Günaydın Canım
Sabah oldu canım uyan. Gözbebeklerini görmek istiyorum. Yeni bir gün, yeni bir ten, yeni heyecanlar demek isterdim yüreğim sıkışmış sana bakmaya doyamamanın
"Bugün 17 Haziran 2026. Ve evet, hala o 'bir gün' gelmedi. Sanırım takvimler de yalan söylüyor." - Douglas Adams"
"Bugün 17 Haziran 2026. Ve evet, hala o 'bir gün' gelmedi. Sanırım takvimler de yalan söylüyor." - Douglas Adams"
Sabah oldu canım uyan. Gözbebeklerini görmek istiyorum. Yeni bir gün, yeni bir ten, yeni heyecanlar demek isterdim yüreğim sıkışmış sana bakmaya doyamamanın
İlk defa ne zaman mutlu olduğumu hatırlamaya çalıştım, Film şeridini geriye sardırdım. Çok küçüğüm, soğuk bir kiş gününde babamla bir parktayız,lapa lapa kar yağıyor. Elim babamın fırından yeni çıkmış ekmek gibi sımsıcak kocaman elinde. Ben bir sağa bir sola seğirterek ellerimi ısıtıyorum. Bu keşfimden, sonraları da hep yararlandım.
zaten o zamanlar her şeyden utanıyordum. hiçbir eksiği olmayan üniformamdan, her sene yeni alınan ayakkabılarımdan, pantolonumdan, bacaklarımdan, babamın bıyıklarından, evimden, kendimden
Hiç tanımadığım bir insanı bu kadar düşünmek, onu kafamda istediğim gibi şekillendirmek, istasyonda göremediğimde ağlarcasına üzülmek...Tuhaftı tabii ama, ben bu tuhaflıklarımdan besleniyordum o zamanlar.
Benim sokağıma ulaşabilmek için içi ten dolu araçlara gerek duymazsınız.Bizim sokağın hikayesine ulaşabilmek için; karanlığın otomatik bir lambayla kaybolduğu apartman merdivenlerini, boş arsaları, korna çığlıklarını, yürüyen çanta ve kitapları, başıboş müzikleri, tuşlanarak gönderilen sevgi sözcüklerini itina ile geride bırakmalısınız.
Sanırım tan ağarmakta. Beni yıkıntılarımın içinden çekip bir bütün halinde yere fırlatıyor N. İnfaz tarihim ikiye bölünmüş. Büyük yargıç M. hücrede fazla beslendiğimi düşünmüş olsa ki
Siyah bir noktayım, bunca noktalar arasında, bunca kalabalık arasında yanlızca daha bir koyu daha bir acı, bu yüzden akordum bozuk. Bunca yazılan yarım. Kimim neyim sorusunun dayanılmaz gerginliğini, kentlerin orta yerinde yaşamak ve çaresiz bu çılgınlığa katlanmak....
Yağlı ekmeğin insan yaşamında yeri kocamandı ve onu haketmek için çok şey yapmak gerekti.
Şehrin kedi ve köpekleri, çocuklar ve yoksul insanlar boş arazilerde kesilip parçalara ayrılan hayvanların etrafında yutkunarak günlerdir süren bu kutsal şöleni en küçük ayrıntısına kadar takip ettiler.
Belediyedeki görevine başlayalı henüz birkaç gün olmuştu. Gelen gidenler, tebrik ziyaretleri, bütün gününü alıyordu.
Bugün iyice anladım mevsimin döndüğünü, erkenden attım kendimi dışarılara. Babam arkamdan babacan babacan seslenedursun...
Bak bunu sana pek söylemezdim ama, çok güzeldin, çok güzel... Dipdiri ve yumuşacık. Sana baktıkça kendi bedenimden iğreniyordum ben ve sana ayak uyduramadığımdandı bütün huysuzluğum.
.... Artık sıkılmaya başlamıştım. Kaçıncı sigara parmaklarımla dudaklarım arasında gidip gelmekteydi bilemiyorum.
Bir kadının ailesini mutlu etme, iş'ini iyi yapma ve çalışanları tarafından seviliyor olmasına rağmen iliklerine kadar hissettiği yalnızlık, umutsuzluk ve bunalım
Bu öykü; birbiriyle hiç alakası ve benzerliği olmayan iki kadının yollarının rastgele çakışması yani tamamen bir tesadüfün sayesinde yazılmıştır ve bu evrende hiçbir şey tesadüf değildir.