne dersiniz?

üzgün

Terin Donu

Yer, gök, kış, kıyamet. Günler kısaydı; hemencecik akşam oluvermişti işte. Ev ile ahır arasında mekik dokuyordum. Bir Canıman’ı, bir de atı yokluyordum. Ata suyunu, yemini verip tekrar kızın yanına koştum. Çocuğun öksürüğü devam ediyordu. Anası yakama yapıştı; daha ne bekliyorsun, ölsün mü istiyorsun diye bağırdı.

karışık

Salyangoz

Salyangoz bir simge. Öykünün başındaki iki resimden birisi kabuğuna çekilmiş, diğeri ise kabuğundan çıkmış bir salyangoz. Şehirler de böyle. İşte bu öykü kabuğuna çekilmiş bir şehirden yola çıkıp tüm dünyadaki düzensizliğe bir üniversite öğrencisi bakışını sunuyor. Öykünün başındaki iki resimi çizen arkadaşım İlker Ketre'ye teşekkürler.

üzgün

Alacakaranlık

bir zaman önce yazdığım ama çok sevdiğim bir hikayeydi bu. hayatı bilmeyen birine hayatı anltamak gerekseydi neleri anlatırdım diye düşünürken çıkıveren bir hikaye...

üzgün

Karadeniz

...Sümerbank pazeninden dallı güllü, beli lastikli bir etek vardı ayağında...

nostaljik

Geçmiş Bahar Senfonisi

"Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken...
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden. "

üzgün

Ben Kimim?

Bir kadının ailesini mutlu etme, iş'ini iyi yapma ve çalışanları tarafından seviliyor olmasına rağmen iliklerine kadar hissettiği yalnızlık, umutsuzluk ve bunalım

korkutucu

Düş

Düş mü gerçek mi anlamak zor aslında hayattın da bazen düşmü gerçek mi olduğu anlaşılmaz aslında.

üzgün

Gecikmiş Papatyalar

Bak bunu sana pek söylemezdim ama, çok güzeldin, çok güzel... Dipdiri ve yumuşacık. Sana baktıkça kendi bedenimden iğreniyordum ben ve sana ayak uyduramadığımdandı bütün huysuzluğum.

Başa Dön